21 Haziran 2017

Kırılan Makyaj Malzemelerini Onarma

Geçenlerde makyaj malzemelerimin içerisine bakarken parçalanmış The Balm aydınlatıcıma içim eridi :) The Balm ürünlerini severek kullanıyorum. Neredeyse bütün aydınlatıcı serisi bende mevcut.

Hal böyle olunca atmaya kıyamıyorum ve bende eski haline getirmek için işe koyuldum.

Aydınlatıcımı tamamen bir kap içerisine boşalttım ve iyice ezerek toz haline getirdim. Normalde alkol ile yapılabilen bu yöntemi kolonya ile yapmaya karar verdim. O sırada alkol bulamadığımdan dolayı kolonyayı tercih etmek zorunda kaldım :) 

iyice ezmiş olduğum aydınlatıcının içerisine kolonya ilave ederek çamur kıvamına getirdim. Aydınlatıcının kendi kabının içerisine bu karışımı koyarak plastik kaşık yardımı ile üzerine bastırdım. ardından peçeteyi üzerine kapattım. Bir kaç defa bu uygulamayı yaparak ürün içerisindeki kolonyanın peçeteyle emilmesini sağladım. 1 gece ağzı açık olarak beklettikten sonra ürünün tamamen kuruduğuna emin oldum. İlk günkü gibi olmasa da etkisinden bişey kaybetmedi :)

Aynı işlemi kardeşimin Krylon pudrası içinde uygulayarak makyaj malzemelerini kurtarmış oldum. Bundan sonra parçalanan makyaj malzemelerini atmadan bu işlemi yapıp tekrar kullanmaya devam edeceğim.

Elinizde bu tarz parçalanmış olan makyaj ürünleri var ise bu şekilde bir araya toplayıp tekrar kullanabilirsiniz.

The Balm aydınlatıcımı tekrar kullanacağım için mutlu oldum. Hafif kolonya kokusu kalmış olsada rahatsız edici değil. En azından %100 alkol kullanılmasından iyidir diye düşünüyorum. Artık dibini görene kadar rahatlıkla kullanabilirim :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

19 Haziran 2017

Kabızlık Sorununa Açlık Otu İle Çözüm

Mutlu bir haftaya başlayalım istiyorum. Bu aralar çok fazla yine yazı giremesem de aklımda bir çok yazı var buralara eklemek istediğim. Bu haftaya herkesin mutlaka yaşadığı kabızlık sorunu ile ilgili yazı yazarak başlamak istedim.
Kabızlık özellikle kadınlarda sıkça rastlanılan rahatsızlıklardan biri. Rahatsızlık diyorum çünkü artık çoğu kişide kronik bir yapıda oluyor. Kabızlık rahatsızlığı yaşayan kişiler 3-4 günde bir lavabo ihtiyacını gidiyor. Bu da karın bölgesinde şişliğe neden olabiliyor. Gaz sancıları da eklenince kişiyi gerçekten mutsuz ediyor.

Ben son 10 gündür kabızlık problemim için tesadüfen bulduğum açlık otu ile çare buldum. Bezelyenin kurutulmuş şekli gibi gözüken bu bitki gerçekten kabızlık sorununda işe yarıyor. Sıkça diyet yapan kişilerde kabızlık problemi daha fazla olabilir. Kronik bir rahatsızlık olduğu için hayatı boyunca bu durumdan muzdarip olan insanlar var. Metabolizmanın ağır işlemesinden kaynaklı olan bu durum ileriki dönemlerde çözüm bulunmadığında ciddi sorunlara sebep olabiliyor.
Günde 10-12 yaprak açlık otu ile demlenmiş bitki çayı tüketerek kabızlık sorununu ortadan kaldırabilirsiniz. Benim sıkça karşılaşmış olduğum bu sorun şimdilik bu otla beraber çözülmüş durumda. Her gün düzenli olarak büyük bir kupa içerisine açlık otu yapraklarından koyup üzerine su ilave ediyorum. Bu bitki çayının en güzel özelliğide çay bekledikçe etkili daha da artıyor ve soğuk olarak da içebiliyorsunuz.

Sinameki bitkisinden çok farklı olan bu bitki geçici değil tamamen düzenleyici olarak kullanılabiliyor. İnternetten yaptığım araştırmalarda kilo verilmesine de yardımcı oluyor. Ayrıca yağ hücrelerinin vücuttan atılmasını sağlayarak tekrar oluşmasına engel oluyor. Açlık otunu ramazan boyunca sahurda içiyorum. İftar sonrası çayımı demleyip bir köşede bekletiyorum.
Bu çayı içtikten sonraki gün dışarı çıkmaya pek gayretli olmayın çünkü hafif bir karın ağrısı yaparak kabızlığı ortadan kaldırıyor. Her zaman bitkisel tedaviyi ön planda tutmuşumdur. Kolay kolay ilaç içmeyen biri olarak bu şekilde bitki çaylarını kullanmak daha sağlıklı geliyor.

Açlık otunun hem kabızlığa iyi gelmesi hem de vücuttaki yağların parçalanmasını sağlaması gerçekten zayıflamak isteyenler için de alternatif olacaktır.
Çoğu yerde bitki ile ilgili bir çok yazı var. Ben kabızlık için tercih ediyor olsam da zayıflatmasına da hiç hayır demem hani.
Düzenli olarak tuvalete gitmeye başladım. Bu açlık otunu aktardan veya bitki çayları satan yerlerden temin edebilirsiniz. Çoğu aktarda var zaten. Kabızlık için açlık otu istiyorum dediğinizde elinde olmayan aktarlarda hemen getiriyor. Bunun yanı sıra gaz sorunu ve mide sorunu olanlar içinde iyi gelebilecek olan bitkilerden biri. Öncelikle kabızlık için kullanırsanız mutlaka faydasını göreceğinizden eminim.


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

17 Haziran 2017

Maybelline Affinitone Kapatıcı Serüveni

Bu kapatıcının methine o kadar çok duymuştum ki dayanamayıp altı ay önce almıştım. Şimdi hazır elime geçmişken oturup bu kapatıcı ile ilgili gözlemlerimi paylaşayım dedim. 
Maybelline ürünlerini severim her biri de gerçekten kaliteli ve kullanışlı ürünler. Affinitone kapatıcı o şişirip yere göğe sığdıramadıkları kadar işime yaraması açıkçası. Zaten yarısına kadar kullanmışım.
Gratisin bir indiriminden aldığım bu kapatıcıyı kullanmaya başladığımda başka kapatıcıya ihtiyacım olmaz diye düşünmüştüm. Hem ambalaj hem de kullanımı fırça ile olması kolaylıktı. Fakat istediğim sonucu bir türlü vermedi.

Göz kapaklarımda ve göz altlarımda koyu halkalar olduğu için daha doğal bir görüntü elde etmek adına nemlendirici sonrası göz makyajını yaparken günlük makyajımda tercih ettim bu ürünü. Fakat gün içerisinde kapatıcının özellikle hafif terleme olduğunda göz altı kırışıklıklarını çizgi çizgi yapmış olduğunu gördüm. Kaldı ki göz altlarımda öyle aman aman bir kırışmada yok. Yaş itibari ile olacak olan minik kırıkşıklıklar var. Kapatıcıyı her kullandığımda olduğundan daha fazla kırışıklıkların çizgi şeklinde görünmesi beni sinir ediyordu. Bir de üstüne tekrar yaymaya çalışıldığında daha bir beter görüntü olmasına sebep oluyordu.

Daha sonra bu kapatıcıyı kullanmak için alın ve burun kısımlarıma kullandım. O zaman herhangi bir sorun olmuyor. Özellikle uyduruk bir kontör yapmak daha kolay oluyor.


Açık olayım ürünün o kadar methinden sonra göz altında ince kırışıklıklarda böyle bir durumla karşılaşınca attım kenara ürünü. Çok nadirde olsa kullanmaya çalışıyorum işte. Bir daha alır mıyım? hayır almam. hele bir bitsin ya da kullanım süresi geçsin atayım diye gözünün içine baktıklarım arasında.
Belkide ürün gerçekten çok iyidir benim cilt tipime uymamış olabilir. Çünkü cildim artık kuru bir cilt ne zaman neyin kullanışlı olacağını saptamak çok zor. Bu yüzden içinizde mutlaka deneyipte memnun kalanda vardır. sadece ben sevmedim bu ürünü. Pek anlaşamadık kendisiyle. Yeni aldığım kapatıcılar daha başarılı diyebilirim.


Bu içerikteki görseller ve yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

14 Haziran 2017

Evde Ekmek Kadayıfı Yapılışı

Geçtiğimiz hafta evde ekmek kadayıfı tatlısı yapmıştım. Bu tatlıyı aslında çok seviyorum fakat hazır olarak aldıklarımda hem şerbeti rahatsız ediyor hem de kaymağı çok az oluyor. Bende tatlıyı evde yapmaya karar verdim. İnstagramda tatlımın görselini paylaşmıştım ve özellikle tarifi hakkında sorular gelince bir de blogda yazayım dedim.
ekmek kadayıfı şerbetli tatlılardan olmasına rağmen evde yapıldığında gayet lezzetli bir tatlı oluyor. Birde kaymak yada dondurma tercih edilirse yemede yanında yat oluyor. Aç karnına o kadar güzel gidiyor ki anlatamam :)
Ekmek kadayıfı için ekmek kısmına unlu mamüller üretimi yapan bir firmadan temin etmiştim. Ünlü bir marka tarafından yapılan bu hazır hamurlar normalde satılıyormu bilmiyorum. Ama sanırım satış mağazaları mevcut. sadece ekmek kadayıfı yapıyorlar. Orada çalışan bir hanım bizim komşumuz olduğu için ben kolaylıkla buldum. Fakat sizlerde tatlı üretimi yapan yerlerden bulabilirsiniz. 
Ekmek kadayıfı hamuru hazır pişirilmiş ve kurutulmuş şekilde geldi. tarifi yazdığı için bana sadece şerbeti yapmak ve ıslatmak kaldı :)

Şerbet için 3 su bardağı suya 5 su bardağı şeker ilave ederek kaynattım. Ocaktan aldıktan sonra bir kaç damla limon ilave edip soğumaya bıraktım.
Ekmek kadayıf hamurunu önce ılık suyla geniş bir tepsi içerisinde ıslatıyoruz. Her tarafının ıslandığından emin olduktan sonra kalan suyu süzülüyorum. Ardından aynı tepsi içerisinde şerbeti üzerinde gezdirip ocağa alıyoruz. Hamur şerbetini iyice emene kadar ocakta kısık ateşte pişiriyoruz. Yavaş yavaş emilen şerbet hamurun yayılmasını sağlıyor. Aslında ılık su ile ıslatma işleminde de hamur bir miktar şişiyor.

Şerbet iyice emildikten sonra ocaktan alıp soğumaya bırakıyoruz. Ben kalan şerbeti süzdüm. Sonrasında zaten hazır bir şekilde ikiye bölünmüş olan kadayıfın arasında bolca kaymak koydum. üzerine de kaymaktan ekleyerek yarım saat dolapta beklettim. Ardından harika bir lezzeti tadabilirsiniz.

Evde yaptığım bu ekmek kadayıfında özellikle hazır olan tatlılardaki o yoğun şerbet tadı olmadı. gayet hoş ve ağızda gerçekten ekmek kadayıfı tadı bırakan bir lezzet oldu. Artık evde de yapabildiğime göre evimizin milli tatlılarından biri olacak. Ekmek kadayıfını benim gibi sevenler için mutlaka bu şekilde yapmalarını tavsiye ederim. 


İçerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

12 Haziran 2017

Bionike Defence Hydra5 Booster Deneyimi

Geçen hafta kullanmaya başladığım Bionike ürünlerinden Hydra5 Booster yoğun nemlendirici serumunu sabah akşam kullandığım için neredeyse yarıladım. Cildim hassas ve alerjik bir cilt olduğundan kullandığım ürünlerde her zaman seçici olmak zorunda kalıyorum. 
Bionike ürünlerini kullanmaya başladığımdan beri cildimde herhangi bir alerji belirtisi yaşamadım. sanırım bundan sonraki marka tercihim bu marka olacak. Yoğun nemlendirici ürünü olan Hydra5 serisi oldukça göze batacak ürünlerden biri. Özellikle hassas ciltlerin cilt hassasiyetini koruması her cilt tipinde kullanılabilecek biri ürün.

Serum şeklinde basmalı ambalajda olması kullanım kolaylığı sağlıyor. Ben temiz cildime sabah akşam uyguladım. Aslında en çok sevdiğim yanı nemlendirme olduğunda hafif yapısı beni çok mutlu etti. Kalıntı şeklinde ciltte durmuyor. Bunun yanı sıra cilt hemen emiyor. 
İçerik bakımından da oldukça zengin olan bu ürün özellikle hyaluronic asit içermesi serbest radikallere karşı cilde bariyer görevi görüyor. Ben diğer nemlendiricilerimi bir kenara bırakıp sadece bu ürünü kullanmaya başladım. Özelliğini daha iyi anlayabilmek adına bu kullanım beni memnun etti. Ekstra nemlendirici kullananlar içinde kullanılabilecek olan bu serum tek başına da kullanılabiliyor. Aşırı kuru ve hassas ciltlerde bir tek bu ürünü kullanmak istenen nemi vermeyebilir. Kullanım sonrasında yağlı his bırakmaması da harika bir özellik.

Cildin koruyucusu olarak tercih edilebilecek en güzel nemlendirici serumlardan biri. Yaz aylarında özellikle tercih edilebilir. Hem yağlı his bırakmaması hemde cilt tarafından çabucak emilmesi ciltte kadife bir doku yaratıyor.
Çok fazla çeşit ürün kullanamıyorum. Cildimin hassasiyeti oldukça fazla. Hemen kızarma ve kaşınma yapabiliyor. Fakat Bionike Defence Hdyra5 Booster Serum böyle bir şey yapmadı.
Benim için bulunmaz hint kumaşı niteliğinde oldu :) Yoğun bakım isteyenler için ekstra serum olarak tercih edilebilir. Ayrıca içeriğindeki amino asitler sayesinde cilt dokusu desteklenerek bakım sağlıyor.
Uzun süre kullanacağım bir ürün daha buldum sonunda. Diğer Bionike ürünlerimi de rahatlıkla kullanabileceğimi düşünüyorum. Cildin nem kazanması için tüm seri birlikte kullanılabilir. Bakalım ilerleyen günlerde hala böyle devam edebilecek mi? Henüz bir hafta gibi kısa sürede etkisi beni çok memnun etti. 

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

7 Haziran 2017

Kişiye Özel Yastıklar

Geçen haftalarda farklı hediye seçeneklerine bakarken denk geldiğim güzel bir siteden bahsetmek istiyorum. Ben kişisel hediyeleri çok severim. Daha özel olduğunu hissettiriyor bana. Kişiye özel hediyeler son yıllarda oldukça arttır. Kupa, puzzle, çerçeve, kalem ve yastıklar oldukça fazla çeşitte hediye düşünenelere sunulmuş.
Hediyemen.com adresinde gördüğüm yastıklardan yaptırmak istedim. Sevdiğimle bana özel olsun ve ileride de süs amacı ile kullanabilmek için. Yastıklar dikkatimi çekince hemen bir yastık  modelini seçip sipariş ettim.
İki gün sonra kapımda bir kargo :) Kargo paketini açtığımda özenle hazırlanmış bir hediye paketi. Yastığım için seçtiğim fotoğrafımız bizim için özel bir foto :) İlişkimizin başlama tarihi 24.10.2016 olduğu için bu tarihi yastığa yazdırmak daha bir anlamlı oldu benim için.

Yastık üzerine yapılmış olan fotoğrafın kalitesi gerçekten başarılı. Bunun yanı sıra çok kısa bir zamanda elime geçmesi ilerleyen dönemlerde siteden bol bol alışveriş yapmamı sağlayacak. Çünkü bizlerin en büyük sıkıntısı kargo şirketleri ve alışveriş sitelerinin kargo gönderiminden oluyor. Ben özellikle Hediyemen sitesine özenle hazırladıkları kargo için teşekkür ederim. Bunun yanı sıra bu kadar kaliteli olması ve fiyatının da uygun olması herkesin tercih edebileceği alışveriş sitelerinden biri olacaktır.
Yastığımı kullanmaya kıyamıyorum. Kirlenir toz olur diye şimdilik saklıyorum. Sevdiğimle aynı evin içerisinde yaşamaya başladığımızda en uygun yeri bularak kullanmaya başlarım sanırım :)
Bu arada yastığın kılıfı A kalitede. Hiç beklemediğim şekilde olan bu hizmetten herkesin yararlanmasını isterim. Gerçekten sitenin arkasında çalışan başarılı bir ekip var. İstediğiniz soruyu sorabilir ve anında cevap alabilirsiniz. 
Hediyemen alışveriş sitesine özenli gönderimleri için tekrar teşekkür ederim. Umarım bir sonraki hediye alışverişimde yine sizlerle çalışmış olurum :)


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

5 Haziran 2017

Kanaviçe Severler İçin Uygulama

Son zamanlarda yine bir telaş içindeyim. Böyle sanki hayatımda hiç bişey yetişmeyecekmiş gibi hissediyorum. Ama neyseki sorunsuz bir hayat yaşıyorum o yönden memnunum halimden :)
Bir kaç gündür kanaviçe işleri ile uğraşmak hoşuma gitti. Hazır şablonlar hepsi birbirine benziyor. Malum ikizler burcu olunca herşeyin farklısını arıyorsunuz. Buda bir sorun aslında çünkü orjinal şeyleri yapmak oldukça hoşuma gibi. Kendi fikirlerim kendi zevklerim olsun istiyorum.
İnternette şöyle bir araştırma yapayım dedim. Kanaviçe tablolar ve kolyeler çok hoşuma gidiyor. Birde evde yapılacak en keyifli işlerden biri gibi geldi. renkler ve tek tek işlenen kanaviçe örtüsü.
Sonra kendi kendime neden kendime özel görsellerin kanaviçe işlemesini yapmayayım diye düşünürken kanaviçe uygulamasına rastladım. Daha önce bir çok yerde uygulama hakkında bilgiler verilmiş.

Verilen linke gidildiğinde istenilen resim yüklemesi yapılarak bunu kanaviçe için şablon çıkartmak mümkün. Sanırım evimin duvarlarını kanaviçe tablolar ile dolduracağım. Özellikle evimin mutfağında kanaviçe tablolar kullanmak istiyorum.
Ben istediğim görsellerin kanaviçe ile işlemesini düşünürken sizlerinde bunu isteyeceğini düşündüm ve benim içinde istediğim an ulaşabileceğim bir post olsun istedim.
Linke tıklayarak kanaviçe yapmak istediğiniz görseli siteye yükleyip çıktısını rahatlıkla alabilirsiniz. Hep merak ederdim bu modelleri nasıl çıkartıyorlar diye neyseki çözümü bulmuş oldum :) Umarım sizin içinde faydalı olur. 2 link vereceğim ikisi de kanaviçe için program bakalım ben neler çıkartacağım :)




Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

31 Mayıs 2017

Nefret Ettiğim Kadınlar ve Senden Nefret Ediyorum!!!

Aslında uzun süredir yazmak isteyipte yazmaya çekindiğim bir konu bu. Nefret ettiğim kadın modelleri var evet. Hemcinsim olsa da eğriye eğri doğruya doğru dediklerimden biri. Tepki çeker mi acaba düşüncelerim diye çok düşündüm ama sonuçta burası benim alanım ve ben düşüncelerimi yazmak istiyorsam yazmalıyım öyleyse dedim ve başladım şöyle bir düşünmeye :)
Kadınlar her zaman tuhaftılar. Hemde gereğinden fazla. Kimisi egosunun izinde kimiyse o kadar içten ki sanki kanatları alınmış ve yeryüzüne düşmüş melek misali.
Benim nefret ettiğim kadınlar. O kadınların sevmediğim huyları, haz etmediğim tarafları ve içten içe diş bilediğim karakterleri. Bu böyle hazımsızlık filan da değil. Belkide çoğunuzun nefret edeceği kadın tipleri. Ama hemcins olduğu için üzeri örtülen cinslerden. Hiçte üzerini örtemem bir şey bana yanlışsa onu silmeyi seçerim.

Bir kadın düşünün uzun süredir evli. 2 çocuk annesi kadına aşık bir adam. Dışardan bakıldığında yıllardır evli olan çiftlerin hala birbirlerine aşkla baktıklarını gördüğünüz bir aile tablosu. Tabi adam aşık olunca kadına dünya her yerde güzel. Eh bir de çocuklar var. Bu kadından mutlusu yok hepimize göre.
İşin aslı burada başlıyor. Uzun süredir mutlulukla izlediğiniz karakterlerin aslında içinin boş olduğunu ve çıkmaz bir hal alan evliliğin içinde olduğunu düşünebilir misiniz?
Bende başlarda mutlu bir çift tam örnek bir çift , o kadar yıl beraber tüm zorluğu yaşamış birde aşka iki çocuk sahibi olmuş şeklinde bakıyordum. tabiki ailelerimizde çevremizde gördüğümüz aynı bizim hayal ettiğimiz gibi.
Anam hep der insanın içinde olmalı herşey diye. Haklı da aslında. Eğer içinizde ve yüreğinizde sevgi varsa etrafınıza sevgi katıyorsunuz. Ama içinizde farklı ve  kötülük taşıyan bir şey varsa bütün kötülükleri yaşıyorsunuz ve yaşatıyorsunuz.
Buraya kadar herşey iyi gözünüzde canlanan mutlu bir aile tablosu. Ununu elemiş eleğini asmış bir aile...
Eğer bir insana karşı nefret etme duygum baş göstermişse kesin onda birşeyler var demektir. Herkes kendi içinde bunu defalarca yaşar. Mutlu evlilikteki karakterlerden biri eğri olunca o evlilik dışardan bakıldığında da bu muydu hayallerimi süsleyen evlilik oluyor.
Bu evlilikteki kötü karakter bir kadın. Evet yıllarca kadın evi çekip .çevirir, yuvayı dişi kuş yapar klişelerine inandık belkide çevremizden böyle gördük. Ama maalesef nefret etmeme sebep olan bir kadın..
Üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı. Kadın okumuş adam okumuş. Okumak çözüm değil okumak medeniyet değil okumak değer kaybetmek değil aslında ama bu evlilikte her bişey çökmüş
Kadın kendi halinde. Çocuklar umrunda değil. Çocukların dersleri berbat. Karakterleri oturmamış, Saçmasapan bir yetişme tarzı. Büyüğe küçüğe saygı yok. Görmemişki saygı sevgiyi nasıl karakterine koysun. Kadın nerde boş iş var onların peşinde. Evine gitsen pislikten geçilmez, sofraya bir tas çorba koyamaz. Çocukların hiç bişeyi ile ilgilenmiyor ama kendi dışarı çıkarken topuklu ayakkabılarını kırmızı rujunu sürmeyi biliyor. Kocaya gelince kocası gözünün içine bakıyor yıllarca beni sevsin diye her dediğine peki diyor. Ne isterse alıyor. Belkide borca giriyor sırf karısı mutlu olsun diye. Çocukların geleceği yine yok ortada.
Kadın evet... Hep derdim kadın var kadıncık var. Tüm bunlara rağmen kadın kocasının gözünün içine baka baka adamı ALDATIYOR. Şimdi nefret edilmesi gerekenler sıfatına koyduğum için ben kötü biri mi oluyorum.
Tuhaf ama gerçek bu evlilikte yuvayı dişi kuş değil erkek kuş ayakta tutmaya çalışıyor. Kadının bugüne kadar tüm hatalarını sırf çocukları için ört bas ediyor. Aldatıldığının bile belki farkında belki farkında değil. Fakat etrafındaki insanlar tek tek yanından kaçıyor. Çünkü karısı öyle bir kadın ki bekar ya da evli farketmiyor herkesle samimi olabiliyor. Evli ve çocuklu bir kadına yakışmayacak derecede kocası ve çocukları hariç herkesle fotoğraflarını sosyal medyasında paylaşıp alelade ilişkilerini yaşayabiliyor. Ve bunu kocası hala kabullenip aşığım diyebiliyor. Körü körüne öylece geçmeye çalışıyor hayat.
Evet nefret ediyorum böyle kadınlardan. Ruhsuz ve sevgisiz oluşlarından. Evliliği böyle ayak altına alanlardan. Çocuklarının kocasının yüzüne utanmadan bakabilenlerden. Aynaya baktığında kendine utanmayanlardan. Bu kadar karaktersiz olup böyle basit ve ucuz bir görüntüyle kadınları lekelemesinden. Ben böyle kadınlardan nefret ediyorum. Ağır laflarımı kendime saklıyorum ama bir yerde patlayacağımı da biliyorum.
Resmen kan kusturmak geliyor içimden böyle kadınlara. Haketmedikleri hayatları gasp edip mutlu olabilecek insanların hakkını yedikleri için nefret ediyorum. İsterse dünyanın en iyi kadını olsun karakterindeki bu karaktersizlik ve basitlik olduğu sürece nefretimi almaktan öteye gidemez. 
Ben çocuklara ve kocasına çok üzüldüm. Kadın kocasını aldatırken milletle gününü gün ederken diğer tarafta kalan çocukların ve kocasının hayatı umrunda değil. Bu arada kadın böyle olunca çocuklarda bir o kadar saygısız ve karaktersiz oluyor.
Bu kadına kadın demekte yakışmıyor anne demekte yakışmıyor. Ucube deyip geçesim geliyor. Düşündükçe sinirleniyor insan. Hakim olamıyor diline ve iyiki de hayatımda olmayan insanlar bunlar. Yazık evliliğin kutsallığını bu kadar ucuzca alt üst etmeleri, yazık o iki tane çocuğun hayatının böyle basit bir hayatla ziyan edilmesi, yazık hala aşık olan gözünün içine bakan kocası, yazık bu kadını hayatına alıpta bir yere koyan ve bu kadınla sadece gün geçiren erkeklere.......
Daha çok söylemek istediğim cümleler var ama buraya bu kadarı yeter. Belki bir gün denk gelir bu yazıyı okur ve utanır. Yada bu yazıyı okursa eğer ne kadar karaktersiz biri olduğunu görür. Hoş bunca zaman utanmadan bunları yapan bir insanın okuması bişeyi değiştirmez ama yüzüne söyleyemiyorum şuan burdan iletmekte isterim;

O kadar basit ve karaktersizsin ki yüzüne bakmaya bile değmezsin. Allah sana iki tane emanet vermiş. Al bunları yetiştir, büyüt ve öğret diye. Sen ne yapıyorsun kocanın gözünün içine baka baka dostunla postunla oraya buraya gidip foto çekip utanmadan paylaşabiliyorsun. Utanmadan yapabiliyorsun bunları. Hatta evinde cenaze varken bile oturup bir Fatiha okuyacağına rezilliklerini paylaşmadan duramıyorsun. Okumuş olmak rezilliği ele almak demek değil. O kadar pislik bir insansın ki şu sözlerimi bile yazdırdığın için bunu haketmiyorsun aslında ama işte senden ve senin gibi bu tarz yaşayan kadınlardan nefret ediyorum. Çünkü sadece o pis nefret duygusuna layıksın. Kalbinin çirkinliği hayatının her köşesinde. O kırmızı ruju sürüp topuklu ayakkabı giymekle kadın olamıyorsun maalesef. Kadın olmak istersen bir gün dön bir bak şuan yaptıklarına ve kadınlığı hakettim mi diye sorgula kendini. Sadece bir ucubesin. Yaptığın pisliklerle ve pis kalbinle iğrenç duygularınla yaşadığın kara lekelerle UCUBESİN..
Şimdi kal kendi pisliğinle.......

Not: Sevgi, saygı, aile, çocuk ve evlilik böyle karaktersiz şekilde kurulacak bir duygu ya da kurum değil. Kutsalınız bunlar sizin ve ona en iyi şekilde bakmasını bilin.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

30 Mayıs 2017

Kendi Nişan Tepsimi Kendim Yaptım

Tatlı telaşlar içinde olupta her bir anına dokunmak istediğiniz zamanlardan geçiyorum. Tuhaf bir heyecan ve ayrı bir mutluluk içindeyim. İki kişi birbirini severse kavuşması gerek bence :)
Ben özel günlerimde yapılacak her şeyde parmak izlerim olsun isterim. Kendi yaptığım herşey gözüme daha bir güzel görünür. 
Son yıllarda farklı nişan tepsileri hep dikkatimi çekmiştir. Hatta allayıp pullayanlar nasıl yapıyor bunları derdim. Meğer biraz fikir yürütünce herşey oluyormuş :)
Geçen cuma Eminönü tarafına gittim. Kardeşimin tezi için baskı yapılacaktı. Önceden nişan tepsilerinin tasarımlara bakmıştım. Soluğu Şark Han' da aldım. Envai çeşit ne ararsanız var bu handa.
Aklınıza gelebilecek her çeşit süsleme ve farklı ürünler yer alıyor. Bende nişan tepsim için malzeme bakmak için gittim.

Gittiğime pişman mı olsam yoksa yeni fikirler edindiğim için mutlu mu olsam karar veremedim. Neyse ki başladım alışverişe.
Nişan tepsim için öncelikle normal ayna ya da pleksi aynaya ihtiyacım vardı. Pleksi aynalar üzerine istediğiniz yazı yazılabiliyor. Fakat normal aynanın 3 katı fiyatına satılıyor. özel ölçü veriyorsunuz ve o şekilde getiriliyor. Ben normal bir ayna tercih ettim. Çünkü hem daha ağır hem de görünüm olarak daha çok hoşuma gitti. Pleksi aynalar pek cazip gelmedi. Fiyat olarak daha uygun bişey ararsanız normal bir ayna tercih edebilirsiniz.
Aynayı aldıktan sonra üzerinin süslemesi için yapma çiçeklerden aldım. Hepsini bir araya getirip tepsinin kenarına koymak için. 


Makas üzerine işleme yapacağımdan makas normal bir makasta olabilir. Şark Handa makas dediğinizde hemen getiriyorlar zaten :)

Tepsi ve makas süslemesi için farklı bir yere bakmak zorunda kaldım. Takı malzemeleri satılan yerlerden birine gitmem gerekiyordu. Yarım kristal olarak bilinen bu taşların iki çeşidi var. Birincisi oldukça pahalı ve orjinal olarak geçiyor. İkincisi ise biraz daha uygun fiyatlı. 10 gr 3 tl gibi bir fiyat. Ayrıca bu yarım kristallerden farklı yerlerede işlemeler yapılabilir.
Çiçekleri birbirine yapıştırmak için bir silikon tabancasına ihtiyacınız oluyor. Bunun yanı sıra kristal taşları ayna ve makas üzerine yapıştırmak için ayrı bir yapıştırıcı alıyorsunuz. Bunu da yine kristal taşları aldığınız yerlerden temin edebiliyorsunuz.
Tepsi kenarına geçtiğim şerit taşlar zaten metre ile satılıyor. Metresi 1, 5 tl gibi bir fiyat. 
Tepsimi yaparken çok keyif aldım. Ayrı ayrı işlemek oldukça keyif verici.

Yüzük yükseticiler hazır bir şekilde süslü halde satılıyor. Fakat ben işlenmiş şekilde istemedim. Çünkü kullanacağım boncuklar aynı olmayacaktır diye düşündüm. Tüm süslemesini kendim yapacağımdan uyumlu olsun istedim. Üzerindeki harfleri de kendim işledim yarım kristaller ile. 
Çiçek içlerine koyduğum küçük tohumcuklarda ayrı bir hava kattı.


Son hali böyle oldu.Son bir kaç rötüş kaldı :) Severek isteyerek yaptım nişan tepsimi. Günler çabuk geçiyor :) Ayrıca damat fincanımı da kendim hazırladım onuda bir ara paylaşacağım :)

Nişan Tepsim bana 65 tl gibi bir fiyata mal oldu. Dilerseniz farklı ve kendinize özel olarak yapabilirsiniz. Çok zor değil ama en güzeli de keyif vermesi. Kendi zevkime göre yaptığım için biraz sade biraz şık oldu :)

Nişan Tepsisi İçin Malzeme ve Fiyatları

Normal ayna  15 tl
Çiçekler 15 tl ( 3 top çiçek kullandım)
Büyük yarım kristal 10 tl ( istediğiniz kadar alabiliyorsunuz ben 10 tl lik aldım)
Küçük yarım kristal 10 tl ( 2 tl lik anca kullanabiliyorsunuz)
Çiçek tohumları tanesi 1 tl ( 2 renk kullandım)
Şerit kristal 1,5 tl
Yapıştırıcı 10 tl ( yapıştırıcıda çok az kullanılıyor)
Silikon tabanca 10 tl ( bunu her zaman kullanabilirsiniz bu yüzden tepsi fiyatına dahil etmedim)
Makas 7,5 tl
Yükseltici çifti 6


Bu içerikteki görsel ve yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

25 Mayıs 2017

Aşkın Bölümleri; Giriş, Gelişme, Sonuç

İnsanın hayatında en farklı duygulardan biri olan Aşk duygusuna belki de daha önce benim baktığım şekilde bakmamışsınızdır. Evet benim Aşka bakış açım giriş, gelişme ve sonuç şeklinde. Aslında hayata baktığımızda da hayatın sadece üç bölümden oluştuğunu görürüz. Doğum, büyüme ve ölüm. Aşkta bana böyle geliyor. özellikle giriş ve gelişme bölümleri sonucunu oluşturduğu için sanırım temelini sağlam atmak gerekiyor :)

Aşkın Giriş Bölümü
Karnınızda uçan kelebekler, gözünüzdeki parıltı ve dudaklarınızda anlamsız gülüşler. Belki de Aşkın en heyecanlı ve tatlı bölümü. İlk tanışma, ilk bakışma, ilk birşeyleri paylaşma, ilk kez sinemaya gitme, ilk beraber aynı şeye gülme.... Bu ilkler hiç bitmiyor giriş bölümünde. 
Çoğu kişinin bu bölümü sevdiğini biliyorum. Meraklı ve heyecanlı oluyor bir süre hayat. Yüzünüzdeki anlamsız gülüşler ve tatlı bakışlar Aşık olduğunuzu gösteriyor. 
Aşkın giriş bölümü tatlı olduğu kadar da çabuk bitiyor. Çünkü artık tanımaya ve çözmeye başlıyorsunuz. Hatta yavaş yavaş yerine düşünmeleriniz başlıyor. Korkmayın Gelişme bölümü daha farklı :)
Aşkın Gelişme Bölümü
Hayatınızdakinin ne kadar süredir hayatınızda olduğunu düşünme vaktidir bu vakit. Aradan geçen günler ve haftalar daha da kuvvetlendiriyor. Alışkanlıklarınız değişiyor. Daha önce düşünmediğiniz ama düşünmeye başlayıpta asıl kendinizi bulduğunuz bir süreç bu. 
Ne yaparsam kızar ne yaparsam mutlu olur zamanları :) Benim en sevdiğim bölüm bu :) Aşktan bu bölümde keyif almaya başlıyorum.
Artık karşınızdakini tanıyorsunuz. Ne içer ne yer neye kızar neye trip atar bunların hepsi artık bilinenlerdir. 
O giriş bölümünün heyecanı biraz dinmiştir. Tabiki heyecanı kaybetmeyin. Ben hala telefon çaldığında bile heyecanlananlardanım :)
Artık çocukluk yapacağınız zamanlardasınız demektir. Çözmeye başladığınız kişinin herşeyini öğreniyorsunuz. Zaman zaman dedikodu yapmak tabiki şart :) 2 saat haber alınmasa hemen bir telaşa kapılıyorsunuz. Daha çok alışkanlıklar ön planda oluyor. Yüreğinizin atışları durmuyor. yavaş yavaş sonu oluşturmak istiyorsunuz. Kavgalar sevinçler bir arada yaşanıyor. 
Gelişme bölümü ne kadar mutluysa sona giden yolda bir o kadar heyecanlı oluyor. Gelişme biraz kötü geçtiyse işte kaçınılmaz sonlardan biri oluyor. 
Sevginin en çok yaşandığı bölümdür gelişme bölümü. Kendiniz ve karşınızdakinin hakkında bir çok şeyi öğrenmiş oluyorsunuz. Ama beraberkende yeni şeyler öğreniyorsunuz. Farklı bir yapıdır gelişme. Ben seviyorum gelişme bölümünü Aşkın.
Kendimi daha iyi hissettiriyor. Daha çok sevgiyle örülüyorum sanki. İçimdeki her şeyi daha çok yansıttığımı düşündürüyor.
Sonuca geçerken iki seçeneğiniz var. İki seçenekten birini seçmekte yine size düşüyor.
Aşkın Sonuç Bölümü
Gelişme bölümünde Aşkın her halini yaşıyorsunuz ama sonuç iki seçenek...
Birinci seçenek eğer gelişme bölümü mutlu ve sakin geçmişse mutlu son var demektir. İkinci seçenek ise gelişme bölümünde her iki tarafta yıpranmışsa Aşk bitti demektir. İkinci seçenek her zaman üzücü olacaktır. Yıkılan hayalleriniz ve biten duygularınız birbirinizden ayırıp farklı dünyalara açılmaya başlayacaktır. Eğer yorucu ve bıktırıcı geçtiyse sonucun böyle olması hayatınızda tecrübe olacaktır. Fakat mutlu ve sakin geçtiyse tamam tamam başlayın Aşkın birleşmesi fragmanına :)
Herkes tabiki birinciden yana. aşkların bitmesi güzel bir şey değil. Sonuç bölümünde mutlu sona karar verildiyse farklı boyutlara geçme zamanı gelmiş demektir. Geçilecek olan boyuta hazırlıklar ve heyecanlar başlayacaktır. Bu demektirki yine bir döngü içine giriliyor. Yani giriş, gelişme ve sonuç bölümleri sil baştan. İşte en keyif alınacak Aşk hali. 
Aşk bu kadar derin ve anlamlıyken umarım hayatınız boyunca tek aşkta sürekli giriş, gelişme ve sonuç bölümleri hep tekrarlanır. 
Sanırım ben sonucun birinci seçeneğine yol almaya başladım. Enteresan bir duygu.. Yani daha önce hiç böyle hislere kapılmamıştım. Tuhaf bir haldeyim. Şimdilik sorunsuz geçen gelişme bölümüm mutlu sonla sonuçlansın istiyorum :)

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

23 Mayıs 2017

Dermacol Kapatıcı Krem Hakkında Bilmek istedikleriniz

Geçenlerde instagramda sürekli tercih ettiğim muhteşem kapatıcım Dermacol ile görsel paylaşınca gelen yorumlardan aslında ürün hakkında çok fazla bilgi sahibi olmayan ve ürünü kullanmak isteyenlerin olduğunu farkettim. Ben yazdığımı düşünüyordum daha önce ama yazmamışım. Bu tamamen benim eksikliğim :)
Neyse geç oldu ama güç olmadı. Oturdum Dermacol hakkında tüm deneyimlerimi yazmaya başladım. Umarım sizler için doğru bilgi vermiş olurum.

Dermacol kapatıcı krem diğer kapatıcılara oranla yüksek kapatıcılığa sahip tek ürün bana kalırsa. Çünkü reklamlarında da dövmelerin bile kapatılacağını gösteriyor. Ben yazın omzumdaki dövme için kullanmıştım. Başarılı bir sonuçta aldım. Gerçekten sanki hiç dövme yokmuş gibi duruyordu. Tabiki uygularken dikkat edilmesi gerekenler var. 
Dermacol kullanılmadan önce cildin temizlenmiş olması gerekiyor. Temiz cilt üzerine bol nemlendirici ya da serum uygulayıp bir 10 dakika beklemeniz şart. Çünkü nemli ciltte uygulama yapıldığında hem kalıcılığı hem de kapatıcılığı artıyor.
Ben günlük makyajımda kullanmıyorum ama özel davetlerde özellikle göz altı için tercih ediyorum. Nemlendiriciyi uygulayıp bekledikten sonra çok az miktarda Dermacol kapatıcı makyaj süngeri üzerine sıkıyorsunuz. Aynı kapatıcı uygular şekilde minik darbeler ile cilde yediriyorsunuz. Cilt yüzeyinde renk hemen fark ediyor. Üzerini kapatmak istediğiniz leke ya da dövme silik bir hal alıyor. Ardından biraz daha bekleme yapıp cildin ürünü iyice emmesini sağlıyorsunuz. Ben uygulamayı dövme kapatmak için iki kere yapıyorum. 

Kapatıcıyı kullandıktan sonra normal makyaj ürünleri ile makyajınıza devam ediyorsunuz. Ve gerçekten sonuç muhteşem. 

Yalnız Dermacol kullanırken mutlaka nemlendirici kullanmalısınız. Aksi halde topaklanma ve yol yol bir görüntü oluyor. Suya dayanıklı bir ürün ovalamadıkça çıkmıyor. Özel davetlerde yapılan porselen makyajı ya da düğün derneklerde yapılan o güzelim pürüzsüz makyajları Dermacol ile yapabilirsiniz.
Yazın denizde çok iyi iş çıkaracağından eminim. Ayrıca tonları arasında teninize uygun tonu tercih etmeniz size yardımcı olacaktır. Benim Dermacol kapatıcım tenimden bir ton açık ve üzerine pudra uyguladığımda normal ten rengimi elde ediyorum.
Dermacol yapısı oldukça yoğun bir ürün. Bu yüzden nemlendirici ve serum ile kullanılması uygun oluyor. Bir çok kişi yanlış uygulama yaptığı için sonuçtan memnun kalmayabilir. Deneme yanılma yöntemi ile keşfettiğim bu ürün artık benim makyaj masamın vazgeçilmez ürünlerinden.
Kafanızda soru işareti kalmasın Dermacol ile alakalı. Alıp kullandığınız da gerçekten bu zamana kadar nerdeydi dedirten bir ürün.
Bir çok internet sitesinde ve instagram hesaplarında ürünü bulabilirsiniz. İnstagramdan paylaştığım fotoda benim temin ettiğim yer mevcut. Denemek için geç kalmayın derim :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

19 Mayıs 2017

Yazı Yazmayı Sevenler İçin Para Kazanma Sistemi

Çoğu blogger arkadaşım yazı yazarak para kazanabilmekte. Özellikle blog dünyası her geçen gün  popülerliğini attırdığı için bloglar üzerinden de para kazanabiliyorlar. Yazı yazmaktan keyif alanlar için ayrı bir platformda yazarak para kazılacak yeni bir site keşfettim. Daha önceki yazılarımda bu tarz sitelerden bolca bahsetmiştim. Birebir deneyimlediğim ve zaman buldukça yazıp para kazandığım bir sitede daha bulmak oldukça hoşuma gitti.
Ayrıca bu site diğer yazı yaz para kazan siteleri gibi değil. İlgi duyduğunuz konulara göre kategorilere ayrılmış bir site. Birde yazdığınıza ekstra olarak yarışmalar ve sıralamalardan da para kazanabiliyorsunuz.
Top 100 listesinin ilk 21 yazarından biri olduğunuzda kazançlarınıza belli ücretler ilave olarak ekleniyor. Haftalık yarışmalar düzenlendiği için bir ay gibi kısa sürede 700-800 tl civarı para kazanabiliyorsunuz.
Başlangıçta sıcak bakmasamda son zamanlarda oldukça ilgi uyandırıcı bir site oldu. İnternet üzerinden yazdığınız makalelerin bir çok insana ulaşması ve bu bilgilerin paylaşılması oldukça gurur verici.
Çoğu sitenin içeriğinde kendi yazdığım makalelere denk gelmiş olmamda sanırım işin keyifli yanı.
Yazan.net sitesi yazdığınız makalelere belli miktarda ödemeler gerçekleştiren bir site. Üyeliğiniz aktif olduktan hemen sonra yazmaya başlayarak para kazanabiliyorsunuz. Bu arada yakın zamanda makalelere zam gelecek olması yazma isteğinizi arttırabilir.

Ben yazı yazmayı seven biri olarak bu sitede yer aldığım için çok memnunum. Evet yoğunluktan dolayı çok vakit ayıramıyorum ama evde yazarak para kazanmak isteyenler için güzel bir yöntem. Ne kadar çok makale yazarsanız o kadar kazanç elde ediyorsunuz. Ekstra kazançları da dahil ederseniz yaşadınız demektir. Hatta çalışırken bile bu işi rahatlıkla yapabileceğinizden eminim. Masa başı çalışanlar facebook gibi sosyal ağlarda oyun oynamak yerine nette geçirdiği zamanı paraya dönüştürebilir diye düşünüyorum.
İlk ayımda kazandığım 1200 tl neredeyse maaşın yarısı :) Bence bu fırsatı kaçırmak istemeyebilirsiniz. Bu yüzden bir an önce siteye üye olup işe koyulun derim.
İster çalışan olun ister öğrenci ek gelir elde etmek için sadece biraz araştırma ve cümle kurma yeteneğinize ihtiyacınız olacak.
Detaylı bilgi almak için resme tıklayarak siteyi inceleyebilirsiniz.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

17 Mayıs 2017

Evcil Hayvan İle Yaşamak

Bizde bir Kupa var :) Normalde kedileri sevmeyen ben ev içerisinde kedi ile yaşamaya başlayalı 10 ay oldu. Başlangıçta çok zorluk çektik. Kupa rahatsızdı ve ben onun bbaşında bir hafta uyumadan bekledim. Acaba nefes alıyor mu acaba tuvaletimi geldi acaba acıktı mı canı acıyor mu diye koca bir hafta. Serum takıldığında ve başında beklerken ağlamalar. Hepsini nasıl yaşadım bilmiyorum. Kaldıki normalde kedi gördüğünde masa sandalye bırakmayan bir ben için bir kediye kabullenmek korktuğumdan daha kolay oldu :)

Kupa bir İran kedisi Chilchila cinsinden. Yüzüne bakınca sanki doğarken suratına tava yemiş bir hali var :) 2 yaşında ve bu yıl 3 yaşına girecek olmasına rağmen çok uysal. Başlangıçta oda uyum sağlayamadı. Korktu ürktü saklandı ama alıştı. Şimdi sanki bir parçam gibi.
Saraylara layık kızım benim diye seviyorum. Kimine göre evde evcil hayvan ile yaşamak zor gözüksede aslında evde kedi ile yaşamak oldukça kolay. Tabi arsız bir kediden bahsetmiyorum.
Bizim Kupa mutfakta tezgah üzerine hiç çıkmaz, açık yemek görse açta olsa onu almaya yeltenmez. Vitrin tepelerinde ya da makyaj masası üzerine tünemez. Cinsinin en sakin hayvanı mübarek.
Kedi dediğin biraz yaramaz ve yılışık olsun derler ama biz Kupa' da böyle bir şey görmedik. Bu yüzden onunla yaşam oldukça kolay oluyor.

Kupa acıktığı ya da susadığı zaman yanıma gelerek iki miyavlar anlarımki acıkmış. Evdeki herkeste onun bu hareketinin acıkma olduğunu bilir. Normalde otururken filan hayatta sokulmaz. İlla kucağa alınıp sıkılarak sevilmesi lazım.
kumundan başka bir yere çatlasa tuvaletini yapmaz. Bunu daha ilk günde göstermişti. Saatlerce kumu gelmemesine rağmen hiçbir yere yapmayıp kumu gördüğünde direk kuma giderek tuvaletini yapmıştı.
Açıkçası evde evcil bir hayvan ile yaşamak istiyorsanız aslında Kupa gibi bir hayvana sahip olmanız lazım. Uysal ve fazla yaramazlık yapmayan. Sabahları tepemde yatıyor. Ev içerisinde yeterki biri uyanmasın benimde uyanıp yataktan çıkmamı istiyor. Bütün gece yatağın içinde tepiniyor. yaramazlıkları hep kendi kendine bir şeye zarar vereyim şeklinde değil. 
Bu arada evin içerisinde kafeste iki tane hint bülbülü var. Kedi ve kuş aynı evde olurmu demeyin bal gibi oluyor. Kupa kafesin yanına geçip saatlerce kuşları izliyor. Ne bir pati atmak nede saldırmak hiç biri yok. Kupa' ya sahip olduğum için şanslıyım.

Tamam belki tipi itibari ile pek sevimli gelmeyebilir ama bana göre dünyanın en sevimli ve sevilesi kedilerinden biri. Bazen yatakta yatarken onu kaybetme korkusu yaşıyorum gözlerim doluyor. Bu kısacık zamanda hayatımda koca bir yer edindiği için şaşırıyorum.
Kupa duygusal bir hayvan. Tüm kediler gibi hisleri çok kuvvetli. Ağlarken mutlaka yanıma gelir sürtünür. Ben burdayım der gibi. 
Evin en çok sevilen bebeği Kupa.İyiki sahiplenmişim diyorum.
Evinizde hayvan bakmak istiyorsanız mutlaka bir kedi sahiplenin çünkü aynı çocuk gibi ilgi bekliyor ve ilgi verdiğinizde sevgisinin karşılığını veriyor. Kupa' yı bu kadar çok seveceğim aklımın ucundan geçmezdi. Bu arada Kupa' ya ait birde instagram hesabı açtık. Kupayla_hayat isimli bu hesapta sadece Kupa' ya ait görseller var.
Saraylara layık minik kızım benim seviyorum işte :)
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir. 

14 Mayıs 2017

Çizgi Film Karakterleri Evinizin Her Köşesinde

Bayağı bir zaman olmuş yine buralarda olmayalı ama bu sefer alışveriş yaparken çok keyif alacağınız bir siteden bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası çizgi film kahramanlarına bayılan biriyim. Hatta bıraksalar evin içini bile çizgi film kahramanları ile doldururum :)
Sevgili arkadaşım Lerzan'ın 29 ekim etkinliğinde sponsor olan Karakter Dükkanı' nı bu zamana kadar nasıl keşfetmedim şaşırmadım kendime. Çünkü aradığım tüm oyuncaklar ve diğer malzemelerin hepsi bu sitedeydi.

Normalde Mickey Mouse hastası biriyim. Fakat sitede gördüğüm birbirinden güzel oyuncaklar ve nevresim takımları beni benden aldı. Bu sefer bir değişiklik yaptım ve Spider Man pike tercih ettim.
Kalite bakımından oldukça iyi olan ve hızlı müşteri memnuniyeti bence herkes tarafından sevilecektir. Özellikle birebir ilgilenmeleri ve tercih edilen ürünün kısa sürede gönderiminin yapılması beni cezbetti.
Karakter Dükkanı adresinde çocuklar için daha bir çok ürünler mevcut. Parti malzemeleri ve kostümlerde bir o kadar ilgi çekici. Peluş oyuncakların uygun fiyatlı olması sizinde bu siteyi tercih etmenize yardımcı olabilir. 

Bir sonraki alışverişim kesinlikle çift kişilik nevresim takımı olacak. Çünkü çok eğlenceli ve kaliteli ürünler olduğundan eminim.
Ayrıca çocuklar için doğum günü malzemeleri ve diğer oyuncak çeşitleri oldukça ilgi görecek gibi.
Karakter Dükkkanı adresine müşteri memnuniyetini ön planda tutup bizlerle ilgilendiği için teşekkürler. 

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

3 Mayıs 2017

3.İzzet Baysal Uluslararası Mutfak Günleri Şenliği - Bolu

Geçtiğimiz cuma günü Bolu yolculuğu yapmıştım. Birbirinden değerli blogger arkadaşlarım ile Bolu' da üçüncüsü düzenlenen mutfak günlerine Chef Elif Çıtak daveti ile gittik. Sabah erken saatlerde yollara düştük. Bir önceki yazımda da değindiğim gibi güzel bir kahvaltı sonrasında etkinliğin düzenlendiği alana vardık.

Yurt dışından gelen bir çok şefin yanı sıra ayrıca yabancı şefler jüri üyeliği yapıyordu. Yarışmaya katılanlar arasında da yabancı şef adayları ve şefler el hünerlerini sergilemeye çalışıyordu.
Normalde 3 gün süren mutfak günlerinin biz sadece 1. gününe dahil olduk. Bolu Mutfak Günlerine 36 ülkeden 450 yarışmacı katılıyordu. Aşçılar dünyasını seviyorum aslında :) Keyifli vakit geçirmek istiyorsanız mutfaka tanıdığınız bir şefiniz olsun derim :)

Mutfak günlerine ayak basar basmaz Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Emine Davarcıoğlu bizlere Bolu Mutfak Günleri hakkında bilgi verdi. Festivalde her yıl artan bir talep olduğunu ve önümüzdeki senelerde Bolu' daki bu festivalin daha fazla kişiye ulaşacağını belirtti. 3. kez düzenlenmesine rağmen aslında 4. düzenliyor. 

Festival açılış konuşmasını Sevgili Şefimiz Elif Çıtak yaptı. Kendisi zaten artık ailemizin şefi ve güzel daveti içinde kendisine de çok teşekkür ederim.

Bolu Mutfak Günleri Festival'inde birbirinden keyifli zaman geçirdik. Özellikle belediye başkan yardımcısı Emine Davarcıoğlu' na çok teşekkür ederiz. Bizlerle birebir ilgilenerek bizlere Bolu hakkında da bilgi verdi. Önümüzdeki yıl tekrar görüşmek dileğiyle diyelim
Ayrıca keyifli zaman geçirmemize katkıda bulunan diğer tüm Blogger arkadaşlarıma da teşekkür ederim. 

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

1 Mayıs 2017

Bolu Dağı Berceste Tesisleri

Geçtiğimiz cuma Bolu' da düzenlenen Bolu Mutfak günlerine Chef Elif Çıtak daveti ile katıldık. Koskoca bir günde aslında yazılacak oldukça fazla anımız oldu. Sırasıyla hepsine yer vereceğim. Öncelikle sabah 5 te yollara düşüp davet edilen tüm arkadaşları topladık. Yeni arkadaşlar ile tanışmış olmaktan oldukça mutluyum.
Herkesle muhteşem bir yolculuk geçirdik. İlk durağımız Bolu Dağı'n da bulunan Berceste Dinlenme tesisleriydi. Burada kahvaltı yapıp yol öyle devam ettik. 
Bolu Dağı Berceste dinlenme tesisleri içerisinde mini bir hayvanat bahçesi var. Doğayla içiçe olan bu kısım yeşilin her tonunu barındırıyor. 
Berceste dinlenme tesisleri tünel yolu üzerinde de var. fakat Bolu Dağı'ndaki Berceste Restauranta mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Normalde açık büfe kahvaltısı mevcut. Bizler konuk olduğumuz için bizlere serpme kahvaltı şeklinde servis yapıldı. çayımız kahvemiz sağolsunlar hiç eksik olmadı.
Kahvaltı sonrasında temiz hava almadan olmazdı. Bu yüzden restaurant alanını bol bol gezme imkanımız oldu. 

Kendi halinde horozlar, oraya buraya koşturan kuzular ve sürekli bağıran hindiler : ) Doğa ayrı bir güzel. Temiz havada biraz çarpınca hafif bir baş ağrısı ve tatlı birde uyku modu oldu arabaya tekrar bindiğimizde.
Kahvaltı sonunda bol bol fotoğraf çekinip sohbet etme imkanımızda oldu. Yeni tanıştığımız Blogger arkadaşlar ile bayağı kaynaştık. açıkçası davetten çok memnun kaldım. Çünkü seviyorum böyle davetleri.


Ekibimiz oldukça iyi ve güler yüzlüydü. eğlenmeyi seven ve eğlendiren ekipler her zaman iyidir.
Eğer yolunuz Bolu' ya düşerse mutlaka dağ yolundaki Berceste Restauranta uğrayın. Çocuklar için oyun alanı ve gezip temiz alacağınız kocaman bir alanı var. Yol yorgunluğunu  biraz olsun bu tesiste atma imkanı bulacaksınızdır.

Bolu daveti için öncelikle Chef Elif Çıtak' a teşekkür ederim. Ayrıca yeni tanıştığım blogger arkadaşlarla da tanıştığıma çok memnun oldum. En kısa sürede görüşmek dileğiyle..

Bir sonraki yayınlarda Bolu Mutfak günleri hakkında neler yaptık onlardan bahsedeceğim.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

29 Nisan 2017

Sevgiliye Mektup; Ben Seni Sevmiyorum....

Yıllar öncesindeydi bu mektup işleri.. Ben o zamana yetişmiş biriyim. Bayılırdım arkadaşlarımın aşk mektuplarını okumaya :) Gençtik, eğlenceliydik ve hiç yerimizde duramazdık. Birbirine not yazan sevgililerin notlarını herkesten gizli birbirine taşırdık. Heh işte o taşıma bana verildiyse ben açar içini okurdum. şimdilerde diyorumki ne safmış ne salakmış sevdalar ya da gerçekten temizmiş sevdalar. Şimdikiler aşmış kendini  ben yetişemiyorum bile ne olup bittiğine. Neyse konu bu değil :) Konu Sevgiliye yazdığım mektup :)

Ey Sevgili Hoşgeldin;
Benim dünyam farklıdır. Herkesin dünyası farklıdır ama benim ki dahada farklıdır. Ben bu zamana kadar sana bakıldığı gibi bakmam, sana söylendiği gibi söylemem cümleleri, sana bağırıldığı gibi bağırmam, sana el uzatıldığı gibi el uzatmam, sana gülündüğü gibi gülmem ve en önemlisi de bu zamana kadar sevildiğin gibi Sevmem....
Hoşgeldin dünyama, hayatıma, yüreğime, gözlerime, ellerime, kulaklarıma, bize Hoşgeldin...
Hiç olmayacak bir zamanda ve aslında kafamın içinde olmayan bir düşünceyle girdin hayatıma. Kader ya da kısmet. Bunu bilmiyorum ama hayatta hiçbir zaman yaşananlar tesadüf değildir. Belkide geçmişten gelen yaşam izlerindir Yaşam. Biz nerede yaşadık acaba nerede oturduk nerede güldük. 
Bunca zaman neredeydin dedirten bir aşkın başlangıcını attık. Zamana bırakılan herşey şimdi hayatımızda.
Uzun süredir kafeslere koyulan yüreğim o kafesin içerisinde öylece bir gün yok olmayı bekliyordu, varlığınla gelişinle o kafesin içinde yüreğim yaşamayı öğrenmeye başladı. Kendine karşılık bulduğunu gördüğü için kafestede olsa sadece sana atmaya başladı.
Yürek bu kendine atan hangi yürekse onunla beraber atmaya başlıyor. Sen hayatıma girdin. Bişeyler değişmeye başladı. Hayata bir farklılık geldi. Uzaktan izlenen ne varsa artık kendi yaşamımda yaşanmaya başladı.
Dik kafalıydım, bu zamana kadar her işimi kendi başıma yaptım. Bir erkek çocuğu gibi büyüyüp bir erkek gibi hayatı yaşamaya devam ettim. Geldin evet. önce tepki gösterdim. Hayır deyip kabullenmemek için direndim. Bunda çok üzdüm. Sana direnmiş olmama kızdın, söylendin. Sonra bir gece uyudum sabah uyandığımda hayatımdaydın. Öylece bodoslama. Korkma bırak bakalım ne olacak dedim ama bu seferde merak başladı.
Şimdilerde uzunca bir yol aldık. Hiç tanımadığım bir yüreği alışık olmadığım bir hayata kabul edip yürümeye başladım. Nemi hissettim :) Bu zamana kadar şimdi söyleyeceklerimi hiç benden duymadın. Halada ağzımdan duyamayacaksın denk gelirsen burda okursun :)

Sen Sevgili; hayatıma girmeye çalıştığında evet korktum. Bu korku seninle olan bir korku değildi. Dokunduğum herşeye lanet bulaştırdığımdandı. Sana zarar vermekten korktum. Sana lanet bulaştırmaktan korktum.
Sen hayatıma girme telaşına düştüğünde ben hayat koşturmacası içinde seni korkumdan koruyabilmek için olduğumdan çok farklı biri haline dönüştüm. Seni koruyacağım diye bize zarar vermeye başladım. Biliyordum hepsini ama hepside korkumdan ibaretti.

Korkuyu yenmeye başladım. Seni ve Bizi bir yere koymaya başladım. Bu seferde Aşkın getirdiği zorlukları yaşamaya başladım.
Gün içinde evet yüreğim sana atıyordu. Ben sana umursamaz olduğumda bile yüreğimi yanına bırakıyordum. Sen bunun hiç farkında değildin. Sanıyordunki telefon açıp konuşunca mesaj atıp cevaplayınca hatırlıyorum seni. Ama öyle değildi işte. 
Sen sabah işe gitmek için evden çıkarken ben yüreğimi cebine bırakıyordum. Sen yolda giderken ben yüreğimi aklına bırakıyordum. Sen iş yerinde film izlerken ben yüreğimi izlediğin filme bırakıyordum. Sen camdan dışarı baktığında şöyle uzaklara dalıp deniz manzarasına bakarken ben yüreğimi o dipsiz denizin dibine bırakıyordum. Sen birileriyle konuştuğunda ben yüreğimi diline bırakıyordum. Sen işten çıkıp o kulaklığı kulağına taktığında ben yüreğimi kulaklarına bırakıyordum. Akşam olupta yatağına uzandığında uykun gelip gözlerin kapandığında ben yüreğimi sol yanının üzerine bırakıyordum.
Ben seni hayatıma kabul etmeye çalışırken bunları yapıyordum ve sen bunların hiçbirini bilmiyordun. Agresif, dik kafalı, aklına estiği gibi sorumsuz yaşıyorsun diyordun ama ben aslında kendimle savaş içinde yüzüyordum.
Kabullendim evet. Seni şimdi hayatıma kabullendim Zor zamanlardan geçip bu kabullenişe boyun eğdiğimde asıl filmimin koptuğu noktayı yaşamaya başladım. Birinin benim hayatımda bişeylere yön verdiğini görmek kendimi beceriksiz hissetmeme sebep oluyordu. Birisi hayatına geliyor ve hayatının herbişeyini ellerine alıyor. Bırak direnmeyi diyor. Aslında şimdilerde bununla ilgili anladığım tek şey Ben herşeyi yaparım sen beni sadece sev demekti. Sen sadece bana; sev beni derken hayatımı sana sunmamı istiyordun. Bense buna alışık olmadığım için karşı çıkıyordum. Bu da usulca oturdu hayatıma. Biraz zorluda olsa kabullendim artık...
Zaman geçip geldi bugünlere. 24.10.2016 günü başlayan bu Aşk şimdilerde ayları devirdi. Bu kadar kısa sürede ne çok yol aldık seninle...
Kader kısmet deyip önümüzde beraber geçirecek ne kadar zamanımız var bilinmez. ama ben hala seni  ilk kabullenişimdeki gibi seviyorum. Heyecanlı ve Hızlı :) Aslında ben seni sevmiyorum ben sana sadece Aşığım....
Uzun süreden sonra hayatıma gelip böyle darmadağın ettiğin için teşekkür ederim. Güzel bir dağınıklık ve bitmesini istemediğim bir dağınık. Böyle kalsın işte bu dağınıklık.
Evet Sevgili  Sevmiyorum Seni Ben Sana Aşığım... 
Bir çocuğun ilk aşkı gibi, bir gencin lise aşkı gibi, bir insanın son aşkı gibi Aşığım sana...Zaman zaman üzülsemde yeri geldiğinde kahkalarla gülsemde, yüreğim bocalamaya başladığında elimi uzatmaya korksamda hatta bazen çekip gitmeyi bir kenara koysamda Aşığım ben sana...
Bakma öyle atarlanıp coştuğuma aslında ben sana git demiyorum. Kal yaşayalım diyorum. Ne olursa olsun uzattığım elimi bırakma canım çıkana kadar kal diyorum. Sen bazen ben bunu derken anlamasanda ben aslında herşeyimde sana kal diyorum.
Aşk benim içimde başka boyutta. Demek istediğim birçok şeyi söylemiyorum ben sana. Biraz içimde kalan korkudan birazda ruhumun sana ait oluşundan herşey. 
Sana ait olmak güzel. Her ne kadar sana niye aşık olduğumu bilmesemde yüreğimin yanında atışını hissetmek çok hoşuma gidiyor.
Nefes aldığım her dakika gitme benden.. Ömrüm bitip gözlerim kataraktan görmez hale geldiğinde bile tek ve son gördüğüm sen ol ve gitme benden. Ellerim titremeye başlayıp bir bardak suyu tam doldurup sana getirene kadar yarım bardak olduğunda bile gitme benden. Ayaklarım yürümekten bıkıp bir köşede oturduğumda ve kapıyı sadece sana açmak için yavaş yavaş gelirken o kapının önünde sen söylendiğinde bile gitme benden. Kulaklarım seni yanlış duyup duyduğu kadar uydurma bişey söylediğimde bile gitme benden. huysuzlanıp herbişeye kulp bulduğumda bile gitme benden...
Gözlerim artık kapandığında bedenim hayatla vedalaşıp başka bir dünyaya gitmeye kalktığında bile gitme benden. Ruhumu yanına bırakırım....

Ne çok şey hissetmişim bu kadar kısa sürede... Bende aşk başkaydı işte. Sen bunları böyle duyamazsın benden ama tek bişeyi bil.... Ben Seni Sevmiyorum Ben Sana Aşığım.......



Hayatımın en zor yazısı oldu :) içimdekini buralara yazmaya çalıştım ama sadece bir kısmını yazabildim. yazmak isteyipte yazamadığım daha bir çok şey var. Yüreğimin bir kısmını döktüm buraya. Herşey kader kısmet sonu ne olur bilinmez ama yazıyı sonuna kadar okuduysanızda bir dua edip öyle geçin. Belki alınan dualarla dahada canlı kalır Aşk .....

Okuyucuya Not : Her ne yaşadıysanız yaşadınız. Her ne kadar üzüldüyseniz üzüldünüz ve güldünüz. Hayatınızdan tek bişeyi eksik etmeyin. O da ; Sevgi......


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.