31 Ekim 2016

#LerzanKaradanli29Ekim2Yasinda Blogger Etkinliği

Bu hafta cumartesi Kayseri'ye uçtuk ve Sevgili Lerzan arkadaşımın 29 Ekim etkinliğinin 2. yaşını kutladık. Etkinlikte bulunan çoğu arkadaşımla daha önceden bir araya gelmiştik ve tekrar bir etkinlikte daha bir araya gelmek gerçekten eğlenceliydi.
Lerzan yine çok güzel hazırlanmış ve bizleri yine aynı mutluluğuyla bizleri en iyi şekilde ağırlamayı başardı. 

Kendisine teşekkür ederim. Tekrar Kayseri'ye gelip güzel bir etkinlikte bir araya gelmek güzeldi.
Mekanımız bizlere sponsor olmuştu. Operon Cafe' ye bu daveti ve hizmetleri içinde ayrıca teşekkür ederim. Kayseri' ye gittiğinizde mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Çünkü hem servis yönünden hem de ortam bakımından başarılı bir yer. Doğum günü ve evlilik teklifleri için tercih edilecek bir yer.
Etkinliğimizin başlama saatinden önce uçağımız iniş yaptı. Sağolsun kızlar bizi yalnız bırakmayıp gelip aldılar. Mekana varıp hasret gidermemek olmazdı. 

Lerzan' ın her etkinliğinde olduğu gibi başlangıçta İstiklal Marşı'mızı okuduk ve daha sonrasında arkadaşlarla ile sohbete başladık. Benim en çok sevdiğim yönü bir araya gelerek bol bol sohbet etme imkanı bulabilmemiz.
Etkinliğimizin ilerleyen saatlerinde sponsor firmalarımızın ürünleri ile fotoğraf çektik ve sonrasında da etkinlik pastamızı kestik.
Seviyorum etkinlikleri ve bir araya gelmek beni çok mutlu ediyor. Bu yüzden sık sık etkinliklere katılmaya çalışıyorum. Malum kışta geldi kendimde bir hazırlık içerisindeyim.
Arkadaşım Lerzan' a tekrar teşekkür ederim daveti için. Diğer Blogger arkadaşlarımlada bir arada olduğum için mutlu oldum. 


Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

24 Ekim 2016

La Roche- Posay BB Kremler

Daha önce bir çok ürününü kullandığım La Roche- posay son dönemde BB kremleri ile favorilerimin arasında. Küçük numunelerini denediğim bu ürünlere gittiğim eczanelerimde de rastlar oldum. Gerçekten başarılı BB kremlerden biri. 
Tereddüt ederek kullanmaya başladığım numune boylarının en kısa zamanda orjinal boylarını alabilirim. Bir çok BB krem denemiş biri olarak son dönemde La Roche- Posay BB krem gönlümün sultanı.
BB ya da CC kremleri hepimiz kullanıyoruz. Fakat tenimize uygun bir BB krem bulmak oldukça zor. Hemen her markanın BB, CC ve DD kremleri mevcut. En son Farmasi ait BB krem kullanıyordum. Fakat o benim cildime pek uymadı. The Balm BB krem ise zaten yine vazgeçilmezlerim arasında. Cildimde çok hassas olduğundan doğru ürünü bulmak benim için oldukça zor oluyor.
BB kremi özellikle cildimi nemlendirici olarak tercih ediyorum ama gerçekten kaliteli olan bu tarz kremleri fondöten kullanmadan makyaj yapmama yardımcı oluyor.
Durum böyle olunca benim için BB krem; güneş koruyucu, onarıcı ve bir fondöten kadar etkili olması gerekiyor. Fondöten kullananlar bilir bir tabaka varmış hissi her zaman rahatsız edicidir. Zaten BB ve diğer serilerin çıkmasının sebebi budur.
Gelelim La Roche - Posay BB kreme;

Denemeye başladığımda ilk olarak ürktüm. acaba cildimde kalıntı şeklinde durur mu diye. İki gün üst üste kullandıktan sonra anladımki bu ürün benim için ideal ürünlerden biri. Çünkü cildimde tabaka oluşturmak yerine hem cildimi nemlendirdi hem de enteresan şekilde kapatıcı görevi gördü. Her zaman cildin bir ton açığı fondöten seçilir. Fakat La Roche - Posay BB krem cilt tonunun rengini inanılmaz derecede alıyor. Önce açık tonunu denedim. Tenime tam uydu. Daha sonra Medium rengini de denedim. O hafif cildime koyu bir ton rengi vermiş olmasına rağmen benim için sonuç mükemmeldi.
Henüz yeni olan bu seriyi denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Ciltteki kusurları kapatmada başarılı. Ben BB krem kullandıktan sonra makyajımda direk pudra uygulayarak makyajıma başlıyorum.
Gün boyu öyle peçeteye filan bulaşma yok. 

Gün sonunda temizledikten sonra cildim hala nemli oluyor.
La Roche- Posay markasına ait mineral suyu da denemeyenimiz kalmadı. Onda da harika bir etki vardı. Bir çok ürününü kullanan biri olarak La Roche- Posay yine başarılı bir ürün ile karşımıza geldi. 
Deneme boylarım bittikten sonra hemen bir tane edinmeyi düşünüyorum. Hoş denenmesi gereken bir çok ürünüm olmasına rağmen bu BB krem benim için şuanda ilk sıralarda.
Günlük olarak makyaj yaptığım için cildimde makyajdan kaynaklı herhangi bir kusur olmamasına rağmen bu tarz onarıcı BB kremler herkesin elinin altında olması gerekir diye düşünüyorum.
Hadi bakalım sizlerde bu ürünü deneyerek diğerleri ile aradaki farkı rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

22 Ekim 2016

Kupa'nın Mama Tercihleri

İşimin yoğunluğundan bir türlü post giremiyorum. Ne zaman yazmaya otursam bir şey çıkıyor ve yazı kalıyor. Malum birde bir hazırlık peşindeyim. Bu yıl yapacağım blogger etkinliğim yine ilgi çekici olsun diye farklı çalışmalar yapıyorum.
Hem iş hem hazırlıklar derken bayağı bir zaman geçiyor.
Kupa, evimizin en küçük kızı. Eve geldiğinden beri herkesin ilgisi onda. Hatta babam küçük kızım diye sevdiği için kardeşimde kıskançlık krizleri oluyor. Her geçen gün kendini daha çok sevdiriyor ev halkına. Gündüz çalışırken özlüyorum bile bazen. 
Evin küçük damak zevki konusunda da seçici. Bizde zaten ev halkı olarak herşey yenmez etmez oda bize benzedi.
İlk zamanlar hasta olduğu için yaş mamalara ses çıkarmıyordum ama zaman ilerledikçe dişlerinde sürekli yaş mama yemekten dolayı tortulanma ve lekelenme olacağını öğrendiğim için biraz kuru mamaya ağırlık vermeye başladım.
Yalnız küçük kızımız Kupa maalesef kuru mamayla pek uyum sağlayamıyor. Yaş mama koyulacağını gördüğünde resmen çıldırıp sırnaşmalar söz konusu oluyor. Ayaklara sürtünmeler tuhaf tuhaf miyavlamalar. Bu arada mama istediğini bu şekilde belli ediyor ama Kupa konuşuyor. Anne, mama gibi kelimeleri tuhaf bir ses tonuyla çıkartıyor. İlk duyduğumda bende çok şaşırmıştım ama sonradan alıştım.
Kupa özellikle Felix mama olduğunda afiyetle yiyiyor. Onunda her çeşidine dil uzatmıyor açıkçası. Her kedi balıklı mamaları sever ama bizimki eğer iki üç kez balıklı yediyse burun kıvırmaya başlıyor. Whiskas kedi mamalarından da tavuklu ve somonlu olana hayran. Zaten her kedi Whiskas mamalarını seviyor. Bizimkinin damak tadı acayip :)

Kuru mamalarda şuanda Proline mama kullanıyoruz. Etli ve sebzeli olanı tercih ettik. Fakat kuru mama da pek bir tercihi yok hanımefendinin. Bazen ıslatarak vermek zorunda kalıyorum. Burun kıvırdığı mamalar oldukça fazla. Her çeşit mamayı denemeye gayret gösteriyoruz. Hangisinde karar kılacak belirsiz. 
Kuru ve yaş mamalar dışında birde bazen eğer hanımefendi greve girip mama yemek istemiyorsa iyice haşlanmış tavuk göğsü veriyorum. İşte buna bayılıyor. Doysada doymadım oluyor. Hal böyle olunca haftada bir kez haşlanmış tavuk veriyorum. Bunu bildiğinden evde olduğum zamanları değerlendirmeye kalkışıyor :)
Kupa mama konusunda fazla seçici ve herşeyide yemiyor. Haşlanmış tavukta bile eğer yere düşmüşse yemiyor. İlla elden yiyecek.
Kedisi olan bir çok arkadaş bilir. Mamayı beğenmediyse maalesef o mamaya ikinci bir şans vermiyorum. Direk eliyorum. Çünkü Kupa' nın iyi beslenerek kilo alması gerekiyor. İlk geldiği günlerden çok çok iyi durumda. O yemek yediğinde gerçekten rahatlıyorum.
Seviyorum ben minik kızımı. Ev halkı da bayılıyor :)


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

13 Ekim 2016

Tabia Çörek Otlu Kantaron Ağız Bakım Spreyi

Hastalıktan başımı kaldırdığım dakikada kendimi işte bulmak ve bloga zaman ayırmak gerektiğini çok iyi biliyorum. Hasta olduğum bu süre zarfında bir çok ilaç kullanmış biri olarak birde bu ilaçlarımın yanında çantamdan ayırmamam gereken bir ürün daha keşfettim.
Tabia markasıyla tanıştığımdan bu yana bir çok ürüne hayatımda yer veriyorum. Çünkü insanlara bir şeyi önerirken mutlaka kullanıp deneyimlediğim ürünleri paylaşmak bana daha kolay geliyor.
Evet hala hastayım ve hala tam düzelemedim. Bu yüzden ek olarak aldığım gıdaların yanında birde spreyleri kullanıyorum. Burun açıcı spreyden sonra Tabia çörek otlu kantaron ağız bakım spreyini kullandım. Peki bunu niye kullandım ve ne sonuç aldım ?

Tabia çörek otlu kantaron ağız bakım yağı normal aynı ağız spreyleri gibi. Uçuk, aft, faranjit, boğaz enfeksiyonu, soğuk algınlığı ve diş eti sağlığı için kullanılıyor. Ağzınıza bir kere sıkarak ağız içerisinde dolandırıp yutabiliyorsunuz. Eğer boğaz enfeksiyonunuz yada faranjitiniz var ise ağızda yanma yapıyor. Ben grip olduğumdan ve boğazımdaki kaşıntıdan rahatsız olduğum için kullandım. Bir kaç saniye boğaz yanmasından sonra rahat nefes almaya başladım. Bir kaç saat çok rahat bir şekilde nefes aldım ve boğazımdaki kaşıntı bir gün içinde geçti.

Eğer bu mevsimden dolayı faranjit sorununuz var ise mutlaka çantanızda olsun derim. Tamamen doğal olduğu için kullanılan ilaçlar ile hiç bir yan etkisi yok. Bunun yanı sıra diş etlerinizde kanamalar meydana geliyorsa yine bu ağız spreyine başvurmanızı öneririm.
Bazı kişilerde vitamin eksikliğinden dolayı çok sık uçuk problemi olur. Geçen hafta babamın stresten kaynaklı çıkan uçuğunun üzerine bile Tabia çörek otlu kantaron ağız spreyi sıktım. Ertesi gün uçuk kapanmaya başladı.
Diyabet yaraları olan kişilerede iyi geleceğini söylemek isterim. Açık ve iltihaplı yaralarda bu spreyi rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Neyseki hastalığım yavaş yavaş geçmeye başladı. En kısa sürede eski halime döneceğim gibi :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

12 Ekim 2016

Esansiyel Lavanta Yağı İle Çocuklarınızı Bitten Koruyun

Okullar açıldığından beri işim gereği eczanelerden çıkmadığım için velilerin en büyük sıkıntısı bit vakaları maalesef çoğaldı. Herkes mutlaka okurken bitlenmiştir :)
Anneleri en çok uğraştıran bit sorunu için özellikle yazmak istedim. Çocuğunuz bitlendiğinde hemen eczaneden bit şampuanı alarak bitleri temizlemeye başlıyorsunuz. Bit şampuanlarının içerisinde yer alan tarak ile çocuğunuzun başındaki bit ya da sirkeleri tarayıp kurtarmaya çalışıyorsunuz. Evet bit şampuanları işe yarıyor. Fakat bitleri temizledikten sonra çocuğunuz tekrar bitlenmemesi için önlemler almak için arayışa giriyorsunuz.
Önceden kafurun çocukların yakalarına çengelli iğne ile tutturulurdu. Hatta bende okurken annem sürekli iğnelerdi ense kısmıma. Yalnız kafurun kokusu oldukça keskin ve sürekli üzerinizde taşıdığınızda iğrenç bir koku oluyordu. Bende çocukken bitlenmiş biri olarak bu sıkıntıyı oldukça derinden yaşadım. Şimdilerde eczanelerde bit tokası şeklinde küçük aksesuarlar satılıyor. Ama bunlarda bir süre sonra yetersiz kalabiliyor.


Özellikle okullar açıldıktan sonra annelerin bit sıkıntısı da artınca yapabileceğiniz ve rahatça kullanacağınız tek şey lavanta yağı. Eczanelerde şuanda bit şampuanlarının yanında lavanta yağı oldukça çok satılıyor. Çünkü lavanta bit koruyucu bir özelliğe sahip.
Diyelimki çocuğunuz bitlendi. Bit şampuanı ile bitleri temizledikten sonra lavanta yağını çocuğunuzun yaka kısmına damlatabilir ya da kız çocuğu ise tokasına bir kaç damla damlatıp bitten koruma sağlayabilirsiniz.
Keskin kokusu ve bir o kadar da rahatlatıcı olan lavanta yağı çocuğunuza bit gelmesini engelleyecektir. Eğer hala bitlenmemiş bir çocuğunuz varsa bu yöntemi denemenizi tavsiye ederim. Lavanta yağına bit gelmez. Özellikle bu konuda hassas olan ebeveynler için en ideal bit koruyucu.
Bitlenme vakası ile karşılaşmış olan ebeveynler ise bitleri tamamen temizledikten sonra lavanta yağını kullanabilirler. Çocuğunuzun sağlığı için özen gösterdiğinizi biliyorum. Bit sorunu da aslında istemeyeceğiniz şeylerden biri. Fakat her çocuk hayatında bir kerede olsa bitleniyor :)
Lavanta yağını çocuğunuz her gün okula giderken bir kaç damla yakasına ya da tokasına damlatmanız tüm okul sezonu boyunca çocuğunuzun bitten korunmasını sağlayacaktır.
O zaman bitsiz günler diliyorum :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

9 Ekim 2016

Elle Moda Rüzgârı

Elle, moda konusunda farkını ortaya koymaya devam ediyor.
Moda, özellikle kıyafet, ayakkabı, makyaj ve stil konularında toplumun tüketim trendlerini belirler.Aslında bir nevi tüketim alışkanlığı olmakla beraber dünyada ve Türkiye moda popülaritesini
belirleyen eşsiz alanlardan biri Elle’dir. Değişen mevsimle beraber, hızla değişen moda rüzgarını takip etmek istiyorsanız kendini bu noktada sürekli yenileyen Elle, tüm kadınlar için doğru adres olacaktır.
Moda ve trendlerin öncüsü Elle, kadınların yaşamlarının her alanına dokunuyor ve adeta yol gösterici
oluyor.Modaya dair en yeni stilleri ve konseptleri paylaşan Elle, bu konuda kadın okuyucuların yakın
markajında. Son moda dünya stillerinin paylaşıldığı, tüm dünyada olduğu gibi birçok farklı alanıyla
beraber Türkiye’de de en çok takip edilen dergiler arasında. Elle’den, modanın bir kişilik meselesi olduğunu fark eden kadınların, kendilerini bulacağı en iyi mecra olarak da bahsedebiliriz.

Stilleriyle her daim adından söz ettiren ünlülerin ve dünyanın moda nabzını tutan moda tasarımcılarının en son kreasyonlarını takipçilerinin beğenisine sunuyor. Kadınlarında mevsimler gibi
değişkenlik gösterdiğini ve her mevsim farklı bir yüzle yenilenmek istediğini düşünürsek, bu anlamda
Elle’ de moda yol gösterici olmakla beraber tarz değişimlerine de yardımcı oluyor. Dış görünüşüne
önem veren her kadının, kaliteli giyinmek adına fikir alıp, öngörü sahibi olabileceği Elle, içerikleriyle
de her zaman kadınların yanında olduğunu hissettiriyor. Diğer mecralardan farkını ve samimiyetini ise bu şekilde ortaya koyuyor.
Moda tutkunlarının vazgeçilmezi olan Elle, kadınların kendilerini bulması konusunda profesyonel
önerileriyle fark yaratarak, modanın kişinin kendisini tanıtmasında anlık etkisini de okuyucularına
benimsetmiştir. Yani diyebiliriz ki; rengarenk, canlı, pırıltılı sezon trendlerini de yakında takip
edebileceğiniz Elle, alanında en iyisi olduğunu her açıdan kanıtlıyor. Stilini moda ile harmanlayıp
üzerinde taşımak isteyen her kadın bütünlüğünü sağlamak adına kendisi için en iyi olanı tercih etmek
ister. İşte bu noktada kadınların her an destek alabileceği mecra ise Elle’dir. Moda akımları sürekli
değişkenlik göstermekle beraber, birçok olaydan ve kişiden de etkilenir. Tüm bunları takip edebilmek
adına Elle’de moda kadınlara fazlasıyla yardımcı oluyor.

2 Ekim 2016

Bu Hastalık Beni Daha Ne Kadar Bitirecek

3 gündür mikroplarla boğuşuyorum ve ne keyfim var ne de kalkıp bişey yapacak halim.
Her sene olduğu gibi bu yılda hastalığa erken yakalandık. Bağışıklık sistemimin düşük olmasından dolayı hemen hastalanıp yatak döşek yatan ben, bu yılın sezonunu erken açarak hastalar kervanına katıldım.
Son bir haftadır bir türlü yazı giremedim çünkü işlerimde acayip yoğundu. Malum ay sonu ve müşteri ödemelerini toplamak bayağı bir vakit alıyor.
İşten güçten artan kalan zaman ise hastalanmayı başarabildim. Aman siz siz olun sakın hasta olmayın. Hele grip hiç olmayın. 
Benim gibi ilaç içmeyen kişilerin tek çaresi hastahane acile gidip iğne vurulmak ya da serum taktırmak. İki kere acile gittim. İkisinde de iğne vurdular ve serum takmadılar. Halbuki serum taktırsaydım iyi gelebilirdi. Ama doktorlar inat etti. Serum takmamak için ellerinden geleni yaptılar. Sonuç mu? yine hüsran. Ben yine çok hasta.

Bir torba ilaçla geziyorum. C vitamini almak zorundayım. Bol sıvı almam gerekiyor. Birde üstüne antibiyotiğe başladım. Neydi günahım da bu illete yakalandım.
Bu mevsimde başlayan grip beni tüm sezon boyunca terketmeden vücudumda kamp kuruyor. Ateşim ara ara yükseliyor. Ardından bir terleme. Hoş terlediğimde biraz rahatlıyorum ama gelin görünki sadece bir kaç saat ayakta kalabiliyorum. 
Hasta olmayın azizim gerçekten çok kötü bir durum. Elimden düşmeyen selpak sırsıklam. Burnum bazen akıyor bazen duruyor. Enteresan şekilde bir halsizlik söz konusu. Ne kadar uyursam uyuyayım hala uykum var. 
Bu arada ilaçlarımın dışında Tabia çörek otu ve buğday ruşeym besin takviyelerine de devam ediyorum çünkü enerjiye ihtiyacım var ve çörek otuyla bağışıklığımı güçlendirmek zorundayım.
Anlayacağınız Kırık Şemsiye hasta ve ne zaman iyileşir bilinmez. Hazırlanmam gereken bir blogger etkinliğim var yakın tarihte bu yüzden çok çabuk toparlanmam gerekiyor.
Çabuk iyileşsin diye dua edin bari :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.