25 Temmuz 2016

Ben Hayatta Neler mi Öğrendim?

İnsanlar hayatlarında ne çok şey biriktirirler. Uzun süredir düzenli olarak yayın yapamıyorum. Hem iş hayatı hem de sosyal hayat biraz hızlı geçiyor. İş seyahati düğün dernek derken aradan biraz zaman geçmiş. Malum bir de ülke durumu.
Nereye gidiyor hayatlarımız hiç farkında değilim.
Bu sefer hayatın bana öğrettiklerine yer vermek istedim. Belkide psikolojim buna müsaittir. Aynı Nil Karahimgil gibi bir çok şeyide tecrübe edindim.
Yaşadığım süre boyunca bir çok şeyi öğreniyorum ve öğrenmeye de devam ediyorum. En basitlerinden mi başlasam yoksa şuan aklıma gelenlerden mi? Bilemedim.
Hayat sen bana ;

  • Her ne kadar insanlara güvenmeyi bıraksam da sevdiklerime daha da önemlisi ailemden başka kimseye güvenmemeyi öğrettin.
  • Hiç kimse için kendi doğrularından ve hayatından vazgeçmemeyi öğrettin.
  • Başkasına delice gelse de kafama eseni yapmamı öğrettin.
  • Bir şeylerin üzerine inanarak gidersen olabileceğini öğrettin.
  • Hayatın sürekli bir koşturmacadan ibaret olsa da kendime mutlaka zaman ayırmam gerektiğini öğrettin.
  • Birini yüreğinle sevmeyi öğrettin
  • Karşılıksız sevgilerinde olduğunu ve bunlara en iyi şekilde cevap vermeyi öğrettin.
  • Yalnız kaldığımda ayaklarımın üzerine tek başıma dik durmayı öğrettin.
  • Haksızlığa uğradığımda dimdik kendimi savunabilmeyi öğrettin.
  • Saygı ve sevginin olduğu yerde uzun yıllar boyunca aynı yerde durabilmeyi öğrettin.
  • Tüm olumsuzluklara rağmen oturup gülümsemeyi öğrettin
  • Bu benim hayatım ve ben yaşamalıyım demeyi öğrettin.
  • İnsanların içinde kötüler kadar iyileri de görmeyi öğrettin.
  • Sevgisiz hiç bir canlının yaşayamayacağını öğrettin.
Aslına bakarsanız ben hayattan o kadar çok şey öğrendimki oturup yazmaya kalksam sanırım günler yetmez. En önemlisi de hayat bana araba kullanmayı öğretti :) Belkide en büyük zevkim budur :)

Bu içerik Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

18 Temmuz 2016

Her Şeyden Uzak Allah’a Yakın Olduğun Yer Umre

Müslümanlığın, bildiğimiz üzere beş şartı vardır. Bunlar; kelime-i şahadet getirmek,namaz kılmak,zekât vermek,oruç tutmak ve hacca gitmektir. Şahadet getirmek dışındaki şartlar, dinin inanç esaslarına dair olmayıp, davranışsal, ibadetsel şartlardır. Hacca gitmek, Müslümanlığın gereklerini tam anlamıyla yaşayarak Allah’a yakın olmak için çok gereklidir. Olanağı olan herkes, hac zamanında Allah’a ibadet etmek için Mekke’de bulunmaktadır.

Hac zamanı, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Müslümanlar, tek çeşit ve ihram denilen bir örtüyü giyerek Allah’ın huzuruna çıkıp, ibadet eder. Arafat Dağı’nda vakfeye durmak, Kâbe’yi tavaf etmek,Safa ve Merve arasında sa’y yapmak bu ibadetin en önemli kısımlarını oluşturur. Hac ibadeti için bellibir zaman ve yapılması gereken şartlar olduğundan, Hac ibadeti için alternatif çözüm olarak Umre Turları son zamanlarda revaçta ve çok talep görüyor. Hacca gitmek, Hac ayları denilen zaman diliminde ve ihram giyilerek yapılır. Belirlenmiş aylar dışında Hac ibadeti ve ihram giymek sadece Umre’de kabul edilir.
Hac, özel zamanında şart olmamakla birlikte Umre ile birlikte de yapılabilir. Umre, belirli bir vakte bağlı olmadığı gibi, usulüne uygun ihrama girdikten sonra tavaf ederek Kâbe’yi ziyaret etmek ve bazı dini görevleri yerine getirmek suretiyle yapılan bir ibadettir. Umre’de şeytan taşlama, kudüm/veda tavafı, kurban kesmek, Arafat/müzdelife vakfeleri, Cem-i Takdim ve Cem-i Tehir yoktur. Böylelikle,
Hac için zamanında gidemeyen ya da Hac şartlarını tam anlamıyla yerine getirmek için sağlığı uygun olmayan kişiler çoğunlukla Hac ibadeti için Umre turlarını tercih ediyor. Çok çeşitli firmaların düzenlediği Umre Turları için yaptığım araştırmalar sonucunda uygun fiyatlı olduğundan Semerşah Turizmi ilk seçenek olarak düşünmenizi tavsiye ediyorum. Uygun fiyatlı olmasının yanında her şey dâhil fiyatları, taksitli ödeme olanağı, lüks otellerde konaklama, Türkiye genelinden rezervasyon yapabilmeniz ve Semerşah Grup güvencesi ile seyahat etmeniz diğer turlardan farklı bir hizmet anlayışıyla birlikte güven vermektedir.


16 Temmuz 2016

Ben Şimdi Vatan Haini miyim?

Tarih 15 Temmuz 2016.......
Tarih kitaplarına geçecek olan Darbe Girişimi.
Yüreğim her şekilde yanıyor. Tv başında geçen saatlerin haddi hesabı yok. Minarelerden sürekli sela ve ezan sesleri yükseliyor, kornalar susmuyor, bombalar atılıyor, araçlar yakılıyor.
Darbe destekçisi değilim Ben tamamen Türk askerine el kaldıranlara kin doluyum.
Türk askerine el kaldırmak nedir? Her ne olursa olsun benim toprağımda beni ve vatanımı korumak için görev başında olan askerime kalkan eller kırılsın. Canım yanıyor. Niye mi?
20 yaşındaki çocuklara, askerlerimize yapılan zulme canım acıyor. Zamanında Polisin itibarını kaybetmeyi başarabilen bu rejimin şimdi Türk askerinin itibarını yerle bir etmesine canım acıyor.
Benim askerime ben hesap sorarım, ben kızarım, ben bağırırım ama elin vatan hainleri vatanını terkedip gelmiş hiçbir mahlukat benim Türk askerimin üniformasındaki düğmesine dahi dokunamaz.
Halk sokakta ve bu halk yurdumun gencecik askerlerini linç ediyor. Başını kesiyor, tekmeliyor, kanını akıtıyor, acımadan vuruyor, belinden kayışını çıkartıp askerimin bedenine acımadan vuruyor. 
Bir filmin içindeymişim gibi. Nerde görülmüş halkın askerine el kaldırdığı. Ben buna karşıyım. Bir avuç sakalıyla sokağa dökülüp benim askerimi tekmeliyor. Elleriniz ayaklarınız kırılsın. Benim askerime kalkan elleriniz kopsun ayaklarınız kopsun.
Canım acıyor askerimin düştüğü durumu izlemekten.
Ne olur biraz duyarlı olun. 20 yaşındaki çocuklara saldırıp kininizi askerime ödetmeyin. Bir şeyden haberi olmadan sadece verilen emri yerine getiren o masum çocuklara el uzatmayın. Canlarını acıtmayın. Yüreğim yanıyor resmen... Tırnaklarım avucumun içine geçti. Küçücük çocuklara bedel ödetmeyin.
-'' Abi söyle çekmesinler taş atmasınlar annem izliyor görmesin'' diyen askerime kalkan eller kopsun.....
Onlar bizim çocuklarımız bizim askerimiz. Ne olur çocuklarımıza dokunmayın. Onlar suçsuz. Ne kadar çok korkuyorlar hiç mi görmüyorsunuz? Bir kurgunun piyonu sadece. Emin olun bu ülkenin tek bir karışına bile canını vermeye hazır olan bu çocuklar sizden daha çok demokrasi hakediyor.
Sırf askere el kaldırmayın dediğim için vatan haini olursam varsın olayım. Ama Türk askerine el kalkmayacağını öğrendim ben. Askerimin itibarını hiçe sayan bu milletinde bu kadar kör olmasına kızgınım.
İstediğiniz yerde toplanın istediğiniz sloganı atın istediğiniz provokasyonu yapın ama ASKERİME dokunmayın. 
Asker demek vatan demek artık görün bunu. Darbe yapılmasına karşıyım... Bu devirde darbe kavramı olmasına karşıyım. Bunu asla destekleyemem ama ASKERİMİN akacak bir damla kanına dahi tahammülüm yok.Koşul her ne olursa olsun askere kalkan ellerin kırılması gerek.
Askerine sahip çık be güzel ülkem. O çocukları linç etmek için hiçbir sebebin yok. Onlarda sen gibi vatanın her bir toprak parçasına canını verir. 
Şimdi ne olacak her gördüğünüz askere saldıracak mısınız?
Onlarda ana baba evladı ve herşeyden habersiz emir kulu. Yapmayın lütfen... Türk Askeri ihanet etmez. Hele ki o gencecik henüz dünyadan habersiz olan Türk Askeri ihanetin ''i'' harfini bile bilmez.
Yapılan kurguya alet olan her kim varsa Allah Belasını Versin.


Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

5 Temmuz 2016

Balat' ta İftar ve Bayram

Bugün Bayram... Koskoca bir Ramazan bitti.... Tüm herkesin Bayramını kutluyorum. Sevdiklerinizle en mutlu Bayramlar sizinle olsun....

Çocukluğumun semti Balat....
Babaannemi kaybettikten sonra köklerimin bulunduğu semte daha çok uğrar olduk. Sağolsun eski dostlar belkide yalnız bırakmak istemediklerinden sonra zamanlarda bizleri de her türlü faaliyetlerine dahil ettiler.
Seviyorum aslında ben o eski İstanbul semtlerini. Çocukluğumun geçtiği o Balat hep aynı aynı kalsın isterim aslında. Sokaklarında gezdiğinizde tarih damarlarınızın içine kadar işliyor. Havası, ruhu ve size gülümseyişi bir başka.


Balat benim için aslında terketmek istemediğim ama zorunlu olarak terketmek zorunda kaldığımız bir semt. Babamın ve benim bile çocukluğumuzu taşıyan semt. İnsanları her zaman sıcaktı her zaman dosttular. Bizi hiç bir zaman terkedip gittik diye dışlamadılar. Ne zaman gitsek yine eskisi gibi sarıp sarmaladılar.
Babaannemde aşıktı Balat' a. Hatta hasta olduğunda ilk aklına gelen yerdi. Sürekli Balat derdi. Balat komşuluğundan bahsederdi. Kökümüz ne de olsa. Ben İstanbul' a aşıksam belkide buna sebep Balat'tı....
Ramazan iftarları hiç bitmez Balat' ta. Malum çevrede yoksul fazla olunca sürekli bir iftar veriliyor. Bunun dışında insanlar eşine dostunu iftara çağırırken öyle evinde yapmıyor. Dışarda yapıyor iftarını. Bizde iki kere dahil olduk buna. Daha iyi hissettik kendimizi.




Her tarafı babaannem kokan Balat' ta olmak bize daha iyi geldi. İstanbul yerlisiyim. Bunu her dediğimde vardır kökün başka yerden diyorlar. Ama bilenler bilir. Balat gerçekten İstanbul yerlilerinin olduğu semttir. Tabi bu eski zamanda böyleydi şuanda oldukça karışık. Ama ben yine de seviyorum bu semti. İstanbul' a aşık olmama sebep bu semti hepte seveceğim sanırım.


Balat tarihi bir yer olduğu için orada öyle 3-5 yıllık bir mekan göremezsiniz. Esnafı da eskidir sokakları da. Bu yüzden gittiğinizde girdiğiniz her dükkanın mutlaka köklü bir geçmişi vardır. Aslında zamanınız olursa mutlaka gidip bu hikayeleri dinlemenizi öneririm. Hatta ben eğer kendime vakit ayırabilirsem bir Balat yazı serisi hazırlamak istiyorum.
Gelelim iftarımıza :) Sahilde kurulmuştu masalarımız. Babamın çocukluk arkadaşı Kadri Abi iftar veriyordu. Sağolsun oda her acı günümüzde yanımızda.. Aslında biraz daha vakit geçirsek bize bile baba olacak bir adam.

Bu Ramazan geçirdiğim en güzel iftardı diyebilirim. Hüzünlüydü ama eski semtine ait bu güzelliği yaşamak bambaşkaydı. Semt değişmiş mi ? Evet değişmiş. Olduğundan çok fazla olmuş Ama insanlarının içindeki duygular değişmemiş. Her zaman kucaklamaya hazır.
Şu yazıyı yazarken bile Balat'taki evimizde geçirdiğim çocukluğum gözümün önüne geliyor. Babaannem aslında benim hayatımın her köşesinde varmış. Gözlerim yine doldu. Sanırım biraz zaman gerekiyor iyileşmek için.
Pek fazla yazı giremiyorum. Hem çalışıyorum hem de gerçekten cenazeden bu yana içimden gelmiyor yazmak. Allah sonumu hayır etsin.
Çocukluğunuzun geçtiği semtlere mutlaka gidin. O zaman unutmuyorsunuz bir çok şeyi...

Bu içerikte yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.