31 Mayıs 2016

Cilt Temizliğinde İzotonik Su

Günlerdir taşınmanın da etkisiyle bloguma fazla vakit ayıramadım. Hala tam yerleşmiş değiliz. Hala her yer her yerde ve sanırım bu böyle uzun bir süre devam edecek. Çünkü eşyamız çok ve baş edemiyorum :)
Son zamanlarda keşfettiğim bir şeyden bahsetmek istedim. Hazır taşınmadan dolayı biraz ara vermişken keşiflerime yer vereyim dedim.
Son keşfettiğim ürün aslında hastahanelerde sıkça kullanılan bir ürün ama ben bunu kendime uyarladım :) Biliyorsunuz ki babaannem uzun süredir yatıyor. Yaş itibari ve sürekli yatmasından dolayı yatak yaraları oluşmaya başladı. Çıkan yaralarda da temizleme ve krem uygulaması yaparak yaraların iyileşmesini sağlıyoruz. Babaannem için kullandığımız İzotonik Sodyum Klorür Solüsyonunu yaraları kremlemeden önce üzerinde temizleme işlemi yapıyoruz. Bu su sayesinde hücre yenilemesi oluyor ve yaranın daha çabuk iyileşmesini sağlıyor. Bunu hastahanede kaldığımız sürede hemşirelerden öğrendim. özellikle yara üzerinde etkili olduğunu çok iyi biliyorum. Ben bunu öğrenmişken denememek olmazdı :)

Adet dönemimde olmama rağmen yüzümde bir kaç tane sanırım taşınma stresinden kaynaklı sivilceler çıktı. Tabi ben rahat durmadım oynadım ve yara yaptım. Hemde sürekli elimi atarak oynayıp kanayana kadar yoldum. Sol yanağımın yan kısmı iki üç tane sivilce oldu ve bu şekilde oynayıp çok çirkin bir görüntü oluşturdu.
İşte asıl keşif burda başlıyor. Babaanneme kullandığımız bu İzotonik suyu ben tüm cildime sürdüm. Tonik gibi uyguladığımı düşünebilirsiniz. Uyguladıktan sonra kendi kendine kurumaya bıraktım. zaten hemen uçuyor. Peki sonuç ne oldu :) Gayet başarılı. Sivilcelerim kurudu, o acıyan halinden eser kalmadı bide cildimin ferahladığını hissettim.
Bunu deneyip öğrendikten sonra İzotonik suyu tonik şeklinde kullanmaya karar verdim. Sadece yarım günde bile bu şekilde etki gösterebileceğini hiç düşünmemiştim. Bu arada İzotonik Sodyum Klorür Solüsyonu normalde özellikle vücutta tuz ve suyun azalması sonucu damar yolu ile vücuda verilen ilaçlardan biridir.
Evinizde mutlaka bu İzotonik Sodyum Klorür Solüsyonundan bulundurun. Olur ya çocuğunuz düşer yara filan olan ya da siz bir yere sürtünür cildinizde yara olmasına sebep olabilirsiniz ya da hastanız vardır yaralarını iyileştirmek için kullanma gereği duyabilirsiniz. Açıkçası sivilcelerimde böyle bir etki yapacağı hiç aklıma gelmezdi. Çünkü bazı insanlarda görüyorum büyük ve yara halini almış sivilceleri. Bu sivilcelerden kurtulmak için bu solüsyonu kullanabileceğinizi düşünüyorum.
Eczaneden yada doktorunuza yazdırarak bu solüsyonu edinebilirsiniz.

Bu içerikte yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

26 Mayıs 2016

Yine Taşınıyoruz

Bir haftadır evin içinde slolom oynuyoruz ailece :) Her yer koli her yer dandini. Yine taşınıyoruz. 2 blok öteye :) 
Uzun zamandır oturduğumuz evimizden taşınmak zorunda kaldık. Aslında hiç sevmiyorum taşınmaları. Eşyaları kolilere yerleştir sonra yeni gittiğin yerde hepsini tekrardan yerleştir. Yeni bir eve yerleşmekte 1 ayımı alıyor nerdeyse. Eski ne varsa atmaya çalışıp ama sonra kıyamamak. Bizim ev zaten ihtilal çıksa ilk uğranacak evlerden biri. Ne varsa alınıp koyulmuş.Eşya bakımından çok kalabalığız :)
İşin kötü tarafı ne zaman taşınacak olsak şunuda atalım bunu da verelim deyip yeni evde yine bizimle beraber kalan eşyaların kalabalığı. 
Açıkçası her ne kadar sevmesemde kalabalığı yine bize kalıyor eşyalar. Bu hafta cumartesi sabahından yeni evimize geçiyoruz. Önceden boş eve temizlik yapmak kolayda sonradan temizlik yapılması zor iş. Badanası yapıldı. Herşeyi tamam ama taşınmak çok zor :)

Bu sefer odamda farklılık istiyorum. Perdelerim değişecek. Yatağımın şekli değişecek. Odanın yerleşimi farklı olacak. Uzun süredir odamda koltuk istiyordum kitap okuma bölümü olsun istiyordum. Bu seferki odamda nihayet yapacağım.
Kalabalıkları biraz daha azaltacağız. Mutfağımızı biraz daha renklendirme kararı aldık :) Ayrıca bu sefer evimizin iki balkonuda kapalı bu yüzden evin içerisinde yer alan fazlalıklarımızı balkondaki dolaplara yerleştireceğiz.
En büyük dertlerimizden biride ayakkabılarımız. Envai çeşit ayakkabı var. İki büyük ayakkabı dolabımız çeşit çeşit ayakkabıyla dolu. Neyseki yeni evimizde ayakkabılarımızı daha düzenli yerleştirmek için kapı girişinde bir sürü dolabı olan vestiyer var. 
Yeni bir ev yeni bir hayat. Benim için alışmak zor olacak. Çünkü şimdiki evimizde uzun süredir yaşıyoruz. Kesin dışarı çıkıp eve döneceğim zamanda evleri karıştıracağım. Bir kaç defa eski eve gelerek sonrada yeni evin yolunu tutacağım :) Yapmışlığım var. Önce eski eve gidip sonrada biz taşınmıştık deyip yeni evin yolunu tutmak :)
Taşınmak zor :) Fakat yinede güzel şeyler olabileceğini düşünüyorum. Her evde anıları bırakıp yeni evde yeni bir hayat kurmak heyecan verici ama alışmak zor oluyor. Bu yeni evimizde hayatımda da bir çok yeniliği yaşayacağımı düşünüyorum. Çünkü aldığım bir takım yeni kararlarım var ve bunları gerçekleştirmek istiyorum.
Bakalım yeni evimizde bizleri neler bekliyor :)


Bu içerikte yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel internetten alıntıdır.

24 Mayıs 2016

Bloggerlar Vergi Versin!!!!

Son bir haftadır bu haberleri çok duyar olduk öyle değil mi? Sağolsunlar sonunda keyifle yazdığımız bloglarımıza ve instagram hesaplarımıza da el attılar. Bizi de vergiye bağlamaya hazırlanıyorlar. 4 yıldır yazıyorum buralarda sırf keyif aldığım için hoşuma gittiği için. İnstagram hesabımda zaten tamamen kişisel hayatım daha fazla. Hoşuma giden ne varsa ya da yaptıklarım ne varsa paylaşmaya çalışıyorum. Ama son bir haftadır canımız sıkılmaya başladı.
Bloggerları ve sosyal medya hesaplarında bol takipçili kişilerden vergi almaya başlayacaklar. Aslına bakarsanız bekleniyorduda böyle bişey. Çünkü haksız kazanç çok fazlaydı. Blogger hayatıma başladığımdan bu yana bir sürü şeyler duydum. Basın bültenlerinden yüksek meblağlar isteyenler, sırf bir ürün çekip koyacak diye ürünün nerdeyse 10 katı para isteyenler ve özellikle pr şirketlerine para amaçlı teklifler. Neler neler duydum. 
Aslında kızdım bu habere başlangıçta. Fakat sonra düşündümki evet haksız kazanç sağlayan çok hesap var özellikle instagramda. Takipçiyi satın alıp bilmem ne kadar takipçim var deyip firmalara teklifte bulunan ve bu alana reklam verebilirsiniz görsellerini yerleştiren kişilerden tabiki vergi alınmalı. Ama bu işi sadece hobi olarak yapıpta yine kendi emeğiyle bir yere gelmiş kişilerin diğer gruptan ayrılarak karar verilmesinden yanayım.
Ben şimdi blogumu sadece bir hobi olarak kullanıyorum. Çünkü hoşuma gidiyor buraya yazılar eklemek,yaşadıklarımı anlatmak,gittiğim yerleri göstermek... Bunlar benim hobim. ama bu hobime de vergi vermek açıkçası haksızlık bana göre. 

Madem vergi alınacak o çok sahte takipçili hesapların kapısı çalınsın, evlendirme programında meşhur olma aşkıyla yanıp tutuşan şahıslardan alınsın, ünlüleri kullanarak reklam çalışması yapan firmalar ve o ünlülerden alınsın ya da ekstra kazanç sağlayan alışveriş hesaplarından alınsın vergiler. Bu işi sadece hobi olarak yapıp kullandıklarını herkesle paylaşmak isteyen bilgi vermek isteyenlerden alınmasın. Heee diyeceklerki para vermeden bloggerlara hediyeler gidiyor. Açıkçası firmalar bizlere gönderdikleri ürünlerde reklam gideri olarak zaten vergisini veriyor. Şimdi haksız kazanç elde eden hesapları tespit etmek o kadarda zor değil.Oturup ne kadar hesap varsa inceleyecekler mi? Mercek altına alacaklar mı?
Zaten sahte takipçi ve beğeni alarak kullandıkları hesaplarından vergi ödesinler buna bişey dediğimiz yok. Ama bunu sadece bilgi amaçlı yapanları da bu işten soğutmasınlar.
Blogger olduğumdan bu yana Bumerang ve bir kaç firmanın isteği üzerine yayınladığım yazılarımın dışında bir kazancım olmadı. Hani milletin peşine düşüpte ben basın bülteni yayınlarım ama şu kadar fiyata demedim hiç bir zaman. Bu sistemden para kazanan ve aç gibi milletin peşine düşen kişileri de çok gördüm. En yakınlarımda bile atıp tutup şu kadar para alıyorum diyenleri de biliyorum.
Benim severek yazıp çizdiğim ve kişisel olarak paylaşım yaptığım sosyal medya hesaplarımdan eğer bir kazanç sağlayacaksam seve seve vergimi veririm. Fakat kazanç elde etmediğim bişey de haksız yere vergi vermeyi de kabul edemem.Eminim bu şekilde düşünen birçok arkadaşım vardır.


Bu içerikte yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel ise internetten alıntıdır.

Dermadolin Seranem Vücut Şampuanı

Mis kokulu duş jellerine bayıldığım doğrudur. özellikle kokulara takıntılı biri olarak seçtiğim duş jelleri ya da vücut şampuanları her zaman kokuları ile beni etkilemeyi başarmıştır. Geçen yıl kullandığım bu yılda Lerzan arkadaşımızın 23 Nisan etkinliğinde bizlere tekrar gönderilen Seranem Vücut Şampuanı kokusu ile beni yine mutlu etti.

Dermadolin ürünlerini zaten kullanıyorum. Vücut nemlendiricileri ve diğer kremleri de Vücut şampuanı kadar başarılı. Seranem Vücut şampuanı kokusu kadar rengi ile de mest edebilir. Bu vücut şampuanı duş aldıktn sonra kokusu bir süre cildinizde kalıyor. Bazen özenerek yıkadığm kıyafetlere de az da olsa sıkıp elimde yıkayabiliyorum. Çünkü kokusu gerçekten güzel.Kokusunun ve renginin yanı sıra birde diğer duş jelleri ve Vücut şampuanlarından özellikleri farklı. 
Özellikle alerjik ciltler için en ideal Vücut şampuanlarından biri olabilir. Eczanelerde bulabileceğiniz bu ürün paraben içermiyor. Dolayısıyla bazı ciltler çok sorunlu olduğundan rahatlıkla bu ürünü kullanabilirler. Çocuklar içinde kullanılabilir.

Cildin nemlenmesinde etkili olan Seranem Vücut Şampuanı içesindeki argan yağı ile cildi hem nemlendiriyor hem de koruyor. geçen yıl kullandığımda da memnun kalmıştım. Yine aynı şekilde memnun kaldım. Ben kokulara tutkun olduğumdan öncelikle kokusu beni mutlu etmişti.
Duş jeli kullanırken köpürmesine önem veriyorsanız Seranem Vücut Şampuanı bu konuda da başarılı. Sağlıklı ürünler kullanmaya dikkat ederek cildinizi koruma altına alabilirsiniz. 
Şimdilik duş jeli yerine Seranem Vücut Şampuanını kullanıyorum. Diğer Dermadolin ürünleri de vücut şampuanı gibi başarılı.
Eczanelerde satılan bu ürünler her eczanede rahatlıkla bulunabilir. Eğer çevrenizde bulunan eczanelerde bulamazsanız eczacınızdan isteyebilirsiniz. Çünkü Dermadolin ürünleri ecza depolarında mutlaka oluyormuş. Aynı ürünü saatlerce aramanıza gerek kalmıyor.
200 ml olan Seranem Vücut Şampuanı uzun süre kullanabiliyorsunuz. Kokusu ve yapısı sizinde hoşunuza gidecektir. 

Bu içerikte yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

21 Mayıs 2016

Burock Leke Kremi

2 aydır düzenli bir şekilde kullanmaya özen gösterdiğim Burock Leke Kremimin son demlerini kullanıyorum :) Aslın bakarsanız bittiğinde yazacaktım ama dayanamadım bitmesine 3-5 gün kala paylaşmak istedim. Aynı markanın göz kremini de kullanıyorum.

Burock markasını özellikle instagramda sıkça görmüş olabilirsiniz. Ben kendi blogger etkinliğim dahil birçok blogger etkinliğinde gördüm. Bunun yanı sıra ürünü kullanırken memnun da kaldım. Şöyle ki aslına bakılırsa benim memnun kalmamın sebebi leke kremi olarak kullandığımdan filan değil. Daha öncelerinde defalarca cildimin hassas ve alerjik olduğundan bahsetmiştim. kolay kolay ürün kullanamıyorum.
Ben Burock Leke Kreminin cildimi nemlendirmesinden çok memnun kaldım. Benim çok fazla dikkat çekecek cilt lekelerim yok. Cildim hassas olmasına rağmen leke yapmıyor şükür. Burock' tan önce kullandığım nemlendiricimden memnun kalmamıştım. Sürdükten sonra kir gibi soyulması beni rahatsız etmişti. Hemen onu bırakıp Burock leke kremine başladım. Kremi uyguladıktan sonra cildimin hemen emmesi hoşuma gitti. Öyle bir önceki gibi kir şeklinde soyulmada yapmadı. 

Benim en çok beğendiğim yanı bu oldu gerçekten. Cildimi nemlendirmesi ve yumuşacık yapması mutlu etti diyebilirim.
Cildimin yapısından dolayı her ürünü kullanamıyorum. Akşamları cildimi temizledikten sonra kremi uyguladım. her akşam düzenli bir şekilde uygulama yaptım. Leke kremi diyor fakat ben ufak tefek olan sivilce lekelerimde pek bir fark göremedim. Belkide uzun süre kullanmak gerekiyordur. Takıntı halinde olmadığımdan aslına bakarsanız pek farkedemedim. Ama şöyleki geçen hafta bahsettiğim 2 Minute Miracle Gel ürünü ile beraber kullandım. Şakağımda o çıkan kocaman sivilce izi yok denecek kadar az bir leke bıraktı. Belkide ikisini bir arada kullandığımdan kremin ne yaptığını pek farkedememiş olabilir. Yinede Burock Leke Kremi cildimi nemlendirmede bana oldukça yardımcı oldu.

Göz kremini de kullanıyorum fakat henüz onda bir fark yok ve bayağıda var kremim. Bitmesine yakın onuda paylaşmaya çalışacağım.
Burock leke kremi rengi sütlü kahve tonunda. kokusu ise yok denecek gibi. Öyle parfümlü bir koku beklemeyin. Ambalaj olarak da dikkatinizi çekebilir. Benim hem yapısı hem de ambalajı hoşuma gitti.
Bakalım diğer göz kremi nasıl çıkacak :)


Bu içerikteki yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

20 Mayıs 2016

Küçükyalı Çocuk Esirgeme Kurumunu Bloggerlar İle Ziyaret Ettik

Geçtiğimiz cumartesi 14 mayıs' ta iki ay öncesinde çalışmalarına başladığımız bir sosyal sorumluluk projemizi blogger arkadaşlarım ile gerçekleştirdik. Aslında bu çalışmayı yine bir blogger etkinliğinde dile getirmiştim. Etkinliğin bittiği günün akşamında hemen bizlerle olmak isteyen blogger arkadaşlarımız ile internette bir araya geldik. Çocuklar için neler yapabiliriz diye konuşmaya başlarken bize öncelikle ziyaret etmemiz gereken bir kurum gerekiyordu.
Neyseki projede dahil olan arkadaşlarımız semtlerine yakın bir çocuk esirgeme kurumu ile görüştü ve çalışmalarımıza başladık. Çocukların ihtiyaçlarını belirleyip neler yapabileceğimizin derdine düştük.
Bu sosyal sorumluluk projemizde bizlerle olabilecek firmalarımız ilede iletişime geçip durumu onlarla paylaştık. Sağolsunlar birçok firmamız bizlere olumlu dönerek yalnız bırakmayacağını belirtti.

14 mayıs tarihi yaklaşırken çocuklarla bir kahvaltı organizasyonu yapmak isteğimiz artık kesinleşmişti. Geriye kalan sadece çocukların ihtiyaçlarıydı. Kurum yetkilisi ile sürekli diyalog halindeydik arkadaşlarla.
Kurum için istediğimiz kitap, kıyafet, temizlik malzemesi, gıda malzemeleri, oyuncak ve diğer malzemeleri kargo ile önceden firmalarımız göndermişti. Çocuklarla kahvaltı yapacağımızdan diğer kahvaltılık malzemeleri de bizler yanımızda götürdük. Herkes bişeyler yapıp getirdi.

Küçükyalı çocuk esirme kurumu ve sevgi evi çocukların ev ortamında yaşaması için dairelere bölünmüş bir kurum. Her çocuğun annesi babası var. Bunun yanı sıra kaldıkları evde başlarında duran anneleri var. Haftaiçi hem anne ve hem öğretmen ile beraber ev içerisinde oluyorlar. Gündüz okula gidip akşam evlerinde kalıyorlar. Evdeki anneleri onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. 6- 7 kişilik evlerde kalarak ev ortamını yaşamaya çalışıyorlar. 



Anne ve babaları istedikeri zaman çocukları görebiliyor. Bunun yanı sıra çeşitli etkinliklere giderek sosyalleşiyorlar. Kurum yöneticileri bu konuda oldukça hassas. Bizler haftasonu gittiğimiz için hafta içi kurumda olan öğretmenlele görüşme imkanı bulamadık. Her bir çocuk kendine göre başarılı aslında.
Evlerinin içinde yatak odaları, bilgisayar odaları, salonu ve mutfağı var. Aynı bizlerin yaşadığı ev ortamı. Biliyorum şimdi diyorsunuz ki yine bişey eksik. Evet sevgi eksik. Anne baba sevgisi eksik.


İşin aslına gelirsek; ben bu ziyarette çok kötü oldum. Bayağı etkilendim. Birde tekrar şükrettim. Bir aileye sahip olduğum için. Anne baba sevgisini tadabildiğim için. Evet kurumdaki her bir çocuk aile sevgisine ihtiyaç duyuyor. Şöyle bir durumda vardı. Devlet bu çocukların anne babalarına para vermek istiyor. Çocuk bakımları için. Diyorki bu çocuğun bakım parasını sana vereyim al evinde bak. Anne baba sevgisi görsün diyor. Ama bu anne babalar ne yapıyor? Belki inanmayacaksınız ama çocuklarını yanlarına almak istemiyorlar.
İşin aslı bu çocukların ne kitaba, ne oyuncağa, ne çikolataya ne de kıyafete ihtiyacı var. Sadece ihtiyaç duydukları tek şey SEVGİ.
Parayla satın alınamayacak ve anne babanın dışında kimsenin bir çocuğa veremeyeceği sevgiye ihtiyaçları var. Kimisi gelip sarılıp unutmayacağım seni diyor. Kimisi ergenliğin verdiği etkiyle hırçın. ama tek eksikleri gerçekten SEVGİ.
Ne tuhaf demi evimizde öpüp kokladığımız çocuklarımızın dışında bir kez sevgiyle gülümseyen anne kokusuna ihtiyaç duyan birçok çocuk var. Kaldıki anne babası olan çocuklar bunlar.
Vicdanım yüreğim o gün darmadağın oldu. Ben böyle çocuk için deli divane olan bir insan değilim. Fakat her kadın gibi benimde içgüdüsel olarak çocuklara karşı hassasiyetim var. Ben o çocukların yanında bir yandan kendimi şanslı hissederken bir yandan da kendimi eksik düşündüm. Eksik düşündüm çünkü bu çocuklara sevgiden başka verilecek hiçbir şey yoktu. Ama bende bir yere kadar sevgi verebilirdim. O an annelerini babalarını alıp karşıma bağırasım geldi her birine. Onları da anne baba sevgisinden mahrum bırakmak geldi içimden.

Blogger arkadaşlarımızla düzenlediğimiz bu sosyal sorumluluk projemizde bizlere destek olan tüm firmalarımıza çok teşekkür ederim. Gerçekten sağduyulu ve bu projede severek yanımızda olan firmalarımız var. Bu projemizde yine bizlerle olmak isteyen birçok blogger arkadaşımız oldu. Dışarıdan birçok insan bizlere sorular sordu destek olabilmek için. ufak tefek ne gerekiyorsa yapmaya çalıştık.

Bizlerle beraber olan tüm blogger arkadaşlara da ayrıca teşekkürler. Bir sonraki sosyal sorumluluk projemizde görüşmek üzere :)

Sponsor Firmalarımız;

Kurumsal Giyim Firması
Bisiklet- Gönüllü

Bu içerik yazısı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görseller etkinliğe katılan bloggerlar ile ortaktır.

18 Mayıs 2016

Son Zamanda Kullandığım Kokum

Sanırım herkesin benim gibi bir koku takıntısı vardır. Benim yaz kız ve sabah akşam kullandığım kokular hep ayrı ayrı. Hatta bir zaman yatmadan önce yastığıma koku sıkarak yatıyordum. Benim için koku gerçekten önemli.
Fresh kokular hep en çok tercih ettiğim kokular arasında. Daha ağır ve şekerli kokuları genellikle kış aylarında akşam saatlerinde kullanıyorum. Fakat yaz kış günlük koşturmacada olduğum zamanlarda fresh kokuları tercih ediyorum. Bir arada pudramsı kokulara takmıştım. Onuda yine kış aylarında tercih ediyordum. yazın çok ağır kokular beni rahatsız ediyor. Birde ben koku seçerken öncelikle kokuyu kokladığımda tuhaf bir baş ağrısı yapıyorsa hemen o kokudan vazgeçiyorum. Parfüm çekmecem çeşitli kokular ile dolu olmasına rağmen sırf beğenip alıp daha sonra baş ağrısı yaptığı için bıraktığım parfümlerle dolu.

Bir ara katı parfümde kullandım. Benim için aslında en ideal parfüm seçeneklerinden biri katı parfüm. Fakat maalesef bulmak zorlaştı. Özellikle katı parfümde lilyum kokusuna bayılıyorum.
Son zamanlarda Odak Parfümeri Ziyba markasının yeşil renkli parfümünü kullanıyorum. Fakat şunu demeliyimki koku çok güzel yalnız uzun süre durmuyor. Eğer hafif koku tercih edip ve kokunun baskın olmasını istemiyorsanız tercih edebilirsiniz.
Benim gibi yastığa yorgana sıkma hastalığınızda varsa evet tercih edilebilecek bir marka. Eğer uzun süre parfüm sıkamayacak bir ortama girecekseniz maalesef bu koku sizleri tatmin etmeyecektir. Ben genelde aklıma geldikçe her yerde parfüm sıkıyorum. Koku biraz hafiflese bari hemen parfüm sıkıyorum. Bu yüzden bu konuda pek şikayetçi değilim. Sadece uzun süre kalmıyor koku. Fresh kokusu hoşuma gitti. hafif olduğundan dolayı yaz aylarında tercih edilebilir. Odak parfümeri diğer çeşitlerini denemedim. O yüzden kokuları hakkında pek bilgim yok. Fakat özellikle fresh koku severlere bu yeşil olanı önerebilirim.


Bu içerikteki yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

14 Mayıs 2016

2 Minute Miracle Gel

Belkide çoğunuz duymuşsunuzdur bu jeli. Ben blogger etkinliğimin olduğu hafta tanıştım bu jelle. Kullanırken emin olmadan paylaşmak istemedim. Aslına bakarsanız tam olarak devamlı bir şekilde de kullanmak nasip olmadı. Aklıma geldikçe kullanma fırsatım oldu.

Miracle Gel adı üstünde mucize jel vaadleri arasında leke tedavisi, sivilceler, cilt renk tonu düzenleyici ve ölü deri temizleyici yer alıyor. Ben ilk uygulama yaptığımda çok şaşırmıştım. Çünkü cildime kullanıp bir kaç dakika içerisinde aynı vücudunuzda hamamda çıkan kirler gibi kalıntılar çıkmaya başladı. Ölü deri olduğunu düşünüyorum. Bu jeli kullanırken şakağımda geçmeyen bir sivilcem vardı. Büyük olduğundan ve beni rahatsız ettiğinden sürekli elim ona gidiyordu. Üzeri kabuk olmasına rağmen o kabuğu soymakta keyif veriyordu :) Kocaman bir leke haline geldi. Jeli düzenli olarak sabah ve akşam cildime uygulamadım. O aylardır geçmeyen sivilce kuruyup küçülüp yok oldu :)

Jeli kullanırken sadece onarıcı bir krem kullandım. Gerçekten sivilce izim çok kötüydü. Oynadığım içinde sürekli yara hainde duruyordu. Makyaj yaptığımda bile belli oluyordu.Uzunca bir süre cildimde bu leke ve sivilce ile dolaştım.

Miracle Gel uygulamasına başlamadan önce makyaj veya cildiniz bir kalıntı olmaması gerekiyor. En doğru zaman sabah ilk kalktığınızda uygulamanız. Cilde bir miktar jeli sürdükten sonra biraz bekliyorsunuz. Yoğun kıvamı hemen sıvılaşıyor. Cildinizi ovalayarak ölü deriyi temizlemeye başlıyor. Tamamen bölgeyi bu şekilde dairesel hareketlerle temizledikten sonra yüzünüzü yıkayıp günlük kullandığınız krem ile işlemi bitiriyorsunuz. Jeli kullandığım süre içerisinde burun yüzeyinde oluşan siyah noktalar çok az oluyordu. Bir süre ara verdim denemem gereken ürünler olduğu için.

 Şimdi tekrar başladım uygulamaya. Özellikle adet döneminde çıkan sivilceler yüzünden.
Jeli uyguladıktan sonra yüzünüzün temizlendiği hissini yaşıyorsunuz. Bir çok yerde jel ile ilgili olumlu yorumlar okudum. Bu yüzden bu ürünle tanıştığım için memnunum. 
Hassas ve alerjik bir cilt yapım olmasına rağmen herhangi bir reaksiyon yaşamadım. Aksine cildime çok yaradı diyebilirim. 
Miracle Gel almayı düşünenler rahatlıkla satın alabilirler. Kaldıki öyle sorunlu bir sivilcem iyileştiğine göre her türlü cilt sorununa da cevap verebileceğini düşünüyorum.

Bu içerikteki yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

12 Mayıs 2016

Eeose 14 Gün Kaş Kirpik Serumu

Çoğumuzun şikayetçi olduğu kaş kirpikler rimel ya da kaş farı kullanılarak şekil verilip makyajı tamamlıyoruz. Son zamanlarda kaş kontür yapımı fazlalaştı. Kıl tekniği uygulayarak kaş kontür tekniği daha çok tercih edilse de benim gibi hassas ve alerjik cilt yapısına sahip kişilerin yardımcısı da EEOSE kaş kirpik serumu tercih edebilirsiniz.
Aslında çok uzun zamandır kullanıyorum serumu. Fakat düzenli olarak 14 gün boyunca kullanma imkanını henüz yeni bulabildim. Ya unutuyorum ya da o an işim oluyor sürmüyorum. Son 14 gün boyunca düzenli olarak sabah akşam uygulama fırsatı buldum. Daha önce aynı markanın farklı serumunu da kullanmıştım. Açıkçası bir önceki üründe memnun kalmamıştım. Hem benim kullanımımdan hem de üründen dolayı çok verim alamamıştım. Jel kıvamında olan bu serumu satın aldığınızda uygulama yapacağınız pamuklu çubukları da paketin içerisinde yer alıyor.

Son olarak denediğim EEOSE 14 gün kaş kirpik serumu formül değiştirerek karşımıza çıkınca tekrar başladım kullanmaya. Daha öncelerde yine unutkanlığımdan kaynaklanan devamlılık olmasada kısa sürede etki görmeye başladım. Benim kaş ve kirpiklerim az ve rimelsiz sanki hiç yokmuş gibi bir yapıya sahip. Serumu kullanmaya başladıktan sonra yine rimel kullanıyorum ama kirpik ve kaşlarımın arasında yeni kıllar çıkmaya başladı. Özellikle kirpiklerim rimel sürdüğümde daha düzgün olmaya başladı. Kullandığım rimelimi de özellikle değiştirmedim. Önceki sonraki resim yapamadım ama aradaki farkı ben kendim tespit edebildim. 
Kirpiklerimde özellikle alt kirpiklerim çok azdı. Serumu kullanmaya başladığımdan bu yana alt kirpiklerin bayağı fark gösterdi. Kaşlarımda ise boşluk olan kısımlarda bir kaç tane kıl çıkarak dolmaya başladı. Ayrıca kısa sürede kaşlarım uzamaya başladı. 

Kaş ve kirpik kadının en önem verdiği bölgelerden. Bende takıntılı olduğum için bu konuda EEOSE kaş kirpik serumunu kullandığım için memnunum. Henüz bitmedi serumum. Fakat şöyle bir durum var. Bu tarz ürünleri sürekli olarak kullanmanız gerekiyor. Çünkü kaş kirpik serumları devamlı kullanıldığında fayda sağladığından kaş ve kirpik serumum bittiğinde ne yapacağım bakalım :)
EEOSE 14 gün kaş kirpik serumu gerçekten 14 günde etkisini göstermeye başlıyor. Denemenizde fayda var. Ama dediğim gibi devamında da kullanmanız gerekebilir.
Diğer kaş kirpik uygulamaları bana göre olmadığından bu tarz serumlar benim için ideal. Benim kaş ve kirpiklerime iyi geldi. Çünkü aradaki farkı özellikle rimel uyguladığımda daha iyi anlayabiliyorum.

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

11 Mayıs 2016

Balın Tadını Unuttuysanız Binboğa Balları ile Hatırlayabilirsiniz

Tatlıyla arası pek iyi olmayan tatlıyı sadece çikolatada seven biri olarak bal yemeye başladığımı belirteyim :)
Ben çocukluğumdan bu yana bal yemeyi sevmem. Aslına bakarsanız ben bal tadını ve kokusunu bilmeyen biriyim. Önceden eve doğal olarak gelen petek ballar vardı. Onlar bile uzun süre dolapta kaplarda durur bir türlü bitmezdi. Son bir aydır ben bal yemeye başladım. Özellikle sizlerle paylaşım yapacağım için tadımlayıp kendi fikirlerimi sizlere belirtmek için bal tüketir oldum.
Daha önce marketten ya da gidilen tatil yerinden bal alıyorduk. Fakat ben kaşık ucuyla biraz ağzıma attığımda o balın tamamen şekerden üretildiğini hissederek yemeyi bırakıyordum. En son özellikle kahvaltıda Binboğa Bal yemeye başladım. hatta işi abarttım. Canım tatlı istediğinde yoğurdun içerisine bal ekleyerek tatlı krizimi önlüyorum. Bu benim için çok alışılagelmiş bir durum değil. Çünkü tatlıyı sadece çikolata olarak bilen ben bal emenin keyfini yaşıyorum :)

Sevgili Lerzan' ın 23 Nisan etkinliğinde de bizlere hediye edilen Binboğa ballar 50 yıldır aynı kalitede olduğunu söylüyor. 3 çeşit bal tadını deneme imkanım oldu. özellikle farklı gelen keven ve kekik balı aroma olarak ilgimi çekti.
Zaten ilk tükettiğimde bu çeşidi oldu. Balın kendine has tadı ve kokusu kavanozun içine girmiş :)
Kooperatif bal olması da ayrıca bir güzel özellik. Çünkü tamamen doğal olmuş oluyor. Türkiye' de yer alan 1400 arıcı aileden toplanarak kavanozlanıp satışa sunuluyor. Dolayısıyla doğal ürün olması normal. tabiki bu sayısal değerler tamamen firmanın geçmişinde yer alan değer. Biz tüketiciler için aslında önemli olan tadı, doğallığı ve ambalajı.

Öncelikle Binboğa ballarının tadına bakarak eskiden o buram buram kokan bal kokusunu alabilirsiniz. Bunun yanı sıra balın tadına varacaksınız. Bal sevmeyen birinin bile bu şekilde bal tüketmesine sebep oluyorlarsa demekki var bişey :)
evimizde marketten aldığımız ballar uzun süre durduğunda şekerlenme yapar. işte ben onu hiç sevmem. Balın kendine has rengi,kokusu ve doğallığı olması gerekiyor. O kadar şeffaf ve duru bir bal ki kesinlikle o kadar mutfakta dışarıda oda sıcaklığında durmasına rağmen şekerlenme yapmadı. Bizim evde bal, pazar kahvaltılarında kaymakla babam tarafında imha edilir ama bu sefer buna bende dahil oldum. Yukarıdada dediğim gibi yoğurtla bile tüketmeye başladım.

Aslına bakarsanız ne kadar doğallığından yada adından bahsetsemde siz denemedikten sonra pek birşey anlamayacaksınız:)
Ayrıca bu ara mutfaktan çıkmaz oldum. Binboğa ballarını hemen hemen her tatlı ya da balın yakışacağı menülerde kullanıyorum. Geçenlerde yaptığım cupcakelerin üzerine birer kaşık süslemede kullandım :)
Binboğa ballarının bu doğal yapısından dolayı benim tarafımdan 10 üzerinden 10 aldığını belirtebilirim. Bal yememe sebep oldukları içinde tüm arıcı ailelerine teşekkür ederim :) Evimizde balın doğalının yer almasına sebep olan Lerzan arkadaşıma da tekrar teşekkürler :)

Bu içerikteki yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

10 Mayıs 2016

Saçlarınıza Revox At Kuyruğu özlü Şampuanla İyi Bakın

Aslında uzun süredir yazmayı düşünüyorum ama bir türlü kısmet olmadı kullandığım şampuanları yayınlamak. Saç bakım maskemi yada arada kullandığım saç kremlerimden bahsettim. Fakar hangi şampuanları kullandığıma uzun süredir değinmedim.
İki aydır kullandığım Revox At Kuyruğu Özlü şampuanımdan oldukça memnun kaldım. Tek bir sorun yaşadım oda saçlarımdaki kuruluk. Aslına bakarsanız boyalı saçlarda kuruma yapması normal. Fakat benim saçım boya yüzünü 6 ayda bir görüyor. oda biraz toparlansın diye. Artık boyama işlemine de son verdiğime göre kuruluk yapmaması gerekirken maalesef tek sıkıntım saçlarımdaki kuruma oldu. Bu sıkıntıyı da kullandığım saç maskeleri ve serumları çözmüş oldu.

Revox At Kuyruğu Özlü şampuan benim saçlarımda ne yaptı;
Benim saçlarım çok ince telli. Şöyle ki fön bile çeksem bir sat sonra sanki hiç fön yüzü görmemiş gibi oluyor.
Saçlarım çok az ve topladığımda kedi kuyruğu kadar kalıyor :)
Çok çabuk yağlanmasa da 3 günde bir mutlaka yıkanması gerekiyor.
Bunun yanı sıra bir gün taramasam sanki on gündür taranmamaış gibi oluyor.
Bu arada uzun süredir saçlarım kuaför yüzü görmedi ve kesilmedi. Hatta ve hatta bu süre aşağı yukarı 2 yıl filan oldu :) Nedense bir başkasının saçıma dokunması beni acayip huylandırıyor.
Bunların dışında saçlarımın yapısından çok memnun sayılmam ama seviyorum yine de.
Bu kadar sorunlu bir saça sahip olunca bir çok ürünü denemek zorunda kalabiliyorsunuz. Kendimce uyguladığım bakımlar bana yetiyor gibi şuanda :)
Benim saçlarım 1 cm den bile kısaydı. çeşitli uzatıcı etkili şampuanlardan sonra uzayan saçlarım şimdi omuzlarımdan bayağı aşağıda. Zaten instagramda da sık sık saçlarımın uzun olduğunu görebilirsiniz.
Son iki aydır kullanmaya devam ettiğim ve arada farklı şampuan kaçamakları yaparak aralarında memnun kaldığım Revox At Kuyruğu Özlü şampuanım son dönemde bana çok yardımcı oldu.
Peki neler yaptı ?
Öncelikle ince yapıdaki saçlarım dökülmeye çok müsait olduğundan ve mevsim geçişlerinde mutlaka karşılaşılan dökülme problemime ikinci yıkamamda cevap verebildi. Şuanda saçlarım eskisi gibi dökülmüyor. 
Saç diplerimin güçlendiğini hissettim. Çünkü ince telli olduğundan kopmaya ve dökülmeye çok müsait. Bu sorununda üstesinden geldi.
Şampuanı kullandıkça saç diplerimde minik minik saçların çıktığını gördüm. Özellikle saçıma maşa yaparken bunu daha iyi farkettim. Çünkü maşaya saçımı sararken diplerde minik saçların olduğunu görüyordum.
Saçımda kuruluk yapmasına rağmen ben bu durumu saç bakım maskesi ve serumla ört bas ettim. Saçlarınızda kuruluk yaparsa paniğe kapılmayın çünkü bunu benim yöntemimle çözebilirsiniz.
Saçlarımın daha kısa sürede uzadığını gördüm. Bu belki dökülme engellenince uzun saçlarım ana kalmış olabilir. Fakat iyi bir takipçi ve gözlemci olduğumdan saçlarımın daha hızlı uzadığını düşünüyorum. Etkisi oldukça başarılı.
Revox At Kuyruğu Özlü Şampuan yüksek bir teknoloji kullanılarak üretilen bir şampuan. Bunun yanı sıra doğal bir ürün. Kullandığınızda fazla köpürmeyecektir. Merak etmeyin saçlarınız olduğundan fazla kirli değil. Sadece şampuanın yapısından dolayı daha az köpürüyor. Ben ilk kullandığımda ne kadar pismişim düşüncesine kapılmıştım köpürmediği için :)
Açıkçası piyasada satılan diğer markaların çoğunu saçına denemiş biri olarak Revox At Kuyruğu Şampuanından oldukça memnun kaldım. Bir önceki yıl farklı bir şampuan kullanarak saçlarımın uzamasında etkili olduğundan bahsetmiştim. Her iki şampuanı da dönüşümlü olarak kullanmaya devam ediyorum. 
Revox At Kuyruğu Özlü şampuanın ambalajında yazan saç dökülmesini engellemeye ve saç büyümesini hızlandırmaya yardımcı tabiri gerçekten doğru bir tabir. Ürün 400 ml. Bu uzun süre kullanım sağlıyor. Ben çok fazla duş aldığımdan bana 3 hafta rahat yetiyor. 
Şampuan oksijen ile arıtılmış olduğundan saç derisinin nefes almasına oksijen almasına yardımcı oluyor. Bu sayede saç derinizin nefes alarak saç köklerinizin daha sağlıklı olmasına yardımcı oluyor.
Şampuanı uyguladıktan sonra mutlaka ya bir saç maskesi ya da serum kullanmanızı öneririm. Kuruluğu alabilmesi için. Herkeste aynı etkiyi yapacak diye bir şey yok. Fakat özellikle kuruma olduğunda korkmayın bundan bu tamamen geçici. 
Saçlarınıza gerçekten çözüm olacak bir şampuan arayışındaysanız mutlaka Revox şampuan ve saç ürünlerini deneyin. Ben çok memnun kaldım. Markanın tüm ürünlerini denemiş biri olarak bu konuda gerçekten başarılı ürünler ile tanıştığım içinde çok şanslıyım :)

Bu içerikteki yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

İnstagram Takipçi ve Beğenileri Mevzusu

Artık nerdeyse her bloggerın ve kişisel olarak herkesin bir instagram hesabı mevcut. Son zamanlarda dikkatimi çeken ve yakıştıramadığım arkadaşlarımın bile yaptığı instagram hileleri beni azda olsa üzdü.
Benim instagram hesabımında takipçi satın aldığıma yönelik düşüncelerin olduğunu da bilmiyor değilim. Ama işin aslı öyle de değil. Açıklamak istedim bu şekilde düşünenler için.Benim eski hesabım Kiriksemsiye olarak instagramda vardı. Ben eski hesabımı kapatırken İnstagram hesap dondurma özelliği henüz eklenmemişti. Hem o kadar emeğiminde boşa gitmesini istememiştim. İnstagram ile iletişime geçerek hesabımı donduramadığım için silmek zorunda kalacağımı ve blogumun aktif olacağını yine instagram hesabı kullanmak istediğimde özellikle takipçilerimin gitmesini istemediğimi belirten bir mail gönderdim. İnstagram henüz hesap dondurma özelliği olmadığını belirtip iletişim kurmam için beni farklı bir mail adresine yönlendirdi. Bende o mail adresi üzerinden iletişime geçerek eski hesabımı komple olarak sildim. Görsellerimi zaten hesabı kapatmadan önce silmiştim.

İnstagram hesabı açmaya karar verdiğimde tekrar bu iletişim kurduğum mail adresine mail gönderdim. Bana o zamanlarda da İnstagram hesabı açmaya karar verdiğimde iletişime geçersem takipçilerimi geri alacağımı belirtmişlerdi.
Evet burda bir hatam oldu İnstagram konusunda. Çünkü ben eski takipçilerimin geleceğini düşünürken farklı hesapların takipçilerime ekleneceğini düşünmedim. Meğersem onlarda izinsiz bir şekilde takipçi yönlendirmesi yapmışlar. Bunu gerçekten daha sonra farkettim. Fakat ben yinede özellikle beğenilerimde denk geldiğinde kişileri engelliyorum. Özellikle takipçi edinmek için kullanılan hesapları engelleme yapıyorum. Çünkü takipçilerimin organik takipçi olmasını istiyorum. Bu konuda İnstagram hesabıma ne bir takipçi satın aldım ne de böyle bir yola başvurdum. İnstagram hesabımı açalı kısa süre olmasına rağmen takipçilerimin çoğu gerçekten organik takipçiler. Bu konuda hassas davranmaya çalışıyorum. Yoksa bende bilirdim eski bir blog yazarı olarak takipçi satın alıp sizleri kandırmayı. Ama benim hatam değildi gerçekten hayalet takipçi edinmek.Neyseki şuanda yavaş yavaş sile sile denk geldikçe organik takipçilerim çoğaldı.
İnstagram hesabımda ilgili açıklama yaptıktan sonra son zamanlarda dikkatimi çeken ve beni gerçekten o yapmaz dediğim kişiler hayal kırıklığına uğrattı. İnstagram üzerinden takipçi alıp firmalara karşı benim çok takipçim var diyebilmek için organik takipçilerine saygısızlık yapan birçok blogger gördüm. Şimdi sormak istiyorum aslında 10K ya da 20K olunca ne oluyor. Hemde bunu sahte bir şekilde yapınca ne oluyor?
Firmalar bunu görmüyor mu sanıyorsunuz?. Kaldıki bir çok firmayla işimden dolayı diyalog halindeyim ve firmalara bunu bizzat kendim söylüyorum. Şu hesap takipçi satın almış ya da beğenilerinde program kullanmış diye.
Sahte takipçi satın aldıktan sonra birde beğeni hilesi yapmaya başladılar. Bu da nasıl mı belli oluyor aslında çok kolay. Sürekli takip ettiğiniz birinin paylaştığı gönderiye baktığınızda saniyede beğeni sayısı 200-300 lere çıkıyor. Bunu yapan arkadaşlar hiç mi aklınız yok. Hangi fotoğraf saniyeler içinde bu kadar beğeni alabilir. Bunun yanı sıra siz o resmi beğenmek istediğiniz de İnstagram buna izin vermiyor. Sorun bildir diyor. Vallahi böyle olanlara çatır çatır yapıyorum şikayeti. Çünkü organik takipçinizin beğenmek istediğine engel olup sahte takipçilerinizi ön plana atıyorsunuz. Bu günden itibaren bu şekilde olan hesapları ben takipten çıkacağım. Onlarda beni takip etmekten çıksınlar. Çünkü onlar bu tarz uygulamaları kullandığında hesabımla ilişiği bile olmayacak kişiler takip etmeye başlıyor. Otomatik olarak sahte takipçi benim hesabıma da gelmiş oluyor. Bu benim çok canımı sıkıyor.
Kusura bakmayın Blogger arkadaşlarım siz instagram hesabınızı 10K, 20k yalandan yapmak için bende hesabımı tehlikeye atamam. Ben hesabımı açarken tek hatam İnstagram ile iletişime geçip bana yaptıkları yönlendirmeden kaynaklı ama onları da temizliyorum.
Madem dürüst yazar olmaya çalışıyorsunuz ya da firma dikkati çekmek istiyorsunuz yapmayın bu tarz şeyleri. Bu zamana kadar susmaya çalıştım. Yaptığınızı yüzünüze vurmak istemedim ama göz göre göre de yalan konuşuyorsunuz. Paylaştığınız eski fotoların beğenisi 12-13 sayısını geçmezken şimdi paylaştığınız herhangi bir resim nasıl oluyor da saniyede 200-300 oluyor. Yazık etmişsiniz.
Bu tarz arkadaşlara çok üzüldüm. Çünkü dürüst bildiğim ve evet yapmaz dediğim insanlar bunlar. Sizden rica ediyorum siz bir ünlü değilsiniz siz ünlülerden daha çok insanların ihtiyaç duyduğu kişilersiniz. Çünkü blog yazarısınız. Böyle yaparak boşa vakit harcamayın. 
Açıkçası sert bir dille de yazmak istemedim ama sinirlendim gerçekten. Eski bir blog yazarı olarak ve içlerinde eski blog yazarları da varken böyle ucuz şeylerle hit görünmeye çalışan arkadaşlarım olduğu için de kendime kızdım.


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

9 Mayıs 2016

#LerzanKaradanli23Nisan Etkinliğimizin Sponsorları - 2

Daha önce Lerzan arkadaşımın düzenlemiş olduğu Kayseri' deki etkinliğinde bizleri yalnız bırakmayan gıda firmalarımızın yazısını sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda da diğer sponsorlarımıza yer vereceğim. 
Bizleri gerçekten şımartarak elimizi kolumuzu dolu gönderen Lerzan' a tekrar teşekkür ediyorum.
Her etkinlikte karşılaştığımız Mediwell bizleri bu seferde yalnız bırakmadı. Dudak balmlarını kullanırken keyif alıyorum. Bu sefer hem dudak balmları hem de yeni çıkan ayak ve topuk kremlerini bizlere gönderdiler. Teşekkürler Mediwell :)

Bebak ürünleini hepimiz seviyoruz. Ben özellikle Acıbadem sütü ürününe hayranım. Uun süredir yoğun nemlendirici olarak kullanıyorum. Bu etkinliğimizde de bizlere güneş koruyucuları ile eşlik etti. Teşekkürler Bebak :)


Cosmed firmasının harika peştamaline ve göndermiş olduğu DD kremi en kısa sürede kullanmayı düşünüyorum. Hassas bir cilde ve güneş alerjisine sahip olduğum için benim bu yazki favorilerimden biri olabilir. Teşekkürler Cosmed :)


Dermadolin ürünlerini daha öncede kullanmıştım. özellikle nemlendirici kremleri benim çok hoşuma gidiyor. Su bazlı ve yağ bazlı ürün seçenekleri ile her cildin rahatlıkla kullanabileceği özellikteler. Teşekkürler Dermadolin :)


Dermokilin özellikle maskelerini kullanıyorum. Kilin yapısı benim cildime yarıyor. özellikle adet döneminde kullanarak cildimin sakinleşmesine yardımcı oluyorum. Bu arada sadece yüzüme değil ellerime de kullanıyorum. Teşekkürler Dermokil :)

Ekoz kozmetik son dönemlerde çıkarmış olduğu oda ve kıyafet kokuları özellikle alerjisi olan kişilerinde tercih edeceği kokulardan biri. Hafif ve hoş kokusu çamaşırların mis gibi kokmasını sağlıyor. Teşekkürler Ekoz Kozmetik :)


Farmasi markasının bir kaç rujunu kullanıyorum. BB kremini kullanmak bir türlü nasip olmamıştı. Bu etkinliğimizde Farmasi BB kremi benim en sevindiğim ürünlerden biri oldu. Teşekkürler Farmasi :)

Haceri Simya markasıyla ilk kez kendi etkinliğimde tanışmıştım. Maskesine bayılmıştım. Yine kilin güzelliğimize kattığı güzelliğin sırrını kullanan Haceri Simya teşekkürler :)

Hc Hair Care markasının Ovex saç maskesini kullanıyorum ve oldukça memnunum. Bu Doping ürün yeni ürünü ve en kısa sürede de denemek istiyorum. Teşekkürler Hc Hair Care :)

Lesoleil şampuanlarını daha önce bir kaç kez denedim. Aslında benim saçıma pek uygun bir ürün değildi.Arkadaşlarıma denemeleri için verdim.Onlar üründen gayet memnun olduklarını belirtmişlerdi. Teşekkürler Lesoleil :)


Bebek ürünlerinde son dönemlerde sıkça adını duyduğumuz Mustela, bebek şampuanı ile bizlerleydi. Bebeğim olmasada henüz yeni doğmuş bir yeğenim var. Sanırım onun üzerinde deneyeceğim :))) Teşeküürler Mustela :)


Nail Trick soyulabilen oje yine minicik ürünleri ile aramızdaydı. Ben ilk kez kullandım. Daha önce birçok etkinlikte adını duymuştum. Dayanamayıp hemen denedim zaten ve ilk katta bile rengini oldukça iyi bir şekilde belli ediyor. Teşekkürler Nail Trick :)


Natracare ve Rituel De Beaute firmasının ürünleride bizleri yalnız bırakmamıştı. Isıtıcı bantlarını daha önce kullandığım Rituel De Beaute ayrıca burun bantlarını göndermiş.Natra Care ise ped denememiz için bizlere ped göndermiş. Teşekkürler Natra Care ve Rituel De Beaute :)

Odak Parfümeri Ziyba parfümlerini zaten kullanıyorum. Ben küçük keselerini çok seviyorum. Yine bizlerle beraberdi. Teşekkürler Odak Parfümeri :)


Revox markasını severek kullananlardan biri olarak bitmeye yakın olan saç serumumun yeri doldu :) Revox markasının özellikle At kuyruğu özlü şampuanını öneririm. Teşekkürler Revox :)


Seely ütüsüz ütüyü sürekli görüyordum bu sefer benimde deneme imkanım oldu. özellikle seyahatlerde son derece yardımcı olacağını düşünüyorum. Teşekkürler Seely :)


Kokulu taşları ile bizlere küçük taşlar armağan eden Seherin Elllerinden Teşekkürler :)


Splat diş macunlarını uzun zaman önce kullanmıştım. hassas diş eti yapısına sahip olanların mutlaka kullanması gereken diş macunlarından biri. Teşekkür Splat :)


Tabloda.com kanvas tablo alışverişi yapabileceğiniz bu siteden daha önce bahsetmiştim. Bu sefer çekiliş sayısı ile belirlenen fotoğraflarımızda bana çıkan Kaplumbağa Terbiyecisi oldu. Seviyordum zaten bu tabloyu. Teşekkürler Tabloda :)


Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz bir markamız daha Vissmate. çamaşır suyu denilince akla ilk gelen ürünler haline gelmeye başladı. Yoğun yapısı ile her evde çamaşır suyu olarak yer alıyordur. Teşekkürler Vissmate :)


Cecile özellikle son dönemdeki mat likit rujlar ile benim sık tercih ettiğim ürünlerden biri. Yine bizleri yalnız bırakmamıştı. teşekkürler Cecile :)






Bu içerikte yazı ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.
















8 Mayıs 2016

Annem Günün Kutlu Olsun

Aslında pek özel gün insanı değilim. Çünkü böyle adı konulmuş özel günler yerine aklıma estikçe bişeyler yaparak sevdiklerimi mutlu etmeyi seven bir tipim ben. Son günlerde ne çok duyduk anneler ile ilgili reklam, haber, hediye ve yapılan videoları. Ben de dayanamadım işte buradan annemin gününü ve tüm annelerin gününü kutlamak istedim.
Her zorlukta yanımızda olan, bazen kızıp söylenen bazen döktüğümüz bir gözyaşında bile kıyametleri koparan, eve geldiğinizde sırf yemek yiyin diye sevdiğiniz yemekleri yapan, çamaşırlarınızı yıkayıp ütüleyen, ne giyip giymeyeceğinize eleştiri yapan,saçınıza makyajınıza söylenip duran, gülerken olduğu gibi ağlarkende sizinle gülüp ağlayan ve bir dünya sebepte yanınızdan ayrılmayıp karşılıksız seven anneler hepinizin günü kutlu olsun.

Henüz bir anne olamadım. Annemin ve babamın klasik sözü '' anne olunca anlarsın'' sözünün henüz ne olduğunu bilmiyorum. Bana göre bütün çocuklar benim. Ben zaten doğurmadan da anneyim modundayım. Belki de kendimi bu şekilde avutuyorum :)
Sanırım artık anne olma yaşım geldi ve hatta geçiyor bile. Benimde günümü kutlayan minicik çocuklar olsun istiyor muyum bunu bilmiyorum :)
Her ne kadar böyle adı konmuş günleri sevmiyor olsam da yinede annelerimiz kutsal ve bunu hakediyorlar.
Annem;
Günün kutlu olsun ve seni seviyorum...Belki bunu dile getirmiyorum çoğu zaman ama ben seni seviyorum :)


Bu yazı içeriği Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel internetten alınmıştır.

6 Mayıs 2016

Rowenta EP9600 IPL Instant Soft Epilasyon

Yaz ayları yaklaşırken özellikle hanımlar istenmeyen tüylerinden kurtulmak için arayışlara girdiler. Kimi güzellik merkezlerinden paketler satın alıyor kimi de evde kendi yöntemlerine devam etmek zorunda kalıyor. Epilasyon işlemi maliyetli olduğu için güzellik merkezinden paket alamayan hanımlar klasik yöntemlere devam etmeye çalışıyor.
Günümüzde ilerleyen teknoloji ile evinizin rahatlığında epilasyon yaparak istenmeyen tüylerinizden kurtulabilirsiniz.

Epilasyon işleminde güzellik merkezlerini tercih eden hanımların en büyük şikayeti cilt tonunun değişmesi ve canının çok acıması. Rowenta EP9600 IPL Instant Soft Epilasyon cihazı bu sorunlarınıza çözüm buldu. Ayrıca evinizde kendiniz uygulabilecek ve istediğiniz an rahatlıkla kullanabileceksiniz.
Rowenta EP9600 IPL Instant Soft Epilasyon Neler Vaad Ediyor?
Bildiğiniz gibi lazer uygulamaları çoğunlukla cildin renk tonunda farklılık görmenize sebep olabilir. Bunun yanı sıra cildin tahrip edilmeden işlem görmesi gerekmektedir.
Lazer ile tüy köklerine ışık verilerek kıl kökünün ısıtılıp tahrip görmesi sonucu zamanla kıllarda gözle görülür azalma sağlanmaktadır.
Rowenta EP9600 IPL Instant Soft Epilasyon cilt sensörü ve cilt rengi sensörü ile epilasyon sırasında karşılaşabileceğiniz sorunların önüne geçiyor.

Cihazda döner başlık sayesinde sayesinde atış yapılan bir bölgeye tekrar atış yapmak zorunda kalmıyorsunuz. Bir kerede 150.000 atış yapılmasını sağlar ve değişebilen başlıklar sayesinde de cihazınız ilk günkü gibi kullanımına devam eder.
Çift başlıklı cihaz aynı anda iki kişinin kullanmasına olanak sağlıyor. UV filtre özelliği bulunduğundan cildin renk tonunda herhangi bir değişim yapmamaktadır. 
Evinizin rahatlığında lazer uygulaması yaparak istenmeyen tüylerinizden kurtulmak için cihazı 24 saat aralıklarla kullanabilir ve kalıcı sonuçlarla bunun rahatlığını yaşayabilirsiniz.
Rowenta EP9600 IPL Instant Soft Epilasyon ilk seansta bile gözle görülür bir etki yapar. Kullanımı oldukça kolay ve pratiktir. İşlem sırasında kablosu ile birlikte olduğundan şarjınız bitmeyecek ve işlem sonuna kadar cihazı kullanabileceksiniz. Ekstra herhangi bir ürüne ihtiyaç duymadan ev rahatlığında epilasyon yapmak isteyen kadınlar bu ürünle rahat edecektirler.

Bu içerik yazısı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Video ve görseller firmaya aittir.