29 Nisan 2016

Sevgili Arkadaşım Lerzan' ın 23 Nisan Kutlaması

Geçtiğimiz haftasonu 23 Nisan cumartesi günü Lerzan arkadaşımın 23 Nisan kutlaması vardı. Kayseri' de Tuana Restaurant' ta gerçekleşen blogger buluşmamızda her şey eksiksiz ve tamdı. Acayip eğlendim yine. Zaten sevdiğim insanlarla beraber vakit geçirirken çok mutlu oluyorum. Herkes gibi bende sevdiklerimle beraber gülümseyebiliyorum. 
Lerzan, 23 Nisan Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramımızı samimi ve içten karşılaması ile kutlayarak bizlere son derece harika bir gün hazırlamıştı.
Sabah ilk uçak beraber Kayseri' ye indim. Beni yine Lerzan karşıladı. Sabahın köründe kıyamam kuzum yollara düşüp beni almaya gelmişti. 
Neyseki sabah erken etkinliğimizin mekanına geçip hazırlıklara başladık. Bir kere Tuana Restaurant sahibi Mehmet Bey ve Eşine ayrı teşekkür ederim. Bizleri o kadar güzel ağırladılar ki bir dediğimiz iki olmadı. Hem kendileri hem de personelleri çok ilgilendiler sağolsunlar.




















Etkinlik saatimiz başladığında Sena ile yine kudurmaya devam. Gülüp eğlendik şakalaştık :) Açıkçası ilk şehirdışı blogger etkinliğim olduğu için biraz tereddüt etsemde çok eğlendim. Çünkü uzun süredir göremediğim arkadaşlarımı görmüş oldum. Bu arada yeni arkadaşlar ile de tanışmış oldum :)

benim için yine keyifli bir gündü.

Lerzancığım son derece harika hazırlanmış. Tek başına yaptığı bu hazırlıklarda başarılı iş çıkardı diyebilirim. Kendisine tekrar tekrar çok teşekkür ederim. Aslına bakarsanız anlatılmaz yaşanır gibi bişey bu blogger etkinlikleri :)


Seni tanıdığıma çok mutluyum Lerzancım ve umarım uzun yıllar boyunca dostluğumuz daim olur. Herşey için tekrar teşekkür ederim.
Biz sonraki yazılar Lerzan'ın bizler için hazırladığı hediyeler olacak :)
Ayrıca etkinliğimizde bizlerle beraber olan blogger arkadaşları takip etmek isteyebilirsiniz diye düşündüm :)



Bu yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görseller etkinliğe katılan arkadaşlar ile ortaktır.

27 Nisan 2016

Bloggerlar Paylaşıyor 1.yılı Kutlaması Sponsorları- Diğer Sponsorlar

Bloggerlar Paylaşıyor sitemizin 1. yılı kutlamasındaki son sponsor yazımız ile karşınıza çıktık. uzun süredir içimden yazı yazmak gelmiyor bloga bu yüzden biraz geç kalınmış biri yazı...
Sanırım psikolojik olarak kendim yorgun olduğumdan yazıda giresim yok :) Neyseki bu hafta biraz daha sakin bir şekilde geçecek gibi :)
1. yılı kutlaması sponsorlarımızdan çoğunu anlattım sizlere bu yazımda da kalan diğer sponsorlardan bahsedeceğim;
Fabooks yetişkinler için boyama kitaplarının yanı sıra bu ajandayla gönlümde taht kurdu :) 5 yıl boyunca doldurabileceğim bu ajanda çantamın içinde benimle beraber geziyor : Teşekkürler Fabooks :)

Tabloda.com daha öncesinde sizlerle bu site hakkında paylaşımda bulunmuştum. Seçtiğimiz bu güzel tabloları bize göndererek bizleri etkinliğimizde yalnız bırakmadı. Teşekkürler Tabloda.com :)


Çeyize bir çeyizlik daha katıldı diyebilirim. Lav Türkiye her zamanki jestini yaparak yazı hatırlatan kahvaltılık serisi ile aramızdaydı. Teşekkürler LAV :)

Ramazan Şimşek kitapları ile yeni tanışıyorum. Çocuğu olanlar için yol gösterici olan bu kitaplardan Ramazan Şimşek bizlere imzalı olarak göndermiş. Teşekkürler Ramazan Şimşek :)

Minval Yayınlarına bu ara taktığımı söylemiştim. Tutku ve Dantel kitabını daha önce okuyup paylaştım ve etkinliğimizin sponsorlarından biri de Minval Yayınlarıydı. Teşekkürler Minval Yayınları :)

Tüm sponsor firmalarımıza tekrar teşekkürler. Deneyimlerimi en kısa sürede paylaşmaya çalışacağım :)

Bu yazıda görseller ve yorum Kırık Şemsiye Bloguna aittir.





25 Nisan 2016

Evde Sağlık Hizmetleri

Psikolojik olarak zor bir dönemden geçiyor olsam da sizleri bilgilendirmek adına yazmak istediğim birçok konu var. Aslına bakarsanız bu ara öyle yazı girmek istemiyor canım. Erteleyip duruyorum yazılarımı. Birçok şey birikti ama bu hafta bitirmeye çalışacağım inşallah.
Evinizde yaşlı ya da yatalak bir hastanız var ise sürekli hastahaneye götürerek ilaç yazdırma ya da kontrol ettirme işlemleriniz zor olacaktır. Bu yüzden devletin devlet hastahanelerinde sunduğu diğer hizmetlerden biri de Evde Sağlık Hizmeti. 
Pe ki bu Evde Sağlık Hizmeti Bölümü ne yapar? Birçok insan bundan habersiz. Hastahanede kaldığım süre içerisinde diğer hasta akınları bu hizmetten habersizdi ve buraya da bu konuyu aktarmak istedim.
Eğer evde yaşlı, yatalak ya da engelli bir hastanız var ise bulunduğunuz semtin Devlet Hastahanesinde bulunan Evde Sağlık Hizmeti' ne başvurarak hastanızın kontrollerini yaptırabilir ve ilaçlarını yazdırabilirsiniz. 

Babaanem 89 yaşında ve bir aydır yatıyor. Yatmadan öncede Evde Sağlık Hizmetine kaydı vardı. Bunun kolaylığı hastayı hastahaneye taşımak zorunda kalmamanız. Şöyleki hastanın ilaçları bittiğinde hastahaneye kendiniz giderek Evde Sağlık Hizmet dosyasını alarak doktoruna gidip sıra bekleme olmadan ilaçlarını yazdırabiliyorsunuz.
Bunun dışında doktora hastanız hakkında bilgi vererek ilaçların değişimini de sağlayabiliyorsunuz. Evde Sağlık Hizmetleri ekibi her 6 ayda bir gelerek evde hastanızın kanını alarak tahlil yapabiliyorlar. Ayrıca alınan sonuçları ertesi gün alıp doktora bilgi verebiliyorsunuz. Hastanızda herhangi bir olumsuz durumda hastahaneye götürmeden Evde Sağlık Hizmetleri ile iletişime geçerek eve doktor talep edebiliyorsunuz.
Evde Sağlık Hizmetlerinin en büyük kolaylığı hastayı hastahaneye götürmeye gerek kalmadan hasta ile ilgili her türlü sorunu çözüme kavuşturması. Çünkü yatalak bir hastayı hastahaneye taşımak için ambulansa ihtiyacınız oluyor. Bu durumda hastanın sıkıntısı oldukça fazla.
Eğer evinizde hastanız var ise yaşlı, yatalak ya da engelli ise bulunduğunuz semtin Devlet Hastahanesinde bulunan Evde Sağlık Hizmetlerine başvurarak bu hizmetten faydalanabilirsiniz.
Allah tüm hastaların yardımcısı olsun ve şifa versin..

Bu yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görseller internetten alıntıdır.

21 Nisan 2016

Kadın ve Erkek İlişkileri Üzerine #6- Kıskançlık

Erkek kıskanç olmalı sevdiği kadına bunu belli etmeli, kadın kıskanç olmalı sevdiği adamı kendi gözünden bile sakınmalı. Yok arkadaş öyle bişey :)
Kıskanç kadın ya da adamla beraber olmak, bir ilişki yürütmek oldukça zordur. Kıskançlık neden gelir? Herkesin dediği gibi çok sevmekten. Bazısı güven mevzusu yapar bunu. Aslına bakarsanız küçük kıskançlıklar hem erkeğin hem de kadının hoşuna gider. Aşırıya kaçıldığında hayatı zindan eden bir şeye dönüşür. 
Kıskanç bir kadınla beraber olan erkek, o ilişkide çok fazla durmaz. kaçacak yer arar. Düşünsenize aşırı kıskanç bir kadın, erkeği iş arkadaşlarından, sosyal çevresinden ve ailesinden kıskanıyor. Sonucu sürekli kavga. Diğer tarafa dönelim; kıskanç bir erkekle beraber olan kadın ise yanmıştır onun devreleri. Onu giyme, buraya gitme, bunu yapma, onunla konuşma, bensiz dışarı çıkma, kimseye selam verme vs. bir dünya kısıtlama.  hayatınızın kabusu başlıyor.
Arada olan kıskançlıklar ve tatlı sürtüşmeler her ilişkide olmalı. Buna bişey dediğimiz yok. Hatta ilişkiyi renklendiren bir yapıda oluyor. Fakat aşırıya kaçan kıskançlıklar insanı hayatından bezdirebiliyor. Hayattan tat almamaya başlıyorsunuz. Sürekli birinin boğazınızı sıktığını düşünüyorsunuz. Az miktar kıskançlık güzeldir fakat bunu böyle işkenceye çevirmek her iki taraf içinde zulüm.
Açıkçası ben çok kıskanç bir insan olamadım. Karşınızdakine güvenmeniz gerektiğini anladığınızda kıskançlık unsuru ikinci plana atılıyor. Bazen hoşunuza bile gidebilir kıskandığınızda. Çünkü beraber olduğunuz insanı diğer insanlardan kıskanıyorsanız gerçekten diğer kişilerin de kıskanacağı bir ilişkiniz var demektir.
Kimine göre de kıskançlık ve bunun aşırı olanı kişinin kendine güvensizliği olarak algılanır. Geçmişinde yaşadığı deneyimlere baktığınızda güven probleminin olduğunu anladığınız kişiler aşırı kıskanç yapıdadır. Nefes aldırmaz adeta. Herşeyi geçmişte yaşadığı bir olaya bağlar ve bu durumda sizide yargılamaya başlar. 

Küçük tatlı kıskançlıklara bişey dediğimiz yok fakat aşırı kıskanç tavır takınarak birbirinizden soğumaya da hiç gerek yok :)
Kıskançlığın aşırı boyutlara ulaştığı ilişkiler maalesef bitmeye mahkum. Kıskançlığın neden kaynaklandığını öğrenmeniz ilişkiniz için daha olumlu kararlar almanıza yardımcı olabilir. Kimisi kıskançlıktan bayılacak duruma gelebiliyor. Hal böyle olunca hem kadın hem de erkek o ilişkiden kaçabilmek için her yolu deniyor.
Aşırı kıskanç olmaktansa biraz pozitif düşünmelisiniz. Tamam çok kıskanıyor olabilirsiniz ama unutmayın kıskandığınız kişi sizinle beraber. Onca insanın arasından sizi tercih ettiyse kıskançlığı da dozunda yapmanız sağlam bir ilişki temeli oluşturabilir.

NOT: Aşırı hastalık derecesindeki kıskanç insanlardan özellikle uzak durun. Dozunun ayarlanamadığı kıskançlık krizleri her iki tarafa oldukça zarar verir. Hayatınızın ellerinizden gittiğini anlarsınız. Bu yüzden bu tarz kıskançlık krizlerinde önce kişinin geçmişine bakın sonrada oradan ufak ufak uzaklaşın :) 

Bu yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel internetten alıntıdır.

20 Nisan 2016

Mac 3' lü Allık Seti

Allık seçimi yapmak ne kadar zor geliyor bana bir bilseniz. Özellikle istediğim tonu elde etmek için renkleri karıştırdığım oluyor. Gün boyu kullandığım makyajda makyajı tazelemeyi sevmiyorum. Sanki üst üst tazeleme yapınca yüzümde kalın bir tabaka oluyormuş gibi geliyor. Bu yüzden yaptığım makyajı tamamıyla bitirip yanıma sadece rujumu alıyorum  :)

Daha önce yine blogumda ürünlerinden bahsettiğim Minanna Kozmetik rujunun dışında birde MAc 3'lü allık setinden bahsetmek istiyorum. Tonlar tam benlik. Ben makyajımda pembe tonlarda allık kullanmıyorum. Genel olarak toprak ve şeftali tonları benim daha çok hoşuma gidiyor. Durum böyle olunca Minanna Kozmetik Mac 3'lü allık seti imdadıma yetişti :)
Önceden Avondan aldığım bronz top allık kullanıyordum. Onun yapısı da bir o kadar güzel. Fakat son dönemde kullandığım Mac 3 'lü allık setim ondan da güzel çıktı.
Gün boyu makyajda tazeleme ihtiyacı duymadan allığın kalıcılığı uzun süre bu allığı kullanmamı sağlayacak :) Bunun yanı sıra yapısı çok hoşuma gitti. Aslında tahmin etmiyordum. Ayrıca ben öyle kolay kolay makyaj malzemesi değiştiren biri değilim. Değişiklik yaptığımda da günlerce o ürünü deniyorum. 

Mac 3 'lü allık seti içerisinde yer alan bu toprak tonlar benim makyajımda en sık kullandığım tonlar. Renk seçenekleri için Minanna Kozmetik sayfasına bakabilirsiniz. Daha öncede makyaj malzemeleri için sizlere Minanna' dan bahsetmiştim. Çeşit olarak oldukça fazla ürün var. Fiyatlar çok uygun ve hızlı kargo yaptıkları için de tercih edeceğiniz alışveriş sitelerinden biri. 
Yumuşak yapısı ve kalıcılığı ile şimdilik benim allık favorim Mac 3'lü allık seti. Bakalım ilerleyen dönemlerde bundan da vazgeçecekmiyim :)

Bu yazı da yer alan yorum ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna  aittir.

19 Nisan 2016

Devlet Hastahanelerinde Palyatif Bölümü

Son bir aydır hastahanelerle ilgili birçok şey yaşadım. Sağolsun babaannem rahat durmadığından sürekli hastahaneye taşınır oldum. Malum bizden başka kimseninde umrunda olmadığı için iş başa düşüyor ve ben hastahane kapılarında uğraşıp duruyorum. 
Bundan iki ay önce düşerek kalça kemiğini kıran babaannem şuanda mecburiyetten yatıyor. Yaşı itibari ile maalesef ameliyat olma şansı yok. 89 yaşında Alzheimer hastası kendisi. Zaman zaman evin içinde bizi kitlemeye varan ya da gece evden çıkan atraksiyonlar yaşamadık değil. Bütün gün evin içinde muhtarcılık oynadığımızda oldu. Yaşlılık zor zanaat azizim Rabbim kimseyi elden ayaktan düşürecek konuma getirmesin.
kalça kemiği kırık babaannem yeme bozukluğu ile de karşımıza gelince hastahane yolları bize göründü. İlk hastahane maceramız her zaman acilde başlıyor. O acile gelen giden hastanın haddi hesabı yok. Önce bir serum takıyorlar sonra bekliyorlarki serum bitsin.
Babaannemide acile kaldırdığımızda yeme bozukluğundan ötürü 2 ünite serum aldı. Bu işlem acilde yapılırken hasta hem kalçadaki çatlak hem de değerleri düşük olduğundan hastahanenin Palyatif Bölümüne alındı.
Devlet Hastahanelerinin bazılarında yer alan bu Palyatif bölümü artık yaşam ile bağlantısı zayıf olan ve ağır evde tedavi edilemeyecek hastaların yatırıldığı bölüm. Bunun yanı sıra bu tarz hastaların yanında duranlar için eğitici bir bölüm diyebiliriz. Hastadan çok hasta yakınına psikolojik destek verme amaçlı ve hasta yakınının hastaya nasıl bakılması gerektiği konusunda bilgi veren bir bölüm. Açıkçası her hastahanede olması gereken bir bölüm desek tam yeridir. Hastanızı Palyatif Bölümüne servise çıkardığınızda mutlaka yanında refakatçi olması gerekiyor. Bölümün hemşireleri hastanın sadece ilaç takibini ve hastaya bakımı takip edebiliyor. Geri kalan herşey hasta yakınına ait. 
Hastanın yemek yemesi, hastanın altının temizlenmesi,hastanın eğer sonda takılıysa bunların takibi, hastaya ilaç verilmesi ve hastanın tüm ihtiyaçlarını refakatçisi yapmak zorun. Bu arada herşeyi de öğrenmiş oluyorsunuz.

Ben biraz fazla meraklı olduğumdan diğer hastalarada neler yapıldığını örendim. Damar yolu açmak hariç her türlü işlemi gerçekleştirir oldum :)
Babaannem bir haftalık yoğun bakım macerasından sonra Palyatif Bölümüne alınınca iş başa düştü ve ben refakatçilik görevimi üstlendim. Şuanda burundan mama ile besleniyor. Altında bezi ve sondası ile sürekli yatar pozisyonda. Ayrıca birde yatak yaraları oluşmaya başladı. bu durumda tizi bir bakım şart. Hem önceki rahatsızlıkları hemde bu son durumları bayağı ilerlemiş durumda.
Palyatif Bölüm aslına bakarsanız hasta yakınına yönelik bir servis fakat insanlar maalesef bölümün asıl amacının dışına çıkmayı seviyorlar. Yoğun bakımdan çıkan hastaların bakımında özen gösterilmesi gerekirken daha çok hemşireler yapması gerekmiş gibi bakıyorlar bu bölüme. Halbuki bu servisten sonra eve çıkan hastanın nasıl bakılması gerektiğinin eğitimi alınan servis diyebiliriz biz buna.
Ülkemizde bu tarz hastalar oldukça fazla ve gün geçtikçe de artacak. Hastalarınıza refakatçi olacak olan kişilerde seçici olmanızda fayda var. Çünkü eve çıkardıktan sonra işiniz bitmiyor. Bakımın devamını getirmek zorundasınız.

Bu yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel İnternetten alınmıştır.

18 Nisan 2016

İbatech' ten Kırık Şemsiye Geçti

Geçtiğimiz hafta içi başlayan İbatech Fuarına iki gün katıldım. Son derece muhteşem lezzetler ve görsel olarakta harika sunumlar vardı. Gitmeyenler için özellikle çok şey kaçırdınız diyebilirim. Gıda sektörü öyle bir sektörki hergün gelişiyor ve her günde farklı şeyler ortaya çıkıyor.
Aslında gıda sektörüne ben çok uzağım. Eski bir kozmetikçi olarak gıdaya adım atmak benim için yeni bir heyecan. Bildiğiniz işin damağa hitap etmesini sağlamak son derece keyifli. Oldum olası mutfağa ilgim hep vardı ama kıyısından köşesindendi herşey. Ev usulü diyelim biz buna :)

Fuara girer girmez hemen girdiğimde belli oluyor hani. Bir sürü standı gezip elinde telefonla fotoğraf çeken ben mutlaka her gittiğim stanttada gülecek bişey buldum.
2 yıl arayla düzenlenen İbatech fuarı günümüz pastalarındaki eşsiz sunumları birebir görme imkanı sunuyor. Dikkatimi çeken şey ise bu yapılan küçük kurabiyelerin yerini devasa gösterişli pastalar almış. Pastacılıkta kullanılan malzemelerin de sunumları vardı. özellikle şeflerin bol olduğu bu fuar bu sektörle ilgilenen arkadaşlar için kaçırılmayacak fırsatlardan biri. Her stantta bir şef ile karşılaşıyorsunuz. Açıkçası ben böle anlatırken bile geçen iki günümü tekrar yaşıyor gibiyim. Hiç bitmesin istedim..

Fuarlar hep hoşuma gitmiştir. Sizler için bol bol fotoğraf çektim. Harika görseller buldum. Pastaların yanı sıra daha bir çok çeşidi bulabiliyorsunuz. En iyisimi ben sizi görsellerle başbaşa bırakayım :)























Her yer tatlı her er kalori :) Günün sonu yorgunluk çöker :)


Bu yazıdaki görseller ve yorum Kırık Şemsiye Bloguna aittir. İzinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.



16 Nisan 2016

Şişman Kızın İtirafları - Brittany Gibbons

Hastahanede bol bol kitap okuduğum doğru. Normal zamanda çok fazla fırsat bulamasam da özellikle gece yatmadan önce bir saat okuma saati alışkanlığım var. Yorgun ve bitkin olduğum zamanları buna katmazsak kitap okumayı gerçekten seviyorum. Zaten kitap okumak alışkanlık haline getirilmeli ki daha bilinçli hale gelebilelim.
Son okuyup bitirdiğim kitabım biraz ilginç bir kitap. Aylarca diyet yapıp dal gibi olmaya çalışanlara inat yazılmış bir kitap diyebilirim :)

Şişman Kızın İtirafları; çocukluğundan bu yana kilolu olan ve bu kilosundan dolayı ne kadar sıkıntı yaşasa da bedeniyle barışarak kilolu kadınların sesi haline gelen bir kadının itiraflarını barındırıyor. Brittany, şişman bir kadın olupta seksi olunabileceğini ve bu şişmanlığın ona nasıl bir ün getirdiğini gerçekten güzel bir dille anlatmış.
Bizim gibi blog yazarlığı yaparken kendini bir anda soyunan çıplak kadın olarak herkesin karşısında bulması onun gerçekten şanslı olduğunu gösteriyor.
Şişmanlığında sevimli olabildiğini bedeninizi her koşulda sevmeniz gerektiğini çok ince ayrıntılarla kitabında anlatmış.
Bizde olsa acayip dışlarız ama bulunduğu ortamda başarıyı elde eden Brittany' i gerçekten seveceksin.
Gerçek bir hayat hikayesi olan bu kitap bir çok şey de birşeylere adım atmanıza yardımcı olabilir.
Her zaman kitaplar hakkında çok detaylı bilgi vermem. Çünkü okumanız sizler için doğrusu :)
Şişman Kızın İtirafları kitabı çok çabuk bitirebilirsiniz. Özellikle bizler gibi sosyal medyayı ve blogu olan kişilere birçok konuda ışık tutabiliyor. Brittany Gibbons' u gerçekten sevdim. Blogunu takibe aldım. Bakalım kitap sonrasında da neler yapıyor.
Şişman olması onun çok iyi bir analizci olmasına engel değil :) Şişmanlığı ile dalga geçen çok az insan bulunur ve Brittany Gibbons bunu başaranlardan sadece biri.
3 çocuk annesi ve harika bir adamla evli olan Gibbons umarım hayatının geri kalan kısmında da yazmaya devam eder.
Sevdim kız seni... Kiloya alaycı bakışlarını yansıttığın için. Kitabı okumanızı öneririm. Kilolarıyla başı dertte olan kişiler için motive edici olabileceğini düşünüyorum. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere :)

Bu yazıda bulunan yorum ve görseller Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

15 Nisan 2016

Adsız Yorumlara Taktım Kafayı

Blog yazmak harika birşey benim için. Bazen kızıp söylensem de deneyimlerimi rahatlıkla paylaştığım bir yer. Kendi deneyimlerii paylaştığım ve içim döktüğüm blogumda tabiki sizlerden yorum almak yeni fikirler edinmek her blog yazarının tercih ettiği şeylerden biri. 
Sıkılmadan ve bıkmadan blogumla geçirdiğim zamanlar beni dinlendiriyor. Son zamanlarda özellikle blogumda adsız gelen yorumları yayınlamama kararı aldım. Yorumlar olumlu ya da olumsuz hiç bir şekilde farketmez benim için. Yayınlamaya özen gösteriyorum fakat bu adsız yorumlar artık blogumda yer almayacak. Sevmiyorum adsız yapılan yorumları.

Sizlerden ricam bundan sonra yorum yaparken adsız olarak yorum yapmamanız. Eğer adsız yorum yapacaksanız kusura bakmayın denetlemeye düştüğünde soru dahi sormuş olsanız yayınlamayacağım. madem yorum yapabiliyorsunuz kullandığınız hesabınız ile yorum yapmanız en doğrusu.
Uzun süredir blog yazarlığı yapan ben için bundan sonra adsız yorumlar hükümsüzdür :) Yayınlamayacağım ve cevapta vermeyeceğim. Yorumlarınızın yayınlanmasını istiyorsanız sosyal medya hesabınız ile yaptığınız yorumlar yayınlanacak. 
Adsız yorumlara takan biri olarak özellikle bunu rica ediyorum. Bloglara yorum yazmak ve sorduğu sorulara cevap almak isteyenler lütfen bir zahmet giriş yaparak yorum bırakırsa memnun olurum.
Her türlü yoruma açık olduğumu ve isimli olarak yorum yapan herkesin yorumunu yayınlıyorum. Bu konuda eleştiriye açık bir insanım. Hoşunuza gitmeyen bir içerik olsa mutlaka isminiz ile yorum yapın.
Bu hassasiyetime sizlerinde dikkat edeceğini düşünüyorum :) Seviyorum hepinizi :)

Bu post Kırık Şemsiye Bloguna aittir. Görsel web üzerinden alınmıştır.

14 Nisan 2016

Google Uyuyormusun? Şu Hırsızlara Dur Desen

Son iki haftadır emek hırsızları ile uğraşmaktan birçok yazar arkadaşımın yazılarını okuyamaz oldum. Çünkü emek hırsızları bu ara iş başında. Çoğu yazımızı çalarak sanki kendi yazısıymış gibi açtığı bir blogta ya da internet sayfasında yayınlıyor. Hatta ve hatta şikayet edin bu siteyi diyerek yazdığım postu bile otomatik olarak paylaşım yapıyor.
Ben bu konuyla ilgili defalarca davalık oldum ve yine davacı olmaya hazırlanıyorum. Bilişim suçu olarak geçen bu suçlarda para cezası söz konusu. 
Çalınan birçok yazınızı Google' a şikayet etsenizde ben iki haftadır gün aşırı şikayet etmeme rağmen maalesef Google bu konuda geri dönüş yapmıyor. Biz sitemizde herhangi birşey paylaştığımızda tepemize çöken Google uyuyormusun? Bu kadar insanın emeği çalınarak haksız kazanç elde etme amacıyla yapılan bu hırsızlığa ne zaman dur diyeceksin merak ediyorum.
Birçok blog yazarı arkadaşımın izinsiz yazıları çalınarak yayın yapılıyor. Buna Google dur desen hiç fena olmaz. Biz bloggerlar o kadar emek vererek oluşturduğumuz bloglarımızdan çalınan yazılarımızı orda burda görmek için yazmıyoruz. 
Google efendi uyanda bizlerin sesini de duy. Emeklerimiz çalınıyor. Defalarca şikayette bulunmamamıza rağmen neden hala o siteleri kapatmadığını merak ediyorum. Daha ne kadar kanıt toplayıp linklerini atmak zorundayız. Şuna bir el at ve bizde rahat edelim. aksi takdirde Google' la bile davalık olacağım.
Bizim emeklerimiz çalan siteler ise bir de kendi yazılarıymış gibi bizleri dava edeceğini söylüyor. Bu kadar beyinsizlik bu ülkeye fazla. Bu yüzden sizlerden ricam lütfen aşağıda paylaştığım görseldeki siteleri sizlerinde şikayet etmesi. Yoksa gerçekten hevesim kaçar oldu blog yazmaktan.
Bu post tarafıma ait bir posttur. Tüm hakları Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

Şapkanın Yeni Hali Pozze Şapka

Geçen haftadan bu yana özellikle internet alışverişi yaptığım sitelerden birine yer vermek istiyorum ama mümkün olmadı. Neyse ki bugün fırsat buldum.
Yaz gelmeye başladığına göre şapkalar hepimizin favori aksesuarı haline gelecek demektir. Kadın erkek herkesin son yıllarda şapkalara ilgisinin arttığını hepimiz biliyoruz.
Yine böyle kendime şapka ararken bir siteye denk geldim ve bunu sizinle mutlaka paylaşmam gerektiğini düşündüm.
Pozze şapkaları, şapkada kalitenin tek adresi olduğunu belirterek yıllardır şapka imalatı yapan bir firma. Siteye baktığınızda özellikle erkek şapka modellerinin dikkatinizi çekeceğinden eminim. Fakat Pozze şapka kadın ve çocuk şapkalarıyla da bu yaz herkesin tercihi haline geleceğinden eminim.
Seçtiğim model bir erkek şapkası ama ben şapkada öyle erkek kadın diye ayırt edenlerden değilim. Bana modellik yapacak zatı muhteremde şehir dışında olduğundan sadece görsel olarak sizlere sunmak istedim.

Şapkanın kalitesine gelince; 
Bir kere terletmeyeceğinden eminim. Yaz modellerinden biri olan bu şapka keten kumaş kullanılarak üretilmiş. Yanlarda saçların ve saç derisinin hava alması için delikli bir kumaş tercih edilmiş. Bu sayede ne terleme olacaktır ne de uzun süre kullanımda saçların havasız kalması söz konusu olacaktır.
Kargo iki gün içerisinde elinizde oluyor. Renk ve çeşit bakımından oldukça zengin olan Pozze Şapka ayrıca birçok firmanın da şapka üretimini yapmakta.
Çeşit bakımından çok zengin oluşu kışa girerken yine bir alışveriş yapmak zorunda olduğumun işareti :) 
Pozze Şapka hem satış öncesinde hem de satış sonrasında müşterileri ile birebir ilgilenerek sizlere değer veriyor. Birçok referansını da sunuyor. İnternet üzerinden satışı olduğu gibi ayrıca İstanbul Fatih semtinde bulunan mağazası ile de birebir alışveriş yapmanızı sağlıyor. 
Şapka kültürü bizim yurdumuzda çok fazla yoktur fakat şapka severler için Pozze markalı şapkalar gerçekten vazgeçilmez olacaktır. 

Pozze şapka, Emir Şapkalarının tescilli markasıdır ve müşterilerine gerçekten değer veriyorlar. Toptan satış ile de şapkaları satışa sunmanızı sağlıyorlar. Bu fırsatları kaçırmamak için Pozze Şapka internet sayfasını ziyaret etmenizi öneririm.

Şapkasız dışarı çıkmam dienler için ilk ve tek adres Pozze Şapka olmalı. İnternet üzerinden yaptığım bu alışverişte ben çok memnun kaldım. Şapkaların kalitelerinden gerçekten sizde memnun kalacaksınız. Sevdiklerinize şapka armağan ederek onları sevindirebilirsiniz de.
Hadi bakalım alışveriş çılgınları mutlaka şapka hediye etmek istediğiniz birileri vardır :)

13 Nisan 2016

Ah Bu Hastahaneler

Son 15 gündür hastahaneyi kendine mesken tutmuş biri olarak hastahaneler ile ilgili yazı yazmamak olmazdı. Babaannem 89 yaşında ve Alzhemier hastası. En son 1,5 ay önce düşerek kalça kemiğini kırdı. Yaş itibariyle ameliyat olamıyor ve sabit bir şekilde yatması gerekiyor. Sonuç olarak hem yaşlılık hem de hastalıktan dolayı kendisine kesin bir müdahale yapılamıyor. Hal böyle olunca ve bakıma muhtaç olunca sürekli başında durmanız gerekiyor.
Daha önce blogumda Remziye Teyze ile ilgili yazım olmuştu. Bu yazım tamamen hastahanelere yönelik olacak :)
Hastahanede hasta olmak gerçekten çok kötü bişey. Canı acıyıp gelen, baş ağrısı diye gelip beyninde tümörle çıkan, hafif soğuk algınlığı deyip gözünü yoğun bakımda açan, ateşi olduğu için gelip ağır enfeksiyon ile karşılaşan ve bunun gibi bir çok vaka ile karşılaşmanız olası. 
Neyseki hastahaneler aslında eskisi gibi değil. Önceden beklenen iğrenç sıralar, tuhaf kavgalar ve sevimsiz doktorlar artık eskisi gibi yok. Doktor ve hemşireler artık güleryüzlü olmuş durumda :)
Hastahaneden haz etmeyen biri olarak benim cezamda hastahanede 1 hafta refakatçi olmaktı. Refakatçi deyince akla ilk gelen hastanın yanında duracak ve takibini yapacak şekilde değil.Bizim hastamız tıpkı bir bebek gibi olduğundan herşeyiyle birebir ilgilenmeniz gerekiyor. Palyatif Bölümü ile ilgili bilgiyi daha sonra detaylı olarak blogumda paylaşacağım. Babaannem hastahanenin Palyatif Bölümünde 1 hafta yattı. Ondan öncesinde 1 haftada yoğun bakımda. Açıkçası gerçekten hastahaneleri sevmiyorum. Sağlam giden adam hasta çıkar. Hele birde benim gibi güçsüz dirençsiz biriyseniz ihtimal bile yok. Aynı dediğim gibi oldu kendimde hasta çıktım :)
Neyse gelelim hastahanelere;
Hastahaneden nefret etsemde açıkçası dile getirmek istediğim güzelliklerde yok değil. Babaannemin yattığı bölümde gerek hemşireler gerekse doktorlar acayip ilgiliydi. Güler yüzlü ve hasta yakınına oldukça yardımcılardı. Hepsine gerçekten çok teşekkür ederim. 
Bölümde 6 hasta yatıyor. Yoğun bakımdan çıkarılan ağır hastaların bakımının yapıldığı bu serviste, genç refakatçi olarak tüm hastalarla ilgilenebildim diyebilirim :)

Bir kere Remziye Teyze gibi kimsesizlik çok zor .Bunun yanı sıra refakatçiniz olsa bile hasta ile kalacak olan kişi hem hareketli hem de biraz hastaya yapılacak bakımlarda çabuk kavraması gerekiyor. Zaten biraz daha hastahanede kalaydım kadrolu eleman moduna girip sadece damar yolu açamayan personel sıfatı alacaktım :)
Bizim semtin bu devlet hastahanesi şimdilik hizmette iyileşme sürecinde. Personel güler yüzlü. Tabiki her hastahanede olduğu gibi bazı eksiklikler olacak.Bunlara daha sonra belki değinmek isteyebilirim.  O ufak tefek şeyler dışında hem hasta hem de hasta yakını memnun olabiliyor. 
Bilmiyorum sizlerin gittiği hastahanelerde tepkileriniz nasıldır fakat Başakşehir Devlet Hastahanesi için şuan az da olsa olumlu bir bakış açım aratılmış oldu :) Tabi buda kısa sürede olan bişey. Çünkü bir öncekinde memnuniyetsizliğim daha fazlaydı. 
Hastahaneden eve gelen ben mutluluk yaşıyorum resmen :) Gerçekten refakatçi için hastahane çok zor bir ortam. Çünkü uyuyamıyorsunuz, rahat olamıyorsunuz, herşeyiniz saatli, beslenemiyorsunuz ve sürekli kendinizin de mikrop kapma riskiniz daha fazla oluyor. Bu yüzden uzun süre hastahanede kalmak zorunda kalanlara Allah yardımcısı olsun diyorum. 
Umarım bir daha aynı zorluğu çekmek zorunda kalmam çünkü kendimde rahatsızlanarak geri döndüm :)

12 Nisan 2016

Mantarlı Duru Bulgur

Geçen hafta yine mutfağa düşen ben Duru Bulgur' un mantarlı olanını deneme imkanım oldu :) Ben normal bulgur pilavını sıkça tüketenlerdenim. nedense hep sevdim bulgur ile yapılan yemekleri. Birde şu var ki sağlıklı beslenemediğim için bulgur benim kurtarıcı besinlerimden biri. Bu yüzden sıkça tüketmeye özen gösteriyorum. Lif bakımından zengin olan bulgur, pirinç yerine en sık kullandığım gıdalardan biri.
Mantarlı bulgur daha önce denememiştim. Açıkçası normalde bulgur pilavı yaparken ya sade tercih ediyorum ya da kendim malzeme ekleyerek pişiriyorum. Hal böyle olunca mantarlı bulgur merakıma yenik düştüm. Duru Bulgur markasına ait olan mantarlı bulgur iki kişilik pişirme paketi bizim evde dört kişiye birden yetti :)

Az yiyen bir ev haline döndük. Akşam yemekleri nadir öğlen yemekleri biraz daha fazla kaçırır olduk :)
Mantarlı bulgur aynı normal yaptığımız bulgur pilavı gibi pişirme yapılabiliyor. Ben birazda salça ekledim. Bulgur pilavına suyu eklemeden önce bolca kavurarak yaptığınızda bulgurlar tek tek oluyor. Bu benim tercihlerimden biri. Lapa gibi pilavı kimse sevmez diye düşünüyorum. 
Tencereye koyduğum yağı hafif ısıttıktan sonra paketten çıkardığım bulguru bir sudan geçirip tencereye ekledim. Çok az salça ekleyerek bulgurları kavurmaya başladım. Ardından bulgurların üzerine gelecek şekilde kaynar suyu ekleyip ortalama 8-10 dakika kısık ateşte pişirdim.

Sonuç;
Gerçekten lezzetliydi. Bulgurlar tek tek halde ve mantarlarda piştiğinden lezzeti güzeldi. Özellikle bulgurların iriliği dikkatimi çekti. Çünkü daha fazla bulgur tadı aldığımı düşündürdü.
Duru Bulgur ürünlerinden zaten oldukça memnunum. Diğer sade bulguru kullanan ben için mantarlı bulgur farklı bir tat oldu. Misafirlerinize ikramda bulunurken ya da işten eve geldiniz hemen birşeyler yapmak isterseniz Duru Bulgurun bu çeşidini de denemenizi öneririm. 
Farklı lezzetleri denemek isteyenler için mantarlı bulgur tercih edilebilir. Benim en keyif aldığımsa bulgurların iri oluşu :)
Duru Bulgura bu çeşidi için teşekkürler.

11 Nisan 2016

Excel Paris 508 Mat Ruj

Mat rujları hepimiz severiz. Son zamanlarda bir çok markanın mat rujunu tercih eden ben için en ideal ve kullanmaktan memnun kaldığım Excel Paris Mat Rujdan bahsetmek istedim. 
Minanna Kozmetik aracılığı ile tanıştığım bu Excel Paris Rujlar, mat görünümlü ve uzun süre rujun kalmasını isteyen bayanlar için tercih edebilecekleri bir ruj. Seride bir çok renk seçeneği ile bayanların gözdesi olan Exce Paris rujlar makyaj çantanızda taşımaktan memnun kalacağınız ürünlerden sadece bir tanesi.

Minanna Kozmetik, bir çok marka ve marka ürünleriyle uygun fiyatta makyaj malzemesi alabileceğiniz bir yer. özellikle internet üzerinden alışveriş yapmayı sevenler için ideal. Ben hediye etme amacıyla da Minanna Kozmetik tercih edenlerdenim.
Minanna Kozmetik ürünleri arasında bir çok çeşit var. Fiyat uygun olunca ve hızlı kargo servisi ile de uzun süre alışveriş yaptığım internet alışveriş sitelerinden biri olacak. Kolay kolay marka değiştirmeyen ben için Minanna Kozmetik şuanda favorim :) Alışveriş yaparken birebir ilgilenilmesi de hoşunuza gideceğini umuyorum.
Gelelim tekrar Excel Paris mat rujuna :)

Gün boyu rujunuz bozulmadan ve ruju tazelemeden günü bitirmek isteyenler için bu mat rujlar vazgeçilmez olabilir. ben makyajımı tamamladıktan sonra gün içinde tekrar tazelemek istemiyorum ve rujumunda kalmasını istiyorum. Kaldı ki sürekli dudaklarınız ile oynuyorsanız rujunuz zaten kalmaz. Hatta benim normal kullandığım rujlarım bir saatten uzun süre kalmaz dudaklarımda. Excel Paris markasıyla tanıştığımdan beri böyle bir sorunum kalmadı. 
Mat rujları oldum olası sevmişimdir. Gün içinde tazeleme ihtiyacı duymadan sanki yeni sürülmüş gibi bir etkisi var. Hatta kahve delisi olan ben için fincanımın kenarına dudak izi çıkmıyor. Excel Paris mat rujlarda günlük hayatta kullanacağınız renklerde mevcut. Özellikle açık tonları tercih edenler rujun biraz daha fazla kalmasını isterler. Excel Paris ile bu soruna da cevap bulmuş olacaksın.
Benim renklerim genel olarak kırmızı ve koyu tonları olduğundan elimdeki rengimde her zaman kullandığım renklerden biri.
Gün içinde rujumu tazelemiyorum. Sabah nasıl sürdüysem öyle kalıyor. Kahve içtiğimde dudak izleri çıkmıyor. En önemli o yağlı hissi hiçbir zaman hissetmiyorum. Bunun yanı sıra sigara kullandığım için sigaramda da ruj izi çıkmıyor. 24 saat etki uyarısı ilk kez bir ruj için geçerli :)
Minanna Kozmetik ürünlerine baktığınızda birçok çeşidi bir arada gördüğünüzde şaşırabilirsiniz. Alışveriş yaparken onuda alayım bunu da alayım havasında olacaksınız :)
Benim alışverişimde aldığım diğer ürünlerimi de deneyerek sizlerle bir an önce paylaşmak istiyorum :)
Minanna Kozmetik diğer ürünlerine bakmak için sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. Bence Minanna Kozmetik' in bize sunduğu fırsatları kaçırmamanızı öneririm :)

10 Nisan 2016

Şekerpare - Şebnem Burcuoğlu

Kocan Kadar Konuş kitabının yazarından bir muhteşem kitap daha. kitabı ilk gördüğümde aslında bir ön yargı ile yaklaştım. Yazarın önceki kitabını okumadan kitabın filmine gittiğim için eğlence ve duygusallık bir aradadır diye düşündüm. Fakat bu kitap benim için tam bir komediydi.
Yazar nasıl bir ruha sahip çözmüş değilim fakat anlatışı ve başından geçenlerin bu kadar kolay dile getirilmesi gerçekten başarılı.
Kitabın ana karakteri Şükran, bizim  evdeki beni ele almış gibi. Her zaman onun kafada olan ben birbirimizi çok sevdik diyebilirim.
Hayatında dikiş tutturamayan Şükran farklı bir mesleğe el atarak bu sefer turnayı gözünden vurduğunu düşünür. Olay böyle olunca arkadaşı Meryem'inde gazına gelerek bir işe adım atar. Ama nerden bilsinki hayatının hatasını yaptığını. Bu süre içerisinde kendisinin önem verdiği şeylerin çalınacağını.


Hayat ne garip çoğumuz her gün çok komik şeyler yaşayabiliyoruz. Hatta yıllar geçtikten sonra şimdilerde kötü gelen herşey o zaman komik hale bürünebiliyor. Ben çok gülerim geçmişimde yaşadığım olumsuzluklara şimdilerde. Yıllar sonra Şükran da gülecektir muhtemelen. Belkide bu başına gelenlere gülüyor olabilir :)
Kitabın devamı gelsin isterim. Özellikle son bölümde çalınan eserin başına ne geldiğini ve Ali ile ne durumda bilmek isterim.
Şükran beni temsil ettiğin için teşekkür ederim. Yazar o kadar güzel anlatmışki kitabı bırakmak istemiyorsunuz. Ben bir gecede bitirdim kitabı. Yine sonlara yaklaştığımda bitsin istemedim. Devam etsinki ileride neler olmuş merakımı gidereyim dedim. Ama maalesef kitap bitti. Yazardan isteyebileceğim tek şey '' Lütfen devamı gelsin '' diyerek yalvaran gözlerle buradan selam göndermek :)
Şekerfare, benden tam not alan kitaplarımdan biri. İyiki de kitaplığımda yerini almış. Çünkü okurken çok eğlendim. merak ettim.
Şükran ve Meryem'in arkadaşlığına bayılacaksınız. Hatta benim etrafımda böyle bir arkadaşım var mı acaba diye arkadaşlarınızın arasından seçme yapabilirsiniz. Gencecik ve ünlü olma hayalleri kuran bu iki kızın nasıl bir maceraya atıldığını merak ederseniz mutlaka okuyun kitabı. Çünkü kitabı okurken keyif alacağınızdan eminim.
Yazarın diğer kitaplarını filmini izlemiş olmama rağmen alıp okumak istiyorum. Eğer oda bu kadar akıcı ise muhtemelen beni çok eğlendirecektir :)
Canınızı sıkan her ne varsa şimdi bir kenara bırakın hepsini ve Şekerfare kitabını elinize alın okumaya başlayın. Bir solukta okuyup bitireceğiniz kitabın son sayfasında görüşmek üzere :)