31 Mart 2016

Emek Hırsızlığı Yapan Şu Adi Siteyi Şikayet Eder Misiniz?

Biraz önce bir arkadaşım bana ilettiği link ile başımdan aşağı kaynar sular indi. Yazılarımın çoğu çalınarak izinsiz olarak yayın yapılmış.
Tüm Blogger arkadaşlarımdan rica ediyorum şu siteyi şikayet edebilir misiniz? Hukuki işlemi başlatıyorum. Kişi her kimse yaptığı emek hırsızlığının bedelini ödeyecektir.

Bloggerlar Paylaşıyor 1. yılı Kutlaması Sponsorları - Renkli Kozmetik

Bu hafta sürekli benden Bloggerlar Paylaşıyor 1. yılımızın kutladığımız ile ilgili yazılar okuyor olacaksınız :) Sponsor firmalarımızdan bahsetmeye devam ediyorum. Bu günkü sponsorlarımızda renkli kozmetikler ile aramızda olan firmalarımız. 
Merak ettiğim ve kullanmaktan her zaman keyif aldığım markaların varlığı söz konusu :)
Sevgili Essence ürünlerini sevmeyenimiz yok. Gerçekten kullanırken çok memnun kalıyorum. Özellikle rimelleri benim vazgeçilmezlerim arasında. Etkinliğimizde yine harika bir set ile bizlerleydi. Bu rimeli de deneyerek en kısa sürede paylaşmaya çalışacağım. Teşekkürler Essence :)



Bir diğer renkli kozmetik sponsorumuz Amway. Artistry markasına ait bu güzelliklerde kozmetik depoma dahil oldu. Daha önce rujunu kullanmıştım ve çok memnun kalmıştım. Farklı renginin de bizlerle olması beni mest etti :) Parfüm kokusuna bittim diyebilirim. Gece kokularımın arasına dahil ettim. Ben gündüz ayrı gece ayrı koku tercih ettiğimden bu pudra ve şeker ağırlıklı koku da gece kokularımın içerisinde yerini aldı. Ayrıca kalıcı :) Teşekkürler Amway...



Cecile son dönemde çıkardığı bu mat rujları ile beni fethetti. Herkes mat rujları sever. Ben özellikle seviyorum. Daha uzun süre kaldıkları için. Ayrıca etkinlikte kullandığım kırmızı rujumda yine Cecile markasına ait aynı serinin kırmızı tonu. Hem uzun süre kalıyor hem de dağılma olmuyor. Özellikle kırmızı severlere şiddetle tavsiye ediyorum :) Teşekkürler Cecile..



Etkiliğimizde bizleri yalnız bırakmayan renkli kozmetik firmalarımıza da tekrar ayrıca teşekkür ederim en kısa sürede deneyimlerimi yazmaya çalışacağım :)

30 Mart 2016

Bloggerlar Paylaşıyor 1. yılı Kutlaması Sponsor Firmalar - Gıda

Bloggerlar Paylaşıyor 1. yılımızda bizleri yalnız bırakmayan birçok sponsor firmamız oldu. Bunları parça parça yayınlamak daha kolay olacağını düşündüğüm için gıda firmalarımız ile başlamak istedim.
Öncelikle etkinliğimizde bizleri yalnız bırakmadıkları için tüm firmalarımıza teşekkür ederim.
Gelelim gıdada bize eşlik eden firmalarımıza :)
Etkinlik pastamızı Burcupcake yapmıştı. Gerçekten bize yakışır ve bizi yansıtan bir pasta olmuştu :) birde küçük kurabiyeler saklanmaya değer :) Sitemizi yansıttığı için kendisine ayrıca teşekkür ederim.



Ben pek bal seven bir tip olmasam da bu balların gerçekten tadına bayıldım. Doğal bal bulmak oldukça zor günümüzde. Fakat Binboğa Kooperatif Balları kahvaltıda tercih etmeniz gereken ballardan biri. Binboğa Kooperatif Ballarına teşekkür ederim. Hem minik oluşları hem de lezzetleri gerçekten harika. 

Makarna severler buraya :) Tat Makarna bizleri yine yalnız bırakmadı. Zaten bizim evde mutlaka tüketilenlerden biri de makarna. Makarnasız yaşam olmaz :) Teşekkürler Tat Makarna...


Duru Bulgur farklı bir ürünü ile aramızdaydı. Mantarlı bulguru gerçekten merak ediyorum. En kısa sürede deneyeceğim. Teşekkürler Duru Bulgur..

Kenton son zamanlarda ürünlerinin arasına yeni eklediği çeşitleriyle mutfağımızda yerini aldı. Zaten sürekli kullandığımız kabartma tozu ve vanilininden hariç bu tatlıyı da ilk gelecek olan misafirimin üzerinde test edeceğim :) İkram edeceğim canım :) Teşekkürler Kenton...


Severek kahvesini yudumladığım Tuğba Kuruyemiş bizleri yine yalnız bırakmadı. Kahvesinin bol köpüklü olması her zaman hoşuma gitmiştir. Teşekkürler Tuğba Kuruyemiş..


Doğadan evinize gelen güzellik.. Portakal Bende harika sulu ve lezzetli portakallarıyla aramızdaydı. Antalya' dan sofralara gelen güzelliği göz ardı etmek olmaz. Gerçekten marketten alınan o susuz portakalları yiyiyorsanız portakal tüketmediğinize garanti verebilirim. Doğal meyve yemek isteyenler için Portakal Bende en doğru adres. Teşekkürler Portakal Bende..

Panda Kesme Dondurmaları yaz aylarında tercih edeceğiniz lezzetlerden biri. Kahraman Maraş usulü dondurma yemek isteyenler buraya :) Teşekkürler Panda Dondurmaları :)


Tatlimo' suz etkinlik mi olurmuş :) Severek yediğim ve aranjmanları ile her zaman sipariş verdiğim Tatlimo' da bizi yalnız bırakmadı. Teşekkürler Tatlimo ...


Knorr lezzetlerini bilmeyenimiz yok. Özellikle çalışanlar için hazır çorbalar ve mangal sosları pratik yemek yapmak isteyenler için kurtarıcı olabilir. Teşekkürler Knorr..


Çay saatlerinde ya da çantanızda taşıyabileceğiniz her çeşidiyle aramızda olmaya özen gösteren Uneller yine bizlerleydi. Teşekkürler Uneller...


Kalpli kurabiyeler ile gönlümüzde taht kuran Nihal'in Pasta ve Kurabiye Butiği de bizleri yalnız bırakmadı. Uzaklardan gelen Nihal'in Pasta ve Kurabiye Butiği' ne teşekkürler...


Sakız ve şekerleme sevenlerin ilk başvurduğu markalardan biri olan Mentos ve Vivident bizleri yalnız bırakmadı . Teşekkürler Chupa Cups...



Etkinliğimizde bizleri yalnız bırakmayan tüm firmalarımıza tekrar teşekkür ederim. Bir sonraki yazılarımda diğer sponsor firmalarımıza yer veriyor olacağım. Görüşmek üzere...









Muhteşem Tablolar Evinizin Duvarlarını Süslesin

Geçtiğimiz haftasonu Bloggerlar Paylaşıyor sitemizin 1. yılını kutlamıştık ve sponsor firmalarımızdan biri de Tabloda.com sitesiydi. Daha önce tablo sitelerinden birçok kez alışverişim olmuştu. Ben en tedirgin eden şeylerden biri her zaman fotoğrafın çözünürlüğüydü. Fakat bu sitede gerçekten böyle bir sorunda yaşamadım. 
Çektiğiniz fotoğrafların çözünürlüğü konusunda her zaman sıkıntı yaşadığımızın kendim oldukça farkındayım. Hem fotoğraf çekip hem de tablo yaptırmak istediğinizde bu fotoğrafların çözünürlüğü çok önemli. Herşeyin net çıkmasını isteyebilirsiniz. Herkes gibi bende böyle düşünenlerdenim.
Tablo konusunda imdada koşan Tabloda.com sitesi özellikle çözünürlükte çok hassas davranıyor.
Ayrıca hazır tablolara baktığınızda diğer sitelerden daha fazla çeşidi görebilirsiniz.

Sitemizin 1. yılında bizlere sponsor olarak tablo seçimlerimizi bize bırakan tabloda.com seçtiğim tabloyu gönderdi. Renkleri çok canlı. Hemen mutfak duvarımızı süsledi :)
farklı modeller ve boyutlar ile tablo konusunda başarılı bir alışveriş sitesi. Bir sonraki zamanda kendi çektiğim bir fotoğrafı yaptırmayı düşünüyorum. Seviyorum bu tarz tabloları. Evimin bir kaç duvarında da var bu tablolardan. 
50 Tl üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz ve binlerce çeşit var. Evinizin içerisinde farklılığı yaratmak isterseniz son derece doğru seçimlerden biri olacaktır.
Kanvas tablo olarak seçim yapmanız gereken tablo sitelerinin arasında alışveriş yapmak isteyeceğiniz en güvenilir ve istediğiniz sonucu almanızı sağlayacak tablo alışveriş sitesi olan tabloda.com sitesine çalışmalarında ki hassasiyet için teşekkür ederim. 
En kısa sürede bir tablo siparişi daha geçerek boş kalan duvarları dolduracağım :)

29 Mart 2016

Meşhur Kumluca Portakalı Portakalbende.com ile Kapınızda

Merhaba,

Bu hafta sizlere etkinliğimizde sponsor olan firmalardan Portakalbende.com ile 

yaptığımız söyleşiyi paylaşmak istiyoruz.  Ancak öncesinde size biraz bilgi verelim 

istedik. 

Portakal bende,  Antalya’nın meşhur Kumluca portakallarını dalından koparıp 

ayağınıza getiren online bir satış sitesi.  Sadece portakal yok ürün gruplarında.  Köy 

reçelleri, nar ekşisi , narenciye ürünler, portakal, mandalina, nar ve kamkat  tapteze 

sizlere ulaşıyor. Havale, kredi kartı yada kapıda ödeme seçenekleri ile alışveriş 

yapabiliyorsunuz.

Birde otomatik portakal diye bir sistemleri var. Bu sistemle siparişinizi bir kere 

veriyorsunuz ve seçtiğiniz günde, her hafta ürünler size kargolanıyor. İlk seferinde 

sipariş verdiğiniz gün 24 saat içinde özel ambalajlanarak size gönderiliyor. Bu 

sistemle  zaman kazanmanın dışında ürünlerin fiyatı değişse de sizin sipariş 

verdiğiniz fiyat değişmiyor. Ayrıca kargo ücretinden de muaf oluyorsunuz.

Kurucularından Tolga bey ile yaptığımız söyleşide aklımıza takılan sorulara cevap 

bulduk.

Tolga bey, Portakal bende fikri nasıl oluştu acaba?

Portakalbende.com sitesi, 3 üniversite arkadaşının ortak girişimi ile ortaya çıkan bir 

projeydi. Uysal Silahcı; bahçelerimizin sahibi, yaklaşık 100 yıldır bu topraklarda 

ailecek yetiştiricilik yapıyor. Kumluca’dan bize hep narenciye gönderirdi sağolsun, 

Bayılarak yerdik. Önce yurtdışına ihracat yapmak için yola çıksak da, daha sonra 

internet pazarının gün geçtikçe popüler hale gelmesi ve Türkiye’nin bu konuda çok 

hızlı gitmesi bizi farklı bir yöne itti. Bir startup olarak yola çıktık. Bir e-ticaret sitesi 

kurduk. Fikir olarak 1.5 seneyi bulsak da, nisan ayında birinci yılımız kutlayacağız. 

İnsanlara doğal, dalından, mevsiminde ve yöresinden ürünler yedirmek istedik. Şu 

ana kadar tek bir geri dönen paketimiz ya da beğenilmeyen mamülümüz olmadı çok 

şükür.

Kurucuları kim ve önceden ne iş yaparlardı?

Biz dediğim gibi Bilgi Üniversitesi mezunu 3 arkadaş yola çıktık. Benim yurtiçinde 

inşaat ve teksitil alanlarında çalışmalarım oldu. Yurtdışında da perakende satış 

yapan bir kaç mağazam vardı. Uysal Silahcı zaten bahçeleri ile çocukluğundan beri 

uğraşıyordu ama aynı zamanda sosyal medya danışmanığı yapıyordu. Ben 

Uluslararası Finans, Uysal Bey’de Halka İlişkiler mezunu.

Bahçeler firmanın kendisine mi ait yoksa Kumluca’daki diğer bahçelerden mi 

ürünler toplanıyor?

Silahcı Ailesinin bahçeleri hepsi. Burada isim çok önemli. Bu yörede kime sorarsanız 

bu ailenin bahçelerine nasıl baktıklarını, nasıl iyi yetiştirdiklerini ve  ürünlerinin nasıl 

kaliteli olduğunu herkes biliyor. Ama Kumluca toprakları gerçekten çok farklı.

Türkiye’nin her yerine satış yapıyor musunuz?

Türkiye’nin 81 ili ve 957 ilçesi kapsama alanımızda. İki uzman kargo firması ile 

çalışıyoruz. Henüz ulaştıramadığımız bir siparişimiz olmadı. Burada çalıştığımız 

kargo firmalarına da teşekkür etmek istiyorum. (aras ve mng kargo)

İnternet dışında satışınız var mı? Mağazacılık yapmayı da düşünüyor musunuz?

Şu anda yok ancak kesinlikle düşünüyoruz. Hatta şu anda projeledirme 

aşamasındayız. İstanbul’da imkan olursa her iki yakada, ama ilk olarak Avrupa 

yakasında, farklı bir konsept manav ile karşınızda olacağız. Hem narenciye olacak, 

hemde yine bizim yöremizde yetiştirilen ürünleri satışa sunacağız.

Yurt dışından talep geliyor mu? Açılmayı düşünür müsünüz?

Yurt dışı kesinlikle uzun vadeli bir hedef. Bu farklı bir operasyon tabii, hiç hata kabul 

etmeyen bir ticaret. Yukarıda da bahsettiğim gibi, biz ilk böyle çıktık yola. Tabii çok 

tecrübeli insanlar ile konuştuk, onlara danıştık, önce işin yurtiçi kısmını istediğimiz 

yere getirip, sonra yurtdışına açılmanın en doğru olduğuna karar verdik.

Sitenizde diyabetik ürünler görmedim, bu yönde çalışmalarınız olacak mı?

Bu konuda çok soru ve talep aldık. Aslında hiç aklımızda olan bir konu değildi bu 

sene için ama hemen çalışmalara başladık. Geçen ay düzenlenen Souq Karaköy 

Ziyafet’in katılımcı markalarından biriydik, orada çok karşılaştık bu taleple ve fark 

ettik ki geç bile kalmışız. Önümüzde ki sezonda en geç karşınızda olacağız diyabetik 

ürünlerimiz ile.

Teslim süreniz ne kadar? Sipariş geldikten sonra nasıl bir işleyiş oluyor?

Teslimat süremiz aslında sloganımızda da olduğu gibi 1 gün (dün dalındaydı, bugün 

kapınıda) . Tabii bu bölge bölge değişiyor. Marmara, Ege, Akdeniz 1 günden fazla 

çok nadir sürüyor.

Siz sipariş verdikten sonra, biz ekranımızda siparişi ve ödemesini kontrol edip 

faturasını basıyoruz. O siparişi bahçemizden ellerimizle topluyoruz. Sonra sadece 

nemli bir bezle silmek üzere tesisimize getiriyoruz. burada siliniyor ve viol kağıtlara 

sarılıyor. Bunun sebebi yolda eğer birinde bir sıkıntı çıkarsa, bir diğerini etkilemesin 

diye. Kutuya istenilen not varsa koyuluyor. Mektubumuz, magnetimiz ve broşürümüz 

de ekleniyor. Daha sonra şeritleniyor iki taraftan. Kargo aracına yüklenmek üzere 

hazır hale geliyor.

12 ay boyunca ürünlere ulaşmak mümkün mü?

Bu tabii hangi ürüne ulaşmak istediğinize bağlı biraz. Bizim bir dolabımız ya da soğuk 

hava depomuz olmadığı için 12 ay boyunca ürün gönderemiyoruz. Dalında zaten 

ürün kalmıyor yaza doğru. eylül 1 - haziran 15 arası narenciye yollayabiliyoruz. sonra  

sezon burada kapanıyor. Ama mevsimsel şartlar da  buna pek izin vermez; Yazın 

hava 45 dereceleri görüyor rahatlıkla. O mamül birde kargo arabasına giriyor o 

sıcaklıkta ve bu sağlıklı olmuyor. Yazın sadece reçellerimiz ve nar ekşimiz olacak. Bir 

de unlu mamüller eklenecek tabii.

Bu keyifli sohbet için Portakal Bende firmasından Tolga beye  teşekkür ediyoruz. 

Firmayı sosyal medyadan aşağıdaki hesaplardan da takip edebilirsiniz.



Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler

*Bu bir bloggerlarpaylasiyorcom içeriğidir.

28 Mart 2016

Bloggerlar Paylaşıyor 1 Yaşında İlk Yılını Kutladı

26 Mart cumartesi günü yazarı olduğum Bloggerlar Paylaşıyor Tarafsız Ürün Satın Rehberi sitemizin 1. yaşını kutladık. Harika zaman geçirdim diyebilirim sizlere.

Kısa süre önce siteye yazar olarak adım attığımda acayip heyecanladım. Herşey çok güzel ilerliyordu. Bir de yeni arkadaşlıklar edinmek herşeyin ötesinde.
Biz sabah erkenden yollara düştük. Malum benim uyku ile aram iyi değil bu yüzden erken kalkmam gerekti. Sevgili yazarlarımızdan Lerzan' la ile buluşup daha sonra Yasemin' i de aramıza ekleyerek etkinlik yerimize gittik.
Öncelikle Eresin Crown Otel bizlere 1. yaşımızı kutlamak için programlarına dahil ettiklerinden tüm otele ve çalışanlarına teşekkür ederim. Ayrıca otel tarihi müze olan bir otel. Bir ara otele tekrar gidip sizler için detaylı bilgi alacağım. Otelin her yerinde tarih yatıyor.
Etkinlik saatimiz geldiğinde henüz yazarlarımız arasında tanışmadığımız arkadaşlarımızla tanıştık. Tanışık olduklarımızla zaten yılışıklığın dibine vurduk :)

Güzel bir açılışla site sahibemiz ve sahibimiz Şafak Hanım ve Tolga Bey sunum hazırlamışlardı. Önce şehitlerimiz için 1. dklık saygı duruşu ardından İstiklal Marşı okuduk.
Sitemiz henüz 1. yıllık bir siteydi ve aslında bebek olmasına rağmen güzel yerlere gelmişti. Bunda hepinizin katkısı var. Bizleri okuyup fikirlerimize güven duyduğunuz için her birinize tek tek ayrıca teşekkür ederim.

Etkinliğimizde güzel bir sürpriz ile de karşılaştık. Değerli sanatçılarımızdan Barış Bahçeci namı değer Badem Grubunun B' si bizlerle oldu. Küçükte bir şarkı söyledi hani :) Kendisinin bizlere armağan ettiği imzalı albümü çok hoşuma gitti :)

Etkinlik boyunca sürekli kahkaha sürekli eğlence modundaydık. 16 yazara sahip Bloggerlar Paylaşıyor gittikçe büyüyor.Aramıza yeni katılacak olan yazarlarımızla beraber çok güzel işlere imza atacağımızı düşünüyorum.

Tüm yazarlarımız yıllardır sanki birbirini tanıyormuş gibi olduk. Normaldede zaten sanki beraber uyuyup beraber kalkıyoruz. Sürekli bir makara dönüp duruyor aramızda.

Dilerim ki Bloggerlar Paylaşıyor olarak daha uzun yıllar boyunca beraber olalım. Site sahibimiz Şafak Hanım ve Tolga Abiye' de bizleri bir araya getirdiği için sonsuz teşekkürler. Herşey gerçekten mükemmel ve kusursuzdu. Umarım her buluşmamız böyle olur ve renkli geçer.
Bir sonraki yazımda sizlere etkinliğimizde eşlik eden sponsorlarımızı tanıtacağım :)
Etkinliğimizle ilgili diğer detayları sosyal medya hesapları üzerinden;
#bloggerlarpaylasiyor
#bloggerlarpaylasiyorcometkinlik
#bloggerlarpaylaşiyor1yasinda
#tarasizsatinalmarehberi

26 Mart 2016

Kadın ve Erkek İlişkileri Üzerine #5 - Şiddet

Kadın ya da erkek kime sorsanız hepsi şiddete karşı. Fakat her gün, günlük hayat olsun haberler olsun sürekli kadına şiddet gündemde. Harika başlayan ilişkinizde zamanla oluşan tahammülsüzlük kimisini şiddete yönlendiriyor. Günümüzde kadını da erkeği de sürekli şiddet halinde. Çünkü tamammül yok artık.
Eskide kalan ilişkiler, genel olarak ne olursa olsun susulması gereken ve ortalığa yayılmaması gerekiyor diye düşünülürdü. Şimdi herkes apaçık yaşıyor. Evinde bir problem olsa kapı komşusu zaten herşeyi biliyor :)
İkili ilişkilerde şiddet sadece kuvvet kullanılarak yapılan birşey değil. Sözle yapılan psikolojik şiddette şiddet sayılıyor gözümde.
Kadına el kalkmaz düşüncesini bir türlü erkek çocuklarına empoze edemeyen anneler hergün hayatlarına kahrediyordur tahmin edebiliyorum. Fakat bu annenin elinde olan bişey değil. Çocuk babadan ne görüyorsa bir zaman sonra yapmaya başlıyor. Aynı şekilde eğer kız çocuğu annesinden babasına saygı görmüyorsa ileride eşine de saygı göstermeyip duygusal olarak eşine şiddet uyguluyor.
Kimse istemiyor şiddet görmeyi. Gözünün morarmasını, teninin ağır darbelere maruz kalmasını, çocuklarının önünde küçük düşürülmeyi. Fakat buna dur diyemeyen o kadar çok kadın var ki bunları hepimiz biliyoruz.
Şiddet sadece fiziksel bir şey değil. En ağırı sözle şiddet. Çünkü ruh inciniyor. Ruh kırılıp kalbim tamirini zorlaştırıyor. Şiddet gördüğünüz insana nasıl sevgi besleyebilirsiniz?

Geçenlerde yine bir arkadaşım eşinden aşağılayıcı sözleri yıllarca duyduğunu söyledi. Tabi ben şok ben iptal :) Bedenine zarar vermediğini fakat ruhunu ona karşı sevgisizleştirdiğinden bahsetti. İşte en acısı da bu. Sevgi ile bakamadığınız adamın laflarını her gün çekiyorsunuz.
Bir ilişkide şiddet noktasına gelindiyse bana göre o ilişki kangren olmuştur. Kesip atmanız gerekir. Sorgusuz sualsiz geçmişe bakmadan,yaşadıklarınızı hiçe sayarak, sıfırdan bir hayatı yaşamaya karar vermeniz gerekiyor diye düşünüyorum.
Günümüzde bir hayvana bile şiddeti reva görmezken insana nasıl görebiliriz. Şiddetin fiziksel ya da duygusal hiçbir açıklaması yoktur.
Kadına şiddet kadar ülkemizde erkeğe de şiddet uygulanıyor. Sözlü ya da fiziksel olarak uygulanan bu şiddet her canlıya zarar veriyor.
Şiddetin olmadığı yer yok. Her gün televizyonda dizi ve filmlerde bile şiddet var. Çocuklarımıza bunları nasıl gösteremeyiz ki? Her yerdeler.
Tarafsız yaklaşmaya çalışıyorum bu şiddet unsuruna ama ülkemizde kadının gördüğü şiddeti başka hiç bir ülke kadınları görmüyor. İlla birinin ölmesi gerekiyor ayaklanabilmek için.
İlişkinize şiddet karıştıysa kaçın oradan. Fiziksel ya da duygusal olmasına gerek yok. Şiddetin adı şiddettir. Başka bir açıklaması olamaz.

NOT: Bir ilişkiye şiddet unsuru dahil olduysa o ilişkiden hayır gelmez. Evli ya da bekar hiç farketmez. Evli ve çocukluysanız çocuklarınızı şiddetin bulunduğu ortamda yetiştirmeyin. Bekarsanız da şiddet gördüğünüz ilişkiyi anında orada bırakın derim. Unutmayın sizden bir tane var. Sizden bir daha dünyaya gelmeyecek bu yüzden hayatınızı üzen size şiddet uygulayan her türlü insanı hayatınızdan yokedin. Yoksa yok olan siz olursunuz.

25 Mart 2016

Bu Haftasonu Yazarlarımızla Buluşuyoruz

Bir aydır Bloggerlar Paylaşıyor tarafsız satınalma rehberi platformunda yazarlık yapıyorum. 26 Mart tarihinde birinci yılımızı kutluyor olacağız. Acayip bir heyecan sardı. Çünkü ekibe dahil olduğumdan beri çok güzel dostluklar kurdum. Acayip eğlenceli bir ekibe sahip olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Renkli ve heyecanlı geçecek ilk yılımızın kutlaması. Bundan o kadar çok eminim ki. Çünkü yeni arkadaşlar tanıyacağım ve online olarak sürekli iletişimdeyiz.

Biz bu haftasonunu renkli geçirenlerden oluyoruz. Seviyorum sizi ekibim :)
Bu arada hala Bloggerlar Paylaşıyor sitemizi takipte değilseniz takibe almanızı rica ediyorum. Çünkü aradığınız birçok ürünün avantajlarını ve dezavantajlarını deneyimleyenlerden öğreniyor olacaksınız.
Harika dostluklar kurduğum Bloggerlar Paylaşıyor artık 1 yaşında :)

24 Mart 2016

Herbalife Thermo Complete Deneyimi

Yaz geliyor ya hepinizi bir zayıflama bir şekillenme telaşı sardı biliyorum. Kiminiz bitki çaylarına kiminiz de ek gıdalarla birşeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Son 15 gündür kullanmaya başladığım Herbalife Thermo Complete hapını sizinle paylaşmak istedim. Aslına bakarsanız ben bu tarz ürünleri çok tavsiye etmezdim. Fakat denemeye karar verdim. Çünkü bahar alerjim var ve ek gıdaya ihtiyaç duyuyorum. Meyve çok fazla tüketmediğimden ve sürekli kıpır kıpır olduğumdan ekstra birşeylere ihtiyacım var.
Herbalife ürünlerini hepinizin duyduğundan eminim. Aslında ben kilo vermek için değilde biraz daha fazla canlı olabilmek adına başladım diyebilirim. Son 15 gün değişimleri bende şimdilik olumlu :)
Neden mi normalde Herbalife Thermo Complete hap yağ yakıcı bir özelliğe sahip. Spor yapan kişilerin ilk başvurduğu haplardan biri. İlaç değil kilo vermede yardımcı bir ürün.
Vücutta parçalanan yağ hücrelerinin daha fazla küçülerek vücudunuzda yağ birikimlerini önleyip kilo vermenizi tetikliyor. Ayrıca sabah yataktan yorgun kalkanlar için enerji sağlayabiliyor. Ben sürekli enerjik bir yapıdayım ve daha dinç kalkabilmek adına denedim.

Sonuç gerçekten etkili oldu. Daha dinlenmiş ve enerjik kalktım. kilo kaybına gelince sadece bu ürünle olacak bişey değil. Herbalife diğer ürünlerinde henüz deneme fırsatım olmadı fakat kullananların yorumları olumlu. Ben bu tarz ürünler yerine daha doğal bir şekilde kilo verilmesi taraftarıyım. Merak salıp diğer ürünleri de deneyebilirim aslında sizler için :)
Kısacası Herbalife Thermo Complete hap C vitamini, Yeşil çay ve Mate ekstresi içeriyor. Tamamen doğal olması da denemek için bana ideal geldi ve sonucun bu kadar enerji yüklenmiş olacağını düşünmüyordum :)
Spor yapan ya da yapmayan herkes için ek takviye alması gerekiyorsa Herbalife Thermo Complete ile başlamasını önerebilirim. Vücuttaki yağların yakımını hızlandırdığı için kendinizi daha dinç hissediyorsunuz.
Günlük alınması gereken miktar 2 adet. Kutu içerisinde 99 adet hap bulunuyor. Bir kaç farklı ürünü denemiştim öncelerde. Onların yaptığı etkiden çok çok farklı. Bir kere ağzınızda kötü bir tat bırakmıyor. Mide bulantısı ya da tansiyonunuzda oynama gibi problemde olmuyor. Hapı içerken 2 bardak su içtiğinizde ertesi gün gerçekten daha dinç uyanıyorsunuz.
Herbalife Thermo Complete hapını merak edenler için umarım açıklayıcı olmuştur. En kısa sürede farklı ürünlerini de deneyimleyip sizlerle paylaşacağım :)

23 Mart 2016

Sinan Akyüz - Bir Evlilik Komedisi

Sinan Akyüz kitaplarına her zaman blogumda yer vermişimdir. Son kitabı Bir Evlilik Komedisi henüz dün bitti. 4 günlük serüven oldu diyebilirim sizlere. Bu yazarın her bir kitabı çok akıcı bir dille yazılı ve olayları gözünüzde canlandırması oldukça başarılı. Birçok kitabını okuduğum yazarın böyle bir ruha sahip olması bana bu ruhtan istiyorum dedirtiyor. Gerçek hikayeleri ele alarak akıcı bir üslupla okurlara sunması kitabı hiç bitirmek istememenize sebep oluyor :)
Bir Evlilik Komedisi her Türk evinde olan ve kız çocuğu sahibi olan annelerin ortak dilini ortaya seriyor. Neyse ki bizim evde Afet Hanım gibi anne yok. Bıraksalar hep evde kal diyecekler :) Afet Hanım 3 kız annesi ve gerçekten çok komik. Böyle anneler genellikle her evde var. Eğer 3 kız annesiyseniz ve 40 yaşına gelmiş bekar kızlarınız varsa artık evlensin diye bütün konu komşunun erkek çocuklarının bekar mı evli mi olduğunu araştırıyor olursunuz.
Niver, Aydan ve Yonca bu başarılı 3 kadın, anneleri Afet Hanımın onlara evlenmeleri için olan baskılarını çok güzel bir dille yansıtmış yazar. Afet Hanım komşularından gördüğü baskı ile her gün kızlara birini bulamadı diye baskı yaparken kurduğu cümleler gerçekten çok komik. Ve mutlaka hepimiz bu tarz cümleler ile karşılaşıyoruz.
30 yaşını geçtikten sonra neden kızlara evlenmelisiniz psikolojisi dayatılır hiç bir şekilde  çözemedim. 
Kitabın karakterlerinden Orçun aslında olayı çok güzel özetliyor. Şehirde yaşayan kadınlar kendi ayakları üzerinde duruyorlar ve plazalarda kendilerine olan özgüvenleri ile salınıyorlar. Koca bulma derdinde değiller evde kalıyorlar. Köylü kızlar öyle mi çeşmenin başına gidip oğlanlarla iki bakışıp evleniyorlar diyor Orçun :) Haklı olabilir belki de :)

Biz şehirli kadınlar artık bir erkeğin bizi yönetmesine izin vermiyoruz. Bir erkeğin bize arkadaş, dost, sevgili, baba, kardeş kısacası herşey olmasını istiyoruz. Bulamayınca da hadi bana eyvallah diyoruz :) Ya da yaş ilerledikçe çıtayı yükseltiyoruz o çıtaya uygun olacak adayda bulamıyoruz :)
Afet Hanımın kızlarından biri olan Niver aynı ben :) Kendimi buldum onda diyebilirim. Olaylara bakış açısı ve başına gelenler aynı beni yansıtıyor. Mutlaka sizde kızların birinde kendinizden izler bulacaksınızdır. Asıl özgür Aydan, 40 yaşından sonra hayatı kendi için yaşamaya başlıyor. En küçükleri Yonca ise garibim annesinin maşası her hafta biriyle aynı pastahanede buluşuyor.
Kitabın sonuna yaklaştıkça beni bir hüzün kapladı bitmesin diye yalvarıp duruyorum. Bir yandan da merak ediyorum ne olacak diye. Kitap sonunda kızlardan biri evlilik teklifi alıyor. Evlilik teklifi bile eğlenceli. Hangi kız olduğunu demem :)
Sinan Akyüz kitaplarını oldum olası hep sevdim. Bide çabucak bitmese. Yazarla bir gün bir araya gelmek nasip olursa çok fazla sorularım olacak kendisine. Kitaplar hakkında çok bilgi vermek istemiyorum. Çünkü okumanız daha iyi diye düşünüyorum.
Heee bir de kitapta en sevdiğim bölümlerden biri de Zakkum bölümü. Bundan böyle benim çiçeğim zakkum. Çünkü zakkum bulunduğu ortamda sadece kendisinin hükmünü kuruyor. Aynı kadınlar gibi. Aynı ihtiraslı ve tutkulu kadınlar gibi. Bu bölüm ile ilgilide size bilgi yok :) Hemen kitabı alıp okumanızı öneririm.
Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar bu kitabında harika olacağını tahmin edebiliyordur. Ve yazardan bir talebim olacak lütfen bu hikayenin devamı olsun. Çünkü evlenecek olan kızın düğününü ve diğer kızların evlenip evlenmediklerini merak ediyorum :) Birde Afet Hanımın konu komşuya akrabaya taktığı altından geri döndü mü meraktayım :)

22 Mart 2016

Sinoz Mavi Anemon Çiçeği Kremi

Son zamanlarda kullandığım nemlendiricilerimden biride Sinoz Mavi Anemon Çiçeği Kremi oldu. Başlangıçta ilk üç gün gayet hoşuma gitti. Dokusu gerçekten yumuşak ve emilim çok güzeldi. Hatta cildime aradığım en iyi krem şeklinde yorumlayabilirdim. Fakat ilk üç günden sonra cildime kullanıp bir kaç dakika bekledikten sonra hafif cildime elimi sürdüğümde sanki kir çıkıyormuş gibi krem cildimden çıkmaya başladı.

Hassas ve alerjik bir cilt sahibi olduğumdan herşey cildime uyum sağlayamıyor. Bir kaç gün daha böyle kullandıktan sonra maalesef ki kremi bırakmak zorunda kaldım. Başlangıçta ki o başarılı etki sonradan yerini istemediğim bir duruma bırakınca farklı bir kreme başlamak zorunda kaldım.
Sinoz Mavi Anemon Çiçeği kremimi de evde kızlar vermek zorunda kaldım ve onlarında tepkisini almak istedim. Onların tepkisi gayet olumluydu. Kremi cildin emmesi gayet iyiydi ve istedikleri sonucu verdi. Ben yine kalakaldım :) Bu cildimle ne yapacağım bilmiyorum.
Ben krem kullanırken cildimden kir şeklinde çıkmasını istemiyorum. Özellikle cildimi temizledikten sonra krem uygulaması yapıyorum ki etkiyi daha çabuk anlayabileyim.
Sinoz Mavi Anemon Çiçeği Kremi ambalajı gerçekten çok hoş. Hatta kızlara bittikten sonra atmayın dedim :) Kırılan top allık kutumda bulunan top allıklarımı koyacağım :)
Krem ambalaj olarak çok hoş. Gramaj olarak bir aylık kullanım sağlamanıza yardımcı oluyor. Minik kırışıklıklar için ideal olabileceğini düşünüyorum .Kendim tamamını kullanamamış olsamda evde kullananlarımız memnun kaldım :)
Bu arada yeni leke kremime bayıldım en kısa sürede iyice kullanıp yayınlamaya çalışacağım :)

21 Mart 2016

Bugün En Güzel Farkındalık Günlerinden Biri

Bugün 21 Mart. Hem baharın gelmesi hem de Down Sendromlu çocuklarımız için farkındalık günü.
Ne çok görüyoruz değil mi Down Sendromlu insanları. Bazılarının dışlıyor bile. Ya da bazen çocukların bile alay konusu oluyor bu çocuklar. Aslında onlarda bizim çocuklarımız. Belki evet normal çocuklar gibi değiller ama yine de herşeye rağmen bizim çocuklarımız.
Ben çok üzülüyorum normalde Down Sendromlu çocukları gördüğümde. Ben o kadar üzülüyorsam anne babası kimbilir nasıl üzülüyordur. İnsanlar kötü ve içlerinde sevgi denen duyguyu barındırmıyor. Sadece kendi çocuğumuzu seviyoruz ülke olarak. Başkasının çocukları hep gözümüzde uzaktan bakılacak çocuklar gibi geliyor. Halbuki sevgiyi hepsi hakediyor.

Down sendromlu çocukları aslında ilgi alanlarına yönlendirdiğinizde ortaya acayip şeyler çıkabiliyor. Enteresan bir şekilde yönlendirildikleri alanda başarılı oluyorlar. Bir çok kurum Down Sendromu ile dünyaya gelen çocuklar için merkezler kuruyor.Belki evet görüntü olarak birbirlerine çok benziyorlar ama gerçekten başarıları hafife alınacak durum değil.
Seviyorum ben bu çocukları da seviyorum. iyiki varlar , iyiki insan olmayı bize bir kez daha hissettiriyorlar. Farkında olalım biraz. Onlara yardım elinizi uzattığınızda muhteşem bir sevgi ile karşılık veriyorlar. Dinliyorlar sizi. Kendi iç dünyalarında farklı hayatlar yaşıyorlar.
Bu çocuklar hepimizin ve lütfen bunun farkına varalım. Down sendromu ile dünyaya gelen çocuklarımızı da herkesin çocuğunu da sevelim. Sevgi satın alamayacağınız tek duygu.

19 Mart 2016

Bugün Günlerden #Taksim

Günlerdir whatsapp gruplarımda cuma-cumartesi-pazar ve pazartesi günü için bombalı saldırı olaylarıyla ilgili mesajlar gelip duruyordu. Halkı sindirmek korkutmak için oluşturulan bu mesajların bazıları beni korkuturken bazıları da inandırıcı gelmiyordu.

Güne her gün gibi başladım başlamasına ama öğlene doğru bir haberle panik içinde geri dönmek zorunda kaldım. Bu seferki durakları Taksim' di. Hani her gittiğimizde tarihle iç içe olduğumuz ve farklı dünyaya ait bir atmosferi olan ve nostaljik treniyle dünyada isim yapmış olan bölge. Evet İstiklal Caddesi bugün kana bulandı. Bazı arkadaşlarımın o bölgede olduğunu öğrendim aradım. Bazılarınında yakınları o bölgedeydi. Nasıl bir panik nasıl bir kara ruha büründüm anlatamam.
Çok uzun zaman önce başladık terörü lanetlemeye.Yetmedi ama lanetlemelerimiz. Aslında hükümete de kabahat bulamıyorum. Çünkü hangisi başta olsa onun zamanında da olacaktı diye düşünüyorum. 
Kötüyüz, ülkece kötü günlerdeyiz. Korkudayız,karanlıktayız,mutsuzluktayız.....
Biter mi? Bir sabah kalktığımızda vatanımız olmayacak mı acaba korkusu yaşamak istemiyorum. Vatansız kalan bir çok insanın halinin ne olduğunu biliyoruz. Biz onlardan olalım istemiyorum....
Bizim bomba diye bildiğimiz sadece sınır bölgesinde patlayan mayınlardı. Onda da kaçaklardan dolayı patlama olurdu. Şimdi gittiğimiz AVM' de bile bu canlı bombamı acaba der olduk.
Yüreğimiz yanıyor. Bu ay defalarca yandı yüreğimiz. Defalarca aynı sahneyi gördük. Terörü lanetlemekte işe yaramadı. 
Gelin bu topraklar kaç milleti barındırdı. Hepimizi barındırır. İnsanı insana kıydırmayın. Kavgasız dövüşsüz patlamasız bir yaşamımız olsun.
Yanıyoruz. Dört bir yerden yanıyoruz. Kana bulanınca dünya yaşanabilecek mi sanıyorsunuz?

18 Mart 2016

#birmucizedirkadinolmak Kadınlar Günü Etkinliği Makyajım

Çok fazla makyaj malzemelerimi paylaşmadığımı biliyorum. Genelde instagramda paylaşıyorum resimlerimi ama bu ara özelden çok soran oldu özellikle kadınlar günü etkinliğinde yaptığım koyu makyajımda kullandığım ürünler.Sorular gelince bende merak ettim kendimi her zaman normal kullandığım ürünler olduğundan bu seferkinde fark ne diye :)
Son etkinlik günü makyajımda öyle çok fazla allayıp pullamak istemedim aslında kendimi ama resmi çektikten sonra hoş durduğunun kanaatine vardım.

#birmucizedirkadinolmak etkinliğinde kullandığım 3 tane ana ürünüm vardı. Göz farı olarak Pastel Profashion 206 numaralı dörtlü farım. çoğu kez kullanıyorum aslında. Göz pınarına yakın bölgeye beyaz tonunu kullandım. Uç kısımlara hafif gölge verebilmek için en koyu tonu olan siyahı tercih ettim. Ben genellikle bu tarz yuvarlak şekilde gölgeyi tercih ediyorum. Gözüme daha hoş görünüyor. Farı yarım sürüp dağıtıyorum.
Rimelim Essence marka. Belkide bir çoğunuzun kullanıp memnun kaldığı rimel. Benim vazgeçilmezim. iki kat uygulama yapıyorum.
Rujuma gelince tam bir kurtarıcı. Bitmesin diye gözünün içine bakıyorum. Elite 100 numara mat bir görüntüye sahip. Koyu renk göz makyajı yaptığımda ilk başvurduğum renklerden biri. Ayrıca günlük hayatta da çok sık kullandığım bir ton. Normalde koyu renklerede bayılıyorum ama bu benim rengin dediğim rujlardan biri Elite' in bu rengi.
Makyajımın alt bazında tenimin bir tek kabul ettiği NOTE marka fondotenim ve pudram var. Onları çok hafif kullanıyorum. Sevmiyorum sonradan kağıt peçeteye filan bulaşmasını. Toprak tonlarında hafifte allık. Bu makyaj bunlardan ibaret :) En çok sorulan soru farım ve rujumdu. Umarım sizde kullandığınızda memnun kalırsınız. Benim genel olarak tercih ettiğim makyaj malzemelerim bunlar.
Bir ara tüm makyaj malzemelerimi dökeceğim ortalığa :) Ben bile şaşırıyorum artık. O kadar çoklar ki artık sağa sola dağıtır oldum :) 
Bir sonraki makyajıma da yine aynı tepkiler olursa paylaşmaya özen gösteririm :) Şimdilik benden bu kadar :)

17 Mart 2016

Kadınlar Günü Konyalı1897 Restaurant Tatlarıyla da Kutlandı

Geçtiğimiz hafta kadınlar günü haftasıydı resen benim için. Bütün bir hafta kadınlar gününü kutlamakla geçti. Haftasonu iki etkinlik devirerek kadınlar gününü kapattım diyebilirim :)

Cumartesi sevgili arkadaşım Yasemin'in #birmucizedirkadinolmak blogger etkinliğindeydim. pazarsa yine Yasemin'in düzenlediği tadım etkinliğindeydim. Sevdiğim ve yeni tanıştığım dostlar oldu. Enerjileri muhteşem :) Hep onlarla olmak istesem sanırım doğru bir seçim yapmış olurum :)

Konyalı1897 Restaurant Topkapı Sarayı içerisinde yer alıyor. Saray içerisinde sultanlara layık bir servis ile bizleri karşılamış olmaları çok hoşuma gitti. Bu arada enfes bir deniz manzarasına sahip bir mekan. Saray içerisinde yer alması kendinizi gerçekten padişah sofrasına dahil edilmiş hissettiriyor.
Mekan yöneticisi Can Bey Konyalı1897 Restaurantının 5.kuşağı. Kendisini genç yaşına rağmen hiç bıkıp of demeden bizlerle ilgilendiği ve işini bu denli ciddiye aldığı için teşekkür ederim.

Konyalı1897 Restaurantının menüleri Osmanlı Padişahlarının damak tadına göre oluşturulmuş. Özellikle şerbetlerinde şeker kullanılmadan ikram edilmesi gerçekten harika. 3 çeşit şerbet ile güne başladık.
1. Gül Şerbeti ; gül yapraklarından elde edilen ve herhangi bir katkı malzemesi kullanılmadan yapılır.
2.Limon Şerbeti; limon seven ben için tam ideal bir şerbet. İçerisine kakulede eklenerek eşsiz bir lezzet elde edilmiş.
3. 17 meyveli şerbet Osmanlı Şerbeti; evet yanlış duymadınız sadece meyvelerden ve meyvelerin kendi şekeri ile yapılan şerbet. Ahududu ve nar meyvelerinin  yoğunluğunu hissettiğiniz şerbet tam bir vitamin deposu. Bu arada şeker olmayışı diyet yapanlar içinde ara öğün olabilir.
Konyalı1897 Restaurant ayrıca kendine has yapmış olduğu şerbetleri özel günlerinizde de sizler için hazırlayabiliyor. Mevlüt, doğum, düğün gibi organizasyonlarınıza bu eşsiz içecekleri dahil edebilirsiniz.

Gelelim menüye :) Önce zeytinyağlılar ile başladık;
Kereviz, zeytinyağlı sarma ve zeytinyağlı imam bayıldı. Ardından ıspanaklı börek ve etli kara lahana sarması geldi. Sunumlar sultanlara yakışır şekilde oldu :) Ana yemeğimiz Kuzu Tandır, Hünkar Beğendi , Keşkek ve İç Pilav olarak servis edildi.

Bu lezzetlerin hepsi muhteşemdi. Tek kelime ile belirtmek gerekirse eğer en uygun kelime muhteşem.
Bir çok yere tadım için gidiyoruz fakat özellikle Kuzu Tandır Konyalı1897 Restauranta gittiğinizde tadımlamanız gereken ana yemeklerden biri olmalı.
Son olarak kapanış tabiki tatlılar ile oldu. Minik aşure ve sütlaçlara bayıldım. Bunun yanı sıra cevizli baklava, kaymaklı kayısı ve incir asıl tatlı ise portakallı baklava ile enerjiyide depoladık :)

Bu eşsiz ve güzel lezzetlerin kapanışı Türk kahvesi içilmeden olmazdı. Harika ve güzel sunumları ile Konyalı1897 Restauranta bizleri Kadınlar Gününde yalnız bırakmayıp bu tatlar buluşturduğu için teşekkür ederim. Ayrıca sevgili dostum Yasemin'inde bu tadım etkinliğinde bize organize ettiği için tekrar teşekkür ederim.

Günün sonu selfiesiz olmazdı hani :) Birde tüm ekiple fotoğrafsız olmazdı :) Konyalı1897 Topkapı Sarayı Restaurant ekibi harikulade bir ekip ve mutlaka gidip bu tatları denemenizi tavsiye ediyorum :)


16 Mart 2016

Dikkat!!! 14 Mayıs Cumartesi Günü Çocuklara Abla/ Abi Olmaya Gidiyoruz

Çocuk severiz değil mi? Ama kendi çocuğumuzu. Başkasının çocuğuna gelince hep uzaktan sevmeler söz konusu olur. Bir kadın yüreği daha yumuşaktır çocuklara karşı.Çünkü iç güdüsel bir duygusu vardır kadının. Erkek baba olmadan çocuğun anlamını anlayamıyor. Fakat bazı erkeklerde de her zaman bir çocuğa karşı şefkat vardır.

Asıl konumuz bu değil aslında... Biz Bloggerlar olarak 14 Mayıs 2016 Cumartesi günü saat 9.00-11.00 arası Küçükyalı İstanbul Çocuk Esirgeme Kurumu' nu ablalar ve abiler olarak ziyarete gidiyoruz. 
Oradaki çocuklara bir günde olsa abla ve abi olarak destek olmak istiyoruz. Aramızda yer almak isteyen olursa bizlere desteklerini esirgemeyeceklerinden eminim. Çocuklar için hep beraber taşın altına elimizi koyalım derim. Onlarda bizim çocuklarımız.
Ülkemizin her bir karışında yer alan çocuklar hepimizin çocuğu. Çocuklarımıza sahip çıkarsak geleceğe daha iyi bakabiliriz. Daha umutlu daha sevgi dolu bir dünya için önce çocuklarımızı sevmeliyiz.
14 Mayıs 2016 Çocuk Esirgeme Kurumu ziyaretimizde bireysel ya da kurumsal olarak katılım sağlamak isteyen herkesi aramızda görmek bizleri ve çocuklarımızı mutlu edecektir.
Katkıda bulunmak isteyenler çocuklar için;
Kıyafet
Temizlik malzemesi
Kırtasiye gereçleri
Oyuncak
Kişisel bakım malzemeleri
Yiyecek ve gıda malzemeleri gibi ihtiyaçları olan her türlü malzeme için bizlerle iletişime geçmesi yeterli olacaktır.
Bir çocuğu da siz sevindirin ve o çocuğun gülüşünden içinize mutluluk aksın. 

Blogger Olmak Sandığınız Gibi Kolay Değil


Son yıllarda Blogger olmak tamamen moda oldu. Bunun farkındayım. Bir hevesle açılan blogların daha sonralarda devam etmeyip kapatıldığını da birçok kez gördüm. Dışardan bakıldığında ne kadar kolay geliyor değil mi?
Açmışlar bir siteyi gezip tozup yiyip içip bir sürü ürünü kapıp oturuyorlar bide bu yetmezmiş gibi para bile kazanabiliyorlar diyerek açıyorsunuz bloglarınızı bir çoğunuz. Özellikle blog açmayı para kazanma olarak gören birçok zihniyet var. Son zamanlarda bu tarz yazılarla çoğu kez karşılaştım ve tepkisiz kalmak istemedim. 
Etrafımdaki birçok insan Blogger olmanın ne olduğunun bile farkında değil. Dışarıdan kolay gibi görünse de zorlukları tabiki var. Blogger olmak sadece üç beş kelimeyi bir araya getirip afilli fotolar çekip yayın yapmak değil. Şunun bir bilinicine varmanız gerekiyor ki biz Bloggerlar gerçekten çok emek harcıyoruz. Siz buz dağının önünü görürken biz o buz dağına şekil vermeye çalışıyoruz.
İnternet kullanıcılarının çoğu artık bir şeyi satın almaya karar verdiğinde ya da bir mekana gitmek istediğinde Bloggerların sayfalarına bakarak yorumları değerlendirerek karar veriyor. Bu yıl içerikler çok kıymetli. Sürekli güncel olarak her bişeyi takip etmeniz gerekiyor. Öyle sürekli aynı şeyi ya da aynı gruptan oluşan yazılar yazmanız sıkıcı gelebiliyor.
Ben blogumu açarken herşeyden bahsetmek istedim. Tek konuya bağlı kalarak tek bir yoldan ilerlemek istemedim. Blogumda basın bültenlerim hariç her birini kendim yazarak fotoğrafladım. Bu sürecin kolay olduğunu sanan bir çok kişiyle de karşılaştım.
Sanıyorsunuz ki biz gidip gezip yiyip içip oturuyoruz. Sanıyorsunuz ki aldığımız ya da hediye edilen ürünleri bir kaç deneme yaparak anlatıyoruz. İşin aslı öyle değil malesef.
Biz gittiğimiz yerlerde sıcak yenmesi gereken birçok yemeği soğutarak yiyiyoruz. Sizin için daha güzel fotoğrafları görselleyebilmek adına. Yediğimiz içtiğimiz her bişeyde önce ön bilgi alıyoruz. Daha nasıl iyi anlatabiliriz diye. Size en doğru bilgiyi nasıl sunabiliriz diye gittiğimiz yerlerde kişileri esir ediyoruz.
Biz paylaştığımız ürün yorumlarında kendi cildimizi tehlikeye atarak sonuna kadar deneyip öyle bilgi vermeye çalışıyoruz. Ürünün en ince ayrıntısına kadar sizlere aktarmaya çalışıyoruz. Hatta günlerce mailleşiyoruz atladığımız herhangi bir bilgi olur mu diye.
Biz yazılarımızı oluştururken günler öncesinden plan yapıyoruz.Hangi görsel daha iyi durur hangi cümle daha çok yakışır ya da en doğru cümle hangisi olur diye defalarca yazdıklarımızı okuyoruz.
Biz paylaşımlarımızı yaparken daha çok hangi etiketler ile arayabileceğinizi düşünerek ona uygun etiketler seçmeye çalışıyoruz.
Biz sizin haberdar olmadığınız birçok konuyu günler öncesinde araştırıp konu ile ilgili kendi fikirlerimizi sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz.
Biz gidilecek bir yere saatler öncesinde gidip sizler için araştırmalar yapıyoruz.
Biz belkide gittiğimiz yerde başımıza birşey geleceğini düşünmeden kendimizi riske atıyoruz.
Bunlar sadece normal rutin yapılan işler bizler için. Ama siz ne yapıyorsunuz bunları okurken ya da bunlara şöyle göz ucuyla bakarken;
Yeri geliyor dalga geçiyorsunuz.
Yeri geliyor aşağılayıcı bir şekilde yorum bırakıyorsunuz.
Yeri geliyor kendi fikrinizi söyleyerek ve ortaya saçmasapan bişey atarak dikkat çekmeye çalışıyorsunuz.
Yeri geliyor ne yapmışki şimdi bu takdir mi bekliyor diyorsunuz.
Yeri geliyor gerçekten hafife alıyorsunuz.
Bunlarda böyle sıralanacak şeyler.
Açık ve net olayım bir Blogger olmak gerçekten kolay değil.Öyle dışardan bakıp heh şunlara da bak geziyorlar tozuyorlar eğleniyorlar iki cümleyi birleştiriyorlar demekle olmuyor.
4 yıldır bir emek veriyorum ben bloguma. Yazmaya başladığımda aldığım keyif tarif edilmez. şikayetçi değilim sizler için yaptığım hiç bişeyden. Ben yine fotoğrafımı çeker, yazımı yazar, gideceğim yere gider, yiyeceğimi yer, denediğimi paylaşırım. Bunların hiçbiri benim gözüme gelmiyor. Çünkü seviyorum bunları yaparken. Fakat sizlerden ufakta olsa bir saygıyı hakettiğimizi düşünüyorum.
Kendi yapamadığınız şeyleri başkaları yapıyor diye küçümsemek yerine bizlerden edindiğiniz her bilgiye bir teşekkürü çok görmeyin derim sizlere.

NOT: Blogger olmayı kolay sanan dostlar; Bir gün yer değiştirelim ben siz olayım sizde ben. Benim blogumda bir gün yazı yazmanıza izin vereyim. Sizde aynı bizim gibi bir yazı yazın ve hazırlayın. Bakalım kolay mı zor mu o zaman karar verin. 

15 Mart 2016

Kadın ve Erkek İlişkileri Üzerine #4 Aşk mı Sevgi mi?

Kadınların ve erkeklerin bir ilişkiye bakış açısı ne kadar farklı? Kadın herşeyin tükenmez olduğunu düşünürken erkek herşeyin bir gün tükeneceğinin farkındadır. Asında tükenir.. Hani tükenmez kaleme tükendiği halde tükenmez kalem demişler ya merak etmeyin aşk ve sevgiler de tükenir.
Bir ilişki her zaman güllük gülistanlık değildir. İnişleri çıkışları vardır. Özellikle ilk zamanlarda duyulan heyecan aşkla eşit sayılır. Aslında işin aslıda bu değildir. Bana göre aşk gelip geçici. Kısa vadeli heyecan toplaması gibi. Aşktan geriye kalanlar işte asıl ilişkinin kavramını oluşturur.
Ergen olduğumuz dönemlerde hissettiğimiz o bitmez tükenmez tutkular zamanla yerini mantığa bırakır. Yaş ilerledikçe aşkın ne olduğu tam olarak beynimizde yer etmesede kavram bulamasada kapıldığımız herşey aşkmış gibi gelir.
Aşkı sınırlandırmak hiç bana göre değil. İlla karşı cinse duyulan yoğun bir duygu patlaması taşımaz bende anlamı. Annenize, babanıza, kardeşinize hatta yakın dostunuza bile aşk ile bakabilirsiniz. Günümüzde en büyük yanılgı hep bu oluyor. Yani aşkın sadece karşı cinse duyulan tutkulu ve ihtiraslı duygu yoğunluğunun olmasına verilen ad gibi algılanıyor. İşin aslında beynin ve yüreğin tek bir kişiye yüklediği anlamdır aşk.
Genellikle sorulur aşk mı yoksa sevgi mi diye. Ben hep sevgi derim. Çünkü aşkın gelip geçici olduğunu, duyulan his yoğunluğunun yaşananlarla monoton bir düzene gireceğini düşünürüm. Tabi o ilk günkü halini korumak yine bizim elimizde olan bişey olduğunu da bilmiyor değilim.
uzun süren ilişkiler ya da evliliklerde ilk söylenen söz her zaman çok sevdim ya da seviyorum olur. Siz hiç aşığım diyen duydunuz mu? Ben duymadım dürüst olayım.
Sevgi uzun yıllar boyunca yüreğinizde kalıyor. Siz farketmiyorsunuz ama gerçekten kalıyor. Aşkın sadece yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğunu düşündüğünüzde ve onu sevgiye dönüştürdüğünüzde ister istemez uzunca bir vaktinizi alma çabası başlıyor.

İnsan sevdiği için ne yapmaz deniliyor. Hiç aşığı için ne yapmaz denildiğini duydunuz mu? Ben duymadım :)
Aşık kelimesi bana saçma gelse de sevgi kelimesine ve anlamına yüklediğim bir çok şey var. Bana göre sevgi tercih edilmeli. Aşk değil.
Her ne kadar tipik ikizler kadını aşksız yapamasa da sevgisini kazandığınız ikizler kadını ömrü boyunca sevmeye mahkumdur :)
Sevgi denildiğinde hissettiğiniz duygular aşkla kalmıyor. Aşkın ötesinde bişey sevgi. Koşulsuz şartsız her bişeyi ile kabullenmedir. Aşk kabullenmez. Hırçındır, asabidir, gerektiğinde uysaldır, çoğu zaman kavgacıdır, yıpratıcıdır, kimi zamanda dinginliğin işaretidir. Sevgi daha çok şey ifade eder. Bu yüzden kadın erkek ilişkilerinde aşkın yerine sevginin olması tercihimdir. Çünkü gelip geçici hevesler değildir bütün bir hayatımı kapsayacak bir sevgiyi tercih etmek her zaman daha sağlıklı gelmiştir bana :)

NOT: Biliyorum çoğunuz aşksız olur mu ilişkiler diyecektir. Ama birini yavaş yavaş sevip ona göre hareket etmek daha uzun vadede mutlu olmanızı sağlayacağını düşünüyorum. Ya da yaşım gereği anlamsız heyecan olan aşkı, sevgi ile taçlandırmayı daha çok seviyor olabilir. 
Aşıksanız hep aşık kalın ama yok sevgiyseniz o zaman aşkın sevginizi yok etmesine izin vermeyin :) 
Aynı yazıdaki görselim gibi bir hevesle bakmayın karşı tarafa ömürlük bakın :)

#birmucizedirkadinolmak Blogger Etkinliğimizin Sponsorları

Geçtiğimiz cumartesi Yasemin'in etkinliğinde olduğumuzu biliyorsunuz :) Sevgili arkadaşım her etkinliğinde olduğu gibi bizleri yine güzel hediyeler ile karşıladı. Kadın olmanın ayrıcalığını her daim hissettiren Yasemin yine Türkiye'nin markaları ile bizleri tanıştırarak bu fırsatı bizlere sundu.
Gelelim sponsorlarımıza; Öncelikle bizleri #birmucizedirkadinolmak etkinliğinde yalnız bırakmadıkları için her birine ayrıca teşekkür ederim. Ayrıca Konak Hotel de mekan sporumuz olarak bizleri ağırladı.

Birbirinden lezzetli peynirleri ile bizlere sunum yapan Muratbey Peynirleri gerçekten damak tadınıza uyacak. Yeni çıkan Topi peynirlerini leblebi gibi yedim durdum :)

Şişman Kızın İtirafları isimli bu kitabı da merak etmiyor değilim hani :) Eski bir şişman olarak en kısa sürede okuyup yorumlayacağım :)

Daha önce Today Kruvasan tatmışlığım var. Hatta bazen sabah kahvaltısı yerine bir bardak kahve ile öğün geçirdiğimde oluyordu. Elvan Gıda bu sefer bir de çikolata ve waffle ürünleri ile aramızda oldu. Her ikiside lezzetli :)

Odanızın ve kıyafetlerinizin hoş kokmasını istiyorsanız mutlaka Ekoz Kozmetik koku spreyini denemenizi tavsiye ederim. Gerçekten kıyafetlerde dolap içerisinde hoş bir koku olmasını sağlıyor.

Birbirinden lezzetli çorba seçenekleri ile sofralarımızın vazgeçilmez markası Knorr, Köfte harçları ile de aramızdaydı.

Daha önce sık sık adını duyduğum ve kampanyalarını takip ettiğim temiz malzemeleri Sır markası bizleri çok çeşitli hediyeleri ile mest etti diyebilirim.


Her evde mutlaka olan Domestos iki çeşit ürünü ile yalnız bırakmadı.

Yıllardır OMO kullanıcısı olarak sevindiren hediyelerden biri daha OMO çamaşır deterjanı. Kirlenmek güzeldir nede olsa :)
Ne zaman Tuğba Kuruyemiş şubesine rastlasam mutlaka Türk Kahvesi alıyorum. Kahvesinin yoğun köpüklü olmasından dolayı tercih ettiğim Tuğba Kuruyemiş yine çerez,lokum ve kahvesi ile bizlerleydi.

Sağlıklı atışmalık denilince akla gelecek ilk isimlerden biri de Zulu Kurutulmuş Et olmalı. Aslında kültürümüzde var olan fakat zamanla damak tadımızdan uzak kalan bir çeşit.

Pakmaya yeni çeşitleri ile bizlere güzel paketler göndermiş. Farklı tatları denemek isteyenler için seçenek olabilir.

Ufresh Doğal incirlerinin tadı gerçekten harika. Naturel beslenmek isteyenler için ideal olabilir.

Tek kırmalık bal ile çantanızda ya da iş yerinizde çekmecede durabilecek bala ne dersiniz?
Balparmak tek kırımlık balları ile sağlığınızı korumanıza yardımcı oluyor.

Çeyizime bir parçada Yasemin' den geldi. LAV Türkiye yine bizleri yalnız bırakmadı. Harika desenleri ile çay takımlarımız hazır. Kahvaltı sofralarına renk katacak :)

Blogger etkinliklerinin vazgeçilmez menüsü Fruitflowers yine bizlerleydi. Bu küçük kutucuklar gerçekten çok hoşuma gitti İlk fırsatta sipariş vereceğim :)

Dermokil ürünlerini her zaman sevmişimdir. Bu ürünü de mutlaka deneyeceğim.

Bebak ürünleri de benim en gözde ürünlerimden biri. Özellikle acı badem sütü her zaman evde var. Bizleri yine yalnız bırakmadılar ve hediyeleri ile mest ettiler.

Ayak bakımında son yılların trendi Scholl, bu büyük sarı kutuları ile bizleri çok mutlu etti.

Cecile ruj ve ojelerinin renkleri her zaman dikkatimi çekmiştir :)

Daha önce deneyimlediğim fakat bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım Cosmed sivilce önleyici bu krem hakkında detaylı bilgileri mutlaka sizlerle paylaşacağım.

Fonex son yıllarda saç bakımında oldukça gelişti. Fakat ben ilk kez kullanacağım :)

Bioder ürünlerini denemeyenimiz kalmadı sanırım..Özellikle nemlendiricisini çok seviyorum

Biobaby markasını denemek için minik bir bebeğimizin olduğu doğru. Bu yüzden ilk banyosunda bu şampuanı bebeğimize deneyeceğim :)

Şemsiye denilince akla gelecek ilk adreslerden biri olan Akbrella şemsiyeleri yine bizi yalnız bırakmadılar

Çay saatlerinin vazgeçilmez atıştırmalıkları Uneller, yeni ürünleri ile de aramızdaydı

Hazır şampuanım bitmişken Eeose şampuan ve saç kremlerini deneyeceğim

Sek Dünyası yeni çıkan yoğurt sütü ile yoğurdu evde yapmanın keyfini yaşatıyor. Bu arada yoğurt kalıp gibi çıkıyor :)

Banvit alışveriş indirim çeki ile internetten en kısa sürede alışveriş yapacağım .
Le Petit Marseillais markasını daha önce hiç denemedim ve bu sefer deneme imkanım olduğu için mutlu oldum.

Etkinliğimizde bizlere sponsor olan değerli firmalarımıza tekrar teşekkür ederim. Ayrıca Yasemin' e bu etkinliğinde benide davet ettiğini için tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum :)
Başka bir etkinlikte görüşmek üzere :)