28 Şubat 2016

Ipana Perfection ile Gülüşünü Göster

Merhaba Kızlar,
Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.
Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.
Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.
Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.
Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B  3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.
Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.
Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
Sevgiler,
İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Şubat 2016

Kadın Erkek İlişkileri Üzerine #2 Sadakat

Sadakat dendiğinde herkesin ortak düşüncesi aynıdır. İster çift olsun ister evli ister arkadaş hiç farketmez. Sadakat, evrensel bir anlayıştır. Fakat günümüzde bir çok insan ilişkilerinde maalesef sadakat yoksunluğu yaşıyor.
Ben yine biraz ilginç bir yaklaşımla karşınızda olacağım. Belki bana kızacaksınız belki de evet hiç böyle düşünmemiştik diyeceksiniz. 
Geçen hafta arkadaşımın biri arayarak eşinin onu aldattığından bahsetti. Aslına bakarsanız normal bir kadın düşüncesinde olsam hemen başlamam lazımdı. vay şerefsiz adi bunu sana nasıl yapar diye. Ama maalesef benden beklediği tepkiyi alamadı :)ilk sorum ;
- Kendinde ne eksik olduğunun hiç farkında mısın oldu. Çünkü o kadar ballandıra ballandıra anlatıyorki dersiniz dünyada tek aşık bunlar :)
Tabi dumura uğramış kadın modu hemen savunmaya geçti. - Neyi eksik kaldı? ütüsü, yemeği, kıyafeti herşeyi önündeydi, mutluyuz sanıyordum ama değilmiş dedi.
Bir erkek ya da kadının mutluluğu günümüzde çok enteresan bir durum. Kadın erkeğin mutlu olmasını muhteşem yemekler, ütülü çamaşırlar ve iki tatlı söz söyleme gibi görürken, Erkekte kadının mutluluğunu kredi kartına bağlıyor.

Acaba önceden de böylemiydi evlilikler ,arkadaşlık ve ilişkiler?
Ben tüm ilişkilere enteresan bir yaklaşımla bakıyorum. Eğer bir arkadaşınızı, sevgilinizi yada eşinizi aldatıyor ya da aldatılıyorsanız çuvaldızı önce kendinize batırmanız gerekir diye düşünüyorum.
Nasıl yapacağız aldatmanın, sadakatsizliğin açıklaması yapılamaz diyebilirsiniz. 
Aldatma niye yaşanır hiç kendinizi sorguladınız mı bu konuda. Hemen karşı tarafa bir şeyleri yüklemek bana göre doğru değil. Diyebilirsiniz herşey dört dörtlükkende aldatan var. Bunlar karaktersiz sınıfına giriyor. Fakat herşeyin size göre muhteşem olduğu düşünülüyorsa karşı tarafında görüşü çok önemli. Belki gerçekten bir eksik vardır ve dile getirilemiyordur.
özellikle uzun süren ilişkilerde ve evliliklerde aldatma sorunu ile karşı karşıya kalındığını düşünürsek bir şeyler zamanla etkisini kaybetmiş olabilir.
En çok tasvip etmediğimde kadınların bu aldatma konusunda herşeyi gizli saklı yapmaları. Erkek aldattığında mutlaka ortaya çıkıyor. Fakat kadın aynı şeyi yaptığında bu uzun bir süre ortaya çıkmayabiliyor. Aldatma tasvip ettiğim bir durum değil. Fakat ben öncelikle bunun nedenini araştırmayı tercih edenlerdenim. Çünkü hiçbir şey sebepsiz değildir. kişiyi buna iten bir sebep olmalı.
Erkek kadın ayrımı yapmıyorum ama hayatınızdaki insanı aldatabilmeniz için bir eksiklikten kaynaklanıyor olması gerekir diye düşünüyorum.
Belki düşüncem yanlış belki de itici ama gerçekten böyle düşünüyorum. Aldatıldıysanız hemen karşı tarafa suç bindirmek yerine kendinizi sorgulamayla başlamanız ilişkileriniz için sağlıklı karar vermenize yardımcı olabilir. Bu sayede kendinizi ilişkilerinizde geliştiriyor bile olabilirsiniz.
Herşeyin iyi yönünden bakmak gerek. Aldatma ve aldatılma her ne kadar yanlış bir davranış olsa bile sizden bir tane daha yok. Bu yüzden kendinizi sorgulama fırsatı bulduğunuzu düşünerek yaklaşmanızda fayda var. Suçu direk karşı tarafa yüklemeyin derim. Siz bir tanesiniz ve bunların sizi üzmesine izin vermeyin.
Umarım demek istediklerimi birazda olsa anlatmaya çalışmışımdır :)

NOT: Sevgili aldatılan arkadaşım;
Seni aldatan insanı asıp kesip kendini üzmektense öncelikle iç dünyana bir dön ve bu aldatılmanın neden gerçekleşebileceğinin sebeplerini kendinde sorgula. Biraz tarafsız bak duruma. Biliyorum üzücü ve yıkıcı bir durum. şimdi dünyan karanlık.. Sevdiğin adamın bunu neden yaptığını kendince sorguluyorsun ama önce kendi eksiklerini bir sorgula. Daha sonra Onun ipini sal gitsin. 
Yeni bir insan olarak ayaklarının üzerinde dur ve bunda yaptığın hataları ve eksiklikleri tamamlayarak yoluna devam et. Senin için en doğru yol bu :/

25 Şubat 2016

Organik Haceria Duş Jeli ve Haceri Şampuan

Son yıllarda doğal ürünlere ilgi oldukça fazla olmaya başladı. Herkes aman doğal olsun da ne olursa olsun şeklinde ürün arayışlarına girdi. Özgürlük Kadınla Başlar blogger etkinliğimin sponsorlarından biri olan Haceria markasının duş jelini ve şampuanını kullanmaya devam ediyorum.
Özellikle duş jelinin kokusu çok hoşuma gidiyor. çoğumuzun organik ürün kullanmayı seviyoruz. Bu yüzden satın aldığımız bir çok üründe organik olup olmadığını da dikkat ediyoruz.

Haceria markası doğal ürün bakımından gerçekten başarılı bir firma. şampuan, duş jeli ve sıvı sabunun yanı sıra cilt için peeling ve kremleri de doğal. 
Ben şuanda şampuan ve duş jelini kullanıyorum. Bide arada peelingini deniyorum. Onunla ilgili de en kısa sürede yorumarımı sizlerle paylaşacağım.
Haceria Günlük Şampuan alerji problemi olanla için ideal. Çünkü çoğu insan alerjiden dert yakınır. Alerjik yapıdaki kişilerde şampuanını değiştirdiğinde saç derisinde pullanmalar ve kaşıntılar meydana gelir. Benim cilt yapımda hassas ve alerjik bir yapıda olduğundan Haceria ürünlerinde böyle bir problem ile karşılaşmadım. Çünkü tuzsuz ürünler. Benim için tek sıkıntı ben saç kremi kullanmadığımdan normalinden biraz daha sertleşme yapması oldu. Bunun dışında koku ve köpürme iyiydi. Köpürme kiminde az olabilir. Çünkü tamamen doğal.

Haceria duş jeli, şampuan gibi yine koku bakımından oldukça iyi. Ciltte afif bir koku bırakması ve doğal oluşu bu tarz doğal ürünleri kullanmak isteyenler için ideal.
Organik sertifikalı Haceria ürünlerini her yaştan grup rahatlıkla kullanabilir. ürün üzerinde gördüğünüz gibi %99 organic olduğu ibaresi yer almakta. Sertifikalı oluşuna dikkat etmelisiniz bu tarz ürünlerde. 

Şimdilik kullanımım yarısında ve memnunum diyebilirim. Organik ve sağlıklı ürünleri tercih etmek biraz daha kendimize değer verdiğimizi gösteriyor. 
Haceria peeling yorumlarım için takipte kalın.

23 Şubat 2016

Kadın Erkek İlişkileri Üzerine #1 Beklentiler

Bugün dikkatimi çektide uzun süredir böyle içimi döktüğüm bir yayın yapmamışım. Genelde arada atarlı giderli paylaşımlarım hep olmuştur. Bunun üzerine bugün kadın erkek ilişkilerinin üzerine konuşmak geldi içimden ve benim bu ilişkilere bakış açımı paylaşmak istedim.
Ne tuhaf demi kadın erkek ilişkileri? Bazen komik bazen atraksiyonlu bazen durağan bazende çocuk :) Ben bugün sizlere ilişkilerdeki beklentilerden bahsetmek istiyorum :)
Hepinizin bir ilişki başladığında beklentileri vardır. Aman şöyle olsun aman böyle olsun :) Aslına bakarsanız benim bugüne kadar hiç bir beklentim olmadı. Ben bir ilişkide beklenti olduğunda hayal kırıklıklarının olacağını düşünürüm. Şöyle diyeyim mesela bir kadın özel bir günde beraber olduğu erkekten ya da eşinden bir çiçek bekler. Karşıdaki erkekten böyle bir şey gelmeyince hop hemen erkeğin adı '' ODUN'' olur :) Aslına bakarsanız öyle değil. Bir ilişkiye başladığınızda beklenti içine girmediğiniz de çok daha mutlu oluyorsunuz. Beklentiler hayal kırıklıklarınızın bütününü oluşturuyor.
Bir kadın için erkeğin anlamı genellikle yanımda olsun, herşeyi beraber yapalım, romantik olsun, destekçi olsun, baba olsun, varlığını hissettirsin gibi gibi şeylerin temelini oluşturuyor. Peki hiç sordunuz mu kendinize karşınızdaki insan sizden ne bekliyor. Tek taraflı bakmamak gerekiyor bu ilişkilere. Ne verirsen onu alırsın yerine karşılıksız bişeyleri yapmanız gerekiyor. Dostlarınıza ya da ailenize herşeyi karşılıksız yapabilirsiniz. Bunu erkek arkadaşınıza ya da eşinize de yapmalısınız bana göre.
Bir erkekten beklentileriniz ne kadar yüksek olursa sizin bir ilişkide mutlu olmanız o derece oluyor. Sürekli bir beklentiyle erkeği yanınızda istemeniz gerçekten hayal kırıklığınızın kaçınılmaz olduğunu gösterir. 
Şöyle bırakın su aksın yolunu bulsun. İlişkinizde bişeyler mi yapmak istiyorsunuz sonu ne olursa olsun yapmaya çalışın. Erkeklerin de beklentileri olduğunu unutmayın. Eğer hayatınızda olan kişinin doğru kişi olduğuna inandıysanız bunu gerçekten karşılıksız yaşayın. 
Beklentili bir ilişki her zaman bitmeye mahkumdur. Herşeyi de erkekten beklemeyin ya da herşeyi kadından beklemeyin. Sonuçta kimse robot değil. Siz nasıl özel bir günde çiçek ya da herhangi bir şey bekliyorsanız karşınızdaki de bekler. 
Günümüzde ki ilişkilere baktığımda özellikle şu sevgililer günü, doğum günü, evlilik yıldönümü gibi saçmasapan ardı arkası kesilmeyen kutlamalarda herkes bir telaş bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ben hiç böyle olamadım. Nedense özel gün kavramım yok. kafama göre bana hergün özel günmüş gibi geliyor.

Hayatımdaki insandan bir beklentim olmadan genel olarak kendi kafama göre bişeyler yapan türümün son örneği olan bir kafam var sanırım. Kadın erkek ilişkisi denildiğinde herşeyi erkek yapacak diye bir kuralım yok. Örneğin bir kadın çiçek bekliyorsa erkekte bekler. Hani belki çok tuhaf gelecektir erkeğe çiçek ama sonuçta erkeği gizli gizli uyarmak gibi bişey diyebiliriz buna.
beni tanıyanlar çok iyi bilir ben sürekli renkli bir insanım öyle klasik şeyler bana uymaz. Ne de olsa ikizler burcu kadınıyım. Her an bir yerden sürprizle çıkıp olur olmadık aklın mantığın almadığı hareketlilik yaratabilirim. 
Aslında kısaca yazımı şöyle özetleyeyim ;
Bir ilişkiyi yaşarken ya da evliyken gerçekten beklenti içinde olmayın. Kafanızda kurduğunuz ilişki biçimini kendi ilişkinizde yaratmaya çalışmayın. iki farklı kişilik bir araya geldiğinde ortam zaten gereğinden fazla ilginç olabiliyor. Kafanızda ki beklentileri bir köşeye bırakıp karşınızdakine beklentileriniz olmadan yaklaşın. inanın daha verimli ve mutlu bir ilişki içinde olacaksınızdır.
Akıl vermek benim haddime değil. Sonuçta ne yaşayıp gördümki. Ama ben sadece çevremden ve okuduğum herşeyden kendime öğüt çıkaran bir tipim. Bu da onlardan biri. Anladım ki kadın erkek ilişkisinde beklentilere girip kendimizi üzeceğimize beklentisiz ve plansız olmak her zaman daha sağlıklı :)

NOT : Beklentili bir ilişkinin bitmeye mahkum olduğunu ve hayallerinizi kıracağını unutmayın....

22 Şubat 2016

Yaz Gelmeden Lekelerinizden Kurtulun

Kışın cildinizde ki lekeler çok fazla dikkatinizi çeker. Yaz aylarında oluşan güneş lekeleri ve cildinizde oluşan diğer lekelerin sizi rahatsız etmesine izin vermeyin. Kısa sürede etkili ve kalıcı çözümler için Sinoz Leke Kremi’ ni kullanmaya şimdiden başlayabilirsiniz.
Sinoz Leke Kremi içeriğindeki formül ile cildinizde oluşan ;
Güneş lekeleri
Sivilce izleri
Yaş ilerledikçe ciltte oluşan lekeleri
Hamilelik lekeleri
Ağda sonrası oluşan lekeleri
Siyah noktaları
Ciltte istenmeyen renk tonu değişimlerini Sinoz Leke Kremi ile kalıcı ve etkili bir biçimde artık giderebilirsiniz.
Sinoz Leke Kremi gelişen son teknolojiyi kullanarak tamamen laboratuar ortamında geliştirilerek üretilen Türkiye’ nin en iyi sonuç alınan leke kremlerindendir. Üretimi el değmeden yapılır. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanarak ISO9001 belgesine sahip ve TSE onaylı bir leke kremidir.
Sinoz Leke Kremi düzenli kullanımda koyu renk cilt lekelerinizde oldukça etkili bir üründür. Kullanımı kolay ve kalıcı sonuç alınan Sinoz Leke Kremi Tüketici Kalite Ödülü’ ne sahip bir üründür.
Sinoz Leke Kremi kullanımı temizlenmiş cilt üzerine lekelerin bulunduğu bölgeye uygulanır. İçerdiği vitaminler sayesinde cilt lekelerinden kurtulmanızı sağlar.

Düzenli kullanım sonunda cildinizde oluşan istenmeyen lekelerden kurtulmanızı sağlar. % 100 sonuç ile müşteri memnuniyetini sağlayarak pürüzsüz ve lekesiz bir cilt elde edebilirsiniz.
Lekelerinizden kurtulmak istiyorsanız Sinoz Leke Kremini şimdiden kullanmaya başlayabilirsiniz.
Satış Fiyatı : 79 TL
Sinoz Leke kremine internet üzerinden sipariş vererek sahip olabilirsiniz. Üstelik ücretsiz kargo ve kapıda ödeme avantajlarıyla üretici firmanın 30 gün koşulsuz para iade garantisi ile.
internetten sipariş için www.sinoz.com.tr


18 Şubat 2016

Canımız Yanıyor Sesimizi Duyan Var mı?

İki gündür kaos içindeyiz. Lanet terörün yaptıklarını izliyoruz. İnsanı insana kırdırıp acımasızca katlediyorlar. 
17.02.2016 Ankara
18.02.2016 Diyarbakır 6 Şehit
Yanıyor canım her haberleri açtığımda. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ülke ve millet olarak bizim canımız böyle yanarken ana, baba, çocuk, eş ve kardeş canı nasıl yanıyordur? Hiç düşündünüz mü bunu? Empati kurabildiniz mi?
Soysuz şerefsizler bizim canımızı ne kadar yakarsanız o kadar güçleniyoruz. Tek yürek oluyoruz.Evet içimizi yakıyorsunuz ama sonsuz nefretin tohumlarını aynı anda yüklüyorsunuz yüreklerimize. Elbet bir gün aynı şekilde canınızın yanacağını düşünün.
Yüreğim o kadar ağır ki cümle bile kuramaz hale geldim. Gözümden istem dışı dökülen gözyaşlarım ve dakikalarca sövüp lanet okuduğum cümlelerim var.
Canımızın yandığını duyan bir tek Allah var. Bir gün hakedilen cezayı verecektir.
Şimdi sönen ocakların yasını tuttuğumuz şu günlerimiz bitsin artık. Geleceğini göremediğimiz hayatlarda yaşıyoruz.
Şehit ana babaları ağlamayın feryat ve isyan etmeyin. Bir evlat kaybettiniz ama milyonlarca evladınız olduğunu unutmayın.
Şehit eşleri ağlamayın evet acını senin kadar derinde hissedemedik ama yalnız değilsin sana yoldaş olacak milyonlarca insan var. 
Şehit kardeşleri ağlamayın kardeş demek hayatında sahip olduğun en güzel şey demek. Herşeyin demek. şimdi milyonlarca kardeşin var.
Şehit çocukları ağlamayın. Babasız kaldın evet bir daha omuzuna başını yaslayacağın en kötü gününde seni sarıp sarmalayacak dağını kaybettin ama milyonlarca yanında olacak baban olacak. 
Belki hayatlarınızdan gidenlerin yerini dolduramayız ama hep yanınızda olduğumuzu bilin hissedin.
Ankara patlamasında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.
Diyarbakır' da patlamada şehitlerimizin mekanı cennet olmasını diliyorum ve ailelerine baş sağlığı diliyorum
Başımız sağolsun TÜRKİYEM...............

17 Şubat 2016

Blogger Olmayı Laçkalaştırmayın

Son dönemlerde ne çok blogger türedi diyebilirsiniz. İki yazı yazıp resim çekebilen herkes blogger oluyor diye de düşünebilirsiniz. Evet haklısınız bir kaç cümle yazmayı başarabilen iyi de fotoğraf çekebilen herkes bloggerlığa soyunuyor. Bir de bir afra bir tafra ile. 
4 yıldır blog yazarlığı yapıyorum. Bu dört yılda birçok şeyi araştırıp birçok şeyi öğrendim. Yeni dostluklar edindim yeni firmalarla tanıştım yeni alanlar keşfettim. Fakat son bir yılda görüyorum ki bu işi bile ayağa düşürmeye çalışan insanlar var.
Blogger olmak süslü cümle kurup renkli fotoğraf çekmek değildir. Gerçekten bir emek ister. Vaktinizin çoğunu alır. Gün içerisinde herşeyi özetlemeniz gerekir. Deneyip başkalarıyla paylaşmak istediğiniz bir alan haline gelir. memnun kalıp itina ile söz ettiğiniz ya da memnun kalmayıp yerin dibine soktuğunuz konular olur. Ben blogumu açarken henüz blog dünyası yeni yeni hareketleniyordu. Hani büyükler der ya bizim zamanımızda diye. İşte şimdi aynı şeyi blog dünyası için ben diyorum.

Bizim zamanımızda blog yazmak bir ayrıcalıktı. Yeni yerleri keşfedip yeni olan herşeyi paylaşmak ayrı bir heyecandı. Blogger etkinliklerine katılıp kendimizi bu dünyanın içinde görmek gerçekten ayrı bir havaydı. Son zamanlarda instabloggerlar ve bir ürün için bile kavgaya tutuşan kişiler ne kadar çoğaldı.Biliyorum yazıyı okuyan birçok kişi aynı fikirde olacak.
Hepsi böyle demiyorum. çünkü kendi takip ettiğim ve gerçekten hakkını veren instablogger arkadaşlarımda var. özellikle onlara değil bu laflarımın dokundurulması. İçlerinde bir telaşla blog açıp yazanlarda dahil buna.Fakat özellikle firmalardan ürün koparabilmek için açılmış hesaplar da var. Benim lafım onlara aslında. Yoksa emek vererek zamanının çoğunu bu mecrada geçirenlere oldum olası saygım vardır. Hatta yeri geldiğinde takdir etmeyide bilmişimdir.
Blogger dünyası dışardan bakıldığında çok renkli gelebilir. Aman ne olacak fotoğrafa iki obje koyup bir kaç cümlede yazdım mı bu iş tamamdır diyen o kadar çok kişi var ki gerçekten bu işe bulaştığıma bazen tiksiniyor hale geliyorum.
Eski blog yazarları ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır ama yenilere gelince mutlaka kendilerini savunma biçimi alacaklardır. Fakat işini doğru yapan herkese saygım olduğunu belirtmek isterim. 
Blog yazarlığı yapmak yeni katılacaklar için diyeyim gerçekten zevklidir ama bir o kadarda zordur. Hem kalıcı olacaksınız hem güven kazanacaksınız hem iletişim yönünüz kuvvetli olacak hem de aslında en önemlisi doğru yoldan şaşmayacaksınız demektir. Sonuçta her ne kadar internet ortamı olsada sizi yansıtan bir alana sahip oluyorsunuz. ne kadar çok bilgi paylaşımı yapılırsa o kadar ilgi görüyorsunuz.
Bilgiyi doğru paylaşmanızda önemli. özellikle son yıllarda firmaların bile şikayet ettiği tek nokta ürün isteyip daha sonra hiçbir şekilde çalışma yapılmaması. Tek bir ürün için bloggerları nasıl aşağıladığının farkında olmayan bu zihniyetleri ne takip ediyorum ne de herhangi bir paylaşımda bulunuyorum. Zaten bir kaç yazıyı okuduğunuzda ne amaçlı olduğu belli oluyor. Aslına bakarsanız üzüyor beni bu durumlar.
Bizde blogger olduk ama hiç bir zaman son yıllarda ortalığa dökülenler gibi olmadık. Biz bilmezdik firmalarla nasıl çalışılacağını ya da onlardan bişeyler isteyebileceğimizi. Birçok firma kendi ulaşmıştır tarafıma. Uygun gördüğümü merak ettiğim ile başlamışımdır bu yola. İlk zamanlarda sürekli kendimden paylaşım yapmışımdır. Kimseye oturupta sıra sıra mail gönderip banada ürün gönderin dememişimdir. Çok nadirdir böyle bişey. Destek olmak istediğim bir firma olduğunda teklifle gidiyordum yoksa öyle oturup şunu gönderin bunu gönderin demiyordum. Bunun yanı sıra bizim zamanımızda basın bültenleri karşılıksız yayınlanırdı. Şimdi bakıyorum bir basın bülteni için uçuk rakamlar ve ürün talebi oluyor. Çünkü bizim zamanımızda blog ürün isteme ya da para kazanalım diye açılmıyordu. Biz safmışız. Halada öyle davranıyoruz. 
Dönemimin Bloggerları çok iyi bilir bu durumları :) 
Gerçekten söylemek istediğim o kadar çok cümle varki bir destan niteliğinde olabileceğinden emin olabilirsiniz.
Yapmayın arkadaşlar gerçekten yapmayın. Eğer bir blog açacaksanız lütfen doğru bir şekilde yapın bunu. kalkıp her işin suyunu çıkarttığınız gibi yapmayın. Emek verenlerin hakkını yemeyin. Bir kaç parça ürün için açtığınız bloglarınızı ve kurduğunuz sosyal medya hesaplarınızı dışarıdan bakıldığında saçmasapan şeyler için yapıldığı hissini hissettirmeyin. içinizden gelerek gönül verin bu işe. Böyle yaptığınızda keyif alacağınızın garantisini veriyorum :) 
Not : Acayip kızgınım aslında kelimelerimi yumuşatarak seçmeye çalıştım fakat dik çıkışlarım olmuştur mutlaka. Bunu bir yazı dizisi haline getirmek istedim. Çok sinirliyim bazılarına. Çünkü birebir yaşıyorum bahsettiklerimi. Geçermi sinirim bilmiyorum ama sanırım gördükçe olanları daha çok sinirleneceğim.
Blogger olmak bizim zamanımızda :) gerçekten ayrıcalıktı ve bundan sonrada ayrıcalıklı olmasını dileyerek yazılara devam edelim bakalım sonuçlar bizi nereye götürecek :)


16 Şubat 2016

Ben Size Demiştim Korku Evine Gideceğim Diye :)

Daha önce merak ettiğim korku evi hakkında sizlere küçük bir tüyo vermiştim. Özellikle Vampir Evi tercihim oldu. Her zaman Dracula hikayelerine bayılmışımdır. Nedense ayrı bir sempatim var :)
Haftasonu kendimize bir etkinlik ararken farklılık olsun diye tercihimizi Vampir Evinden yana yaptık.

Böyle bir eğlence böyle bir korku yok :) 70 dakika boyunca geçirdiğim en zevkli etkinliklerden biriydi. Kaçış oyunları ülkemizde henüz yeni yeni can buluyor olsa da yurtdışı bu konuda biraz daha hızlı. Keşke bizde de olsun diyebileceğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirmek için en eğlenceli yerlerden biri korku evleri.
Kendinizi bir hikayenin içerisinde bularak gizli şifreleri çözerek ve her çözdüğünüz şifrede farklı bir alana yönlendirilmeniz gerçekten keyif verici. Bunun üstüne birde korku olunca eğlenmeniz kaçınılmaz :)
Taksim' de bulunan Vampir Evi korkmak ve eğlenmek için mutlaka gidip görmeniz gereken bir yer. Kapıda eve girerken bile korku başlıyor. Farklı bir atmosfere sahip. oyuna alıştığınızda evden çıkmak istemeyebilirsiniz.

Arkadaşlarımızla gittiğimiz Vampir Evi bizi müptela etti diyebilirim. Korku ile eğlenebileceğinizi hiç düşünmezsiniz. Ama oyun sonunda evden çıktığınızda keşke bitmeseydi moduna geçiyorsunuz.
Vampir Evi sahibi Mustafa Bey bizleri çok iyi ağırladı. kendisine gerçekten sonsuz teşekkür ediyorum. Korku evine girdiğinizde dış dünya ile bağlantınız bitiyor ve o an kendinizi tamamen oyun kaptırıyorsunuz.

Eve girmeden önce size sadece kurallardan bahsediyorlar ve direk oyuna başlıyorsunuz. Sanırım en çok dikkat çekici yanı da bu çünkü tamamen oyunun içine girmiş oluyorsunuz. Ben yaramazlık yapmak için yaratılmışım :)
Hem kork hem de eğlenceyi bir arada yaşa gerçekten eşsiz bişey :) Korku evi dendiğinde akla ilk gelecek isimlerden biri Vampir Evi artık. Bizde evin bir ferdi olarak bizleri ağlayana kadar korkudan ekibe çok teşekkür ederiz.
Detaylara çok fazla girmek istemiyorum çünkü gidip mutlaka yaşamanız gerekiyor. Sonsuz şekilde eğleneceğinizin garantisini verebilirim. Oyun sonrası ekibin sıcak kanlı oluşu da bizleri çok etkiledi. Korku evleri arasında ilk tercih edip gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Acayip eğleneceksiniz. Farklı kaçış oyunlarında görüşmek üzere.

15 Şubat 2016

Kırık Şemsiye Etkinlik Şemsiyeleri Akbrella' dan

Etkinliğim bitti bitmesine ama hala sponsorlarımdan bahsetmeye devam ediyorum. Uzun bir sürede bahsedeceğimden emin olabilirsin. Ürünleri kullandıkça sizlerle paylaşacağım.
Benim her iki etkinliğimde de blogumun simgesi olan kırmızı şemsiyeler her zaman ilgi görmüştür. Bu etkinliğimde ki şemsiyelerimin sponsorunu merak eden çok oldu. Gerek sosyal medyada gerekse normal hayatta elimde şemsiyemi gören nereden aldığımı sordu.

Sevgili Akbrella sahibi Ali Bey sağolsun etkinliğimde şemsiye sponsorluğumu kabul ederek bana çok güzel jest yaptı. Kırmızı şemsiyeleri bizlere gönderdi.
Kalite ve hızlı gönderim ile gerçekten tercih edilecek bir firma.
Benim kırmızı şemsiyelerimin yanı sıra Akbrella şemsiyelerde çok fazla çeşit var. Günlük kullanımda renk çeşidi ile dilediğiniz şemsiyeyi yaptırabilirsiniz. özellikle benim gibi organizasyonlarınızda konuklara şemsiye hediye etmek isterseniz mutlaka Akbrella şemsiyeyi tercih etmenizi öneririm.
Günlük hayatta şemsiye kullanmanın yanı sıra mekan sahipleri için yaz ve kış aylarında kullanılan daha büyük ve sanayi tipi şemsiye çeşitlerini Akbrella' da görebilirsiniz.

Akbrella Şemsiye, şemsiye çeşitleri ve bahçe mobilyaları konusunda gerçekten başarılı bir firma. Benim kırmızı şemsiyelerimin hem kullanışı hemde kullanılan malzemesi gerçekten kaliteli. Bir de hizmetleri çok hızlı. Özellikle firma sahibi Ali Bey direk kendi ilgilenince müşterilerine değer verdiklerini hissettirdi.
Belli zamanlarda Twitter hesaplarındaki indirimlerden de faydalanmanızı isterim. Başarılı ve doğru bir tercih yaptığımdan çok memnun oldum.
Kırımızı Şemsiyelerim için Akbrella ekibine çok teşekküürler :)

13 Şubat 2016

Burgu Arjaan By Rotana Brunch Keyfi

Geçtiğimiz pazar günü harika bir organizasyondaydık. Sevgili Funda'nın daveti ile Burgu Arjaan By Rotana Hotel' in brunch organizasyonunda yer aldım. harika bir menü ve servisler ile eşsiz lezzetleri deneme fırsatı buldum.
Daha önce Rotana Hotel hakkında sizlere burada paylaşım yapmıştım. Şimdide kendi çektiğim fotolarla beraber bu eşsiz lezzetleri sizlere sunmak istiyorum. özellikle girişte bizleri karşılayan hotel yetkilileri bizlere ne kadar değer verdiklerini gösterdiler.










Funda namı değer Arenandfamily blogunun sahibi daveti ile beni çok mutlu etti.kendisiyle ilk kez bir araya geldi.
Organizasyonda dahil olan diğer arkadaşları zaten sosyal medyadan tanıyordum fakat yüzyüze görmemiştim. Onlarla da bir arada olmak gerçekten güzeldi ve keyifli zamanlar geçirdik.
Hotelimizin Şefi Rafet İnce bizlere harika sunumlar ile hem midemizi hem de gözlerimizi doyurdu diyebilirim. kendisini tanımaktan gerçekten mutlu oldum. Esprili yaklaşımı ve bizlerle ilgilenişi diğer gördüğümüz şefler gibi değildi. Kendisi ayrıca bir şef olarak Milli takımda bulunan şefleri yetiştiriyor. Bunun yanı sıra Habertürk kanalında da programlara çıkıyor. Eşsiz bir sunumu var. Bu zamana kadar gördüğüm birçok Şeften farklı bir yapıda. Mutlaka gidip sunduğu lezzetleri tatmalısınız.







Ben bol bol fotoğraf çektim yine en iyisimi sizleri bu güzel kareler ile iştahınızı kabartayım.
Bu arada günün sürprizi Özlem Mekik oldu. Her zaan adını duyarım gerçekten hem blog dünyasının hem de yemek dünyasının en iyilerinden. uzaktan uzağa onu seviyorum ama o farkında değil. Bende gizli hayran modu diyebilirim :)






Gün sonunda oteli gezme imkanımızda oldu. Harika bir yer şehrin merkezinde sessizliğin içinde yer alabileceğiniz güzellikte.

video

Hem Otel çalışanları hemde yetkilileri müşterileri ile birebir ilgilenmeleri de gerçekten kendinizi özel hissettiriyor. En kısa sürede harika brunch keyfini yaşamanızı öneririm.
Aaaa bu arada yine şanslıydım günün sonunda Özlem Mekik bizler için ayrıca sürpriz çekilişler düzenledi ve SPA kazandım.. Havuz, spor ve spa hizmetini 17 numara ile ben kazandım. kazanmadan önce şefimiz Rafet İnce defalarca sana çıkacak diyerek sonunda bana çıkardı :)



Burgu Arjaan By Rotana Hotel' de geçirdiğimiz güzel dakikalar için hem Hotel çalışanlarına hem Hotel Yönetim Kuruluna hem de davet eden Funda' ya çok teşekkür ederim. Başka bir organizasyonda görüşmek üzere.

12 Şubat 2016

Özel Günleriniz İçin En Doğru Adres www.escicek.com

Sevdiklerinize hediye edeceğiniz ve özel günlerde sevdiklerinize onları hatırladığınızı belirten çiçekler ve aranjmanlar Esçiçek tarafından olsun.

Sevginin en anlamlı hali olan çiçekler sizler için özel olarak hazırlanarak dilediğiniz tarihte gönderdiğiniz kişilere ulaşıyor. Hediyelerinizi özel gün ve organizasyonlarda Esçiçek farkı ile sevdiklerinize yaşatın.
Müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak siz değerli müşterilerimize online çiçek satış yapmanın ayrıcalığını yaşatıyoruz.
Düğün, nişan, bebek, doğum günü, tebrik, özel gün ve kurumsal çalışmalarımız ile sizlere çiçek satın almanın kolaylığını sunuyoruz.
Esçiçek 2014 yılında faaliyete geçerek ve her geçen gün büyüyerek müşterilerine ayrıcalıklı hizmetin kapılarını açmaktadır. İstenilen çeşitte ve aranjmanda sizlerin yanında olmaya devam ediyoruz.
Çiçeğin yeni esintisi olarak müşterilerimize her türlü özel günlerinde yanında olduğumuzu göstermekten memnuniyet duyarız.

Web sitemizde hızlı gönderim ile aynı gün hediyelerinizi adrese teslim ediyoruz. Yurtiçi tüm şehirlerde istenilen tarihte hediyelerinizi iletiyoruz. Ayrıca yakında yurtdışına da hizmet vermeye başlayacağız.
Çiçek bakımları ile ilgili de bilgilere ulaşarak canlı yardım desteği ile bilgi sahibi olabilirsiniz. farklı ve sıradışı çiçek aranjmanları ile sevdiklerinizi sevindirmenin en uygun yolu Esçiçek ayrıcalığı ile gerçekleştirilmektedir.
Esçiçek online alışveriş yapmak için web sayfamızı ziyaret edip  ve sosyal medya hesaplarımızı takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.


11 Şubat 2016

Pelit Çikolata Müzesi Ziyaretimiz

Geçtiğimiz hafta cumartesi Pelit Çikolata Müzesini ziyaret ettim. Çikolataya boğuldum desem yeridir :)
Pelit Çikolata Müzesi İstanbul'un Esenyurt semtinde. Akbatı AVM arka tarafına kalıyor. Günler öncesinden rezervasyon yaptırmıştık. Çikolata müzesi deyince herkes az çok belki fikir sahibidir. İşin içinde çikolata varsa benimde orada olabileceğimi tahmin edebilirsiniz. Oldum olası bir çikolata hastalığı var bende. bazen kendime şaşırıyorum. çocuklar gibi seviniyorum biri bana çikolata verdiğinde :)




Müze tamamen çikolatadan yapılmış. Çeşitli çizgi film kahramanları, İstanbul' da bulunan tarihi yerler ve büstler hepsi çikolatadan. Yapılan görseller bozulmaması için vernik ile kaplanmış. Yoksa herkes bir parça almak isteyecektir aynı benim gibi :)
Büyük bir alanda harika bir yer. Daha önce böyle bir müzeye gittiğinizi sanmıyorum. Farklı ve bir o kadarda lezzetli bu müze haftanın her günü açık ve ziyaretçi kabul ediyor. Giriş ücreti 20 tl. Verdiğiniz paraya gerçekten değiyor.
Girişte sizi karşılayan çikolata çeşmesinden güne çikolata ile başlıyorsunuz. Ayrıca satış olarak da bir bölümü bulunuyor. Bir sürü çeşitte görsel olarak sunulmuş çikolata aranjmanları mevcut. Nişan, söz, düğün, bebek ve özel gün çikolata aranjmanları zaten sizleri kendinizden alıyor. Evlenesim geldi diyebilirim :)





Pelit her zaman bildiğimiz kaliteden asla taviz vermeden ve hijyen koşullarına uygun şekilde üretimlerine devam ediyor.
Çikolata Müzesi iki alandan oluşuyor. Birinci alanda çikolata ağacı ve çikolata ile ilgili bilgilerle başlayarak Nuh'un Gemisi, İstanbul tarihi yerleri ve büstlerden oluşuyor. İkinci alan ise Tatlıköy adı verilen bir alan. Burası daha eğlenceli :) çizgifilm ve hikaye kahramanlarının yer aldığı bir köye giriş yapıyorsunuz. Herşey çikolatadan herşey tatlımı tatlı :)









Bizlere eşlik eden bir görevli ile Çikolata Müzesi hakkında detaylı bilgiler aldık. Her şekilde de fotoğraf çekmeyi ihmal etmedim. Hareketli görselleri videoya çekerek instagram hesabımda paylaşımlarda bulundum. Benim için gerçekten keyif vericiydi.





















Klasik dekor, pasta ve çikolatanın dışına çıkan Pelit Çikolata Müzesi çocuklarınızla da hoş vakit geçirmenizi sağlıyor. Çikolata şelalesinden akan çikolatadan tatmadan olmazdı. harika tatlar ve görseller bir araya toplanarak güzel bir ziyaret oldu bizim için.

























Pelit Çikolata Müzesi için internet sayfasından rezervasyon yaparak Müzeye giriş sağlayabiliyorsunuz. Gittiğinize değecek. Sizlere bol bol resim çektim :)